Hikmet MUTİ
Reel Sosyalizmin ( SSCB ) ,.
Resmi Tarihi'ne
göre ,.
kuruluş yıllarının '' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' bir zorunluluktu....
Sol Kanat'ın yayınladığı ,.
ve
sonradan yasaklanan ,.
''Komünist'' dergisine
göre ise
''..... bu uygulamalar Devletçi Kaapitalizm'in duyulan ilk ayak sesleriydi...
İşçi Sınıfı
köleleştirilmek üzereydi... ''
(The ‘Left’ Communists’ Theses on the Current Situation,Russia 1918)
''......yoldaş Lenin tarafından savunulan,.
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' nın ,.
Devlet Kapitalizmi inşasına dönüşeceği apaçık ortadadır...
bunun Sosyalizm inşası ile bir alakası yoktur,....
bunun Sosyalizm inşası için kısayol olduğu söylenmekte ,.
Sosyalizm inşası ,.
Ekonomik kalkınma için Demiryollarının kamulaştırılması
ve
İşçilerin köleleştirilmesi demek değildir...
bu yol ,.
Sosyalizm için ne bugün ne de gelecekte kısa yol olmayacaktır...
bu yol tehlikeli yoldur...
Güç ,.
İşçi Sınıfının elinde değil ,.
bir kaç tane Parti Yetkilisinin - Temsilcisinin elinde toplanmaktadır....
bu ,
İkili toplumsal iktidar demektir,.
Sermayenin toplumsal iktidarı ile
sermayeyi inkâr mücadelesinden doğan
karşı-toplumsal iktidarın
birbirlerine karşı sopa kaldırması( karşı karşıya gelmesi ),
Diyalektiğin doğası gereğidir.......''
Nikolai Osinsky
***
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
“Kapitalist toplumda bilim ve teknolojide ilerleme,.
ağır çalıştırma sanatında ilerleme demektir.”
(V. İ. Lenin, “Ağır Çalıştırmanın ‘Bilimsel’ Sistemi”, 13 Mart 1913, Toplu Yapıtlar, İng., c. 18, s. 594-595.)
Gıııızz Buubaaaa ,.
Lenin tam da bunu derken ( Kapitalizmi eleştirirken )
bir yandan da
beterini yapıyormuş meğerse,.
dinle bak.......
“Geniş yetkilerle donatılmış Parti Temsilcileri,.
Sovyet kurumları tarafından seçilmiş
ya da
atanmış Temsicilerin,.
Sovyet direktörlerinin
kararlarına
iş '' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' sırasında sorgusuz sualsiz itaat edilmelidir…”
(V. İ. Lenin, “Sovyet Hükümetinin Acil Görevleri Üstüne Altı Tez”, 30 Nisan – 3 Mayıs 1918, TE, İng., c. 27, s. 316.)
“İleri ülkelerdeki halklara kıyasla
''Rus''
kötü bir işçidir.
Çarlık rejimi altında ve serflik kalıntılarının inatla sürmesine bakarak başka türlü de olamazdı.
Sovyet hükümeti,
''çalışmayı öğrenme görevi''ni bütün kapsamıyla halkın önüne koymalıdır.
Kapitalizmin bu alandaki son sözü olan Taylor sistemi,
bütün kapitalist ilerlemeler gibi,
çalışma sırasındaki mekanik hareketlerin analizi,
gereksiz hareketlerin elenmesi,
çalışmanın doğru yöntemlerinin belirlenmesi,
en iyi muhasebe ve kontrol sisteminin uygulanması vb.
alanındaki
en büyük bilimsel kazanımlar ile
burjuva sömürünün katışıksız vahşetinin bir bileşimidir.
Sovyet Cumhuriyeti,
her ne pahasına olursa olsun,
bilim ve teknolojinin bu alandaki bütün değerli kazanımlarına sahip çıkmalıdır.
Parça başı çalışmayı gündeme almalı,
bunu uygulamalı ve pratikte test etmeliyiz.
Taylor sistemindeki bilimsel ve ilerici olan her şeyi uygulama meselesini öne çıkarmalıyız.
Ücretleri, üretilen malların toplam miktarına … tekabül eder hale getirmeliyiz.
(V. İ. Lenin, “Sovyet Hükümetinin Acil Görevleri”, Mart – Nisan 1918, Toplu Yapıtlar, İng., c. 27, s. 258-259.)
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
İşçi Sınıfı açısından
fabrika temsilcileri her an değiştirilebilir,
yenilenebilirdir,.
oysa
Parti Komseri öyle mi...
Parti Komseri,.
tepeden inmedir,.seçilmiş değildir ve sorgusuz sualsiz itaat ister...
Parti'nin sopasıdır onlar....
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
bu
bir nevi,.
İşçi Sınıfı'nın devinimini,
gelişimini de sabote etmek değil mi...
''Sendika''yı işlevsiz kılmak değil mi...
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
16 – 25 Ocak 1919 tarihli İkinci Rusya Sendikalar Kongresi’nde
konuşan Perkin adlı delege,
bu durumu şöyle protesto etti:
“Eğer bir sendika toplantısında bir kişiyi Temsilci olarak seçmişsek,
-yani işçi sınıfının bu konuda iradesini ifade etmesine müsaade edilmişse-
o kişinin bizim Temsilcimiz olacağını,
bizim çıkarlarımızı temsil etmesine müsaade edileceğini düşünürsünüz.
Fakat hayır.
Kendi irademizi -işçi sınıfının iradesini- ifade etmiş olmamıza rağmen,
seçtiğimiz Temsilcinin otoriteler tarafından onaylanması gerekmektedir…
Bu,
proletaryayı maskara yerine koymak demektir.
Proletaryaya temsilcilerini seçme hakkı tanınıyor,
fakat
devlet iktidarı seçimleri geçerli sayıp saymama hakkına dayanarak,
temsilcilerimize istediği muameleyi yapıyor.”
(Maurice Brinton, The Bolsheviks and Workers’ Control, 1919)
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
gene de
bu sözleri etmek müthiş,.
o günler için ,.
henüz
evlatlar konuşabiliyor demek ki,
Devrim kendi evlatlarını yemeye başlamamış daha...
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
merak etme ,.
hemen bu yıllar aynı zamanda YASAKLAMALARIN başladığı yıllar...
İşçi Perkin'in bu protestosu ve buna benzer tek tük çıkışlar ertesinde,.
İşçi otonomisi-özerkliği'nin
ezilmesine ,
Siyasal çok sesliliğin susturulması eşlik etti.
İktidar partisi dışındaki devrimci parti ve örgütlerin üstüne Çeka salındı.
İktidar partisi içindeki muhalif eğilimler baskı altına alındı.
Örneğin Komünist dergisi Mayıs 1918′deki dördüncü sayısından sonra çıkamadı.
En nihayet 1921′deki 10. Kongre’de parti içi muhalefet yasaklandı.
Devrimin ilk yılında üç ayda bir toplanan Rusya Sovyetler Kongresi, daha sonra yılda bir toplanır oldu.
Sovyet Merkez Yürütme Komitesi, güya yüksek yasama organı sayılıyordu.
Ama Sovyet Merkez Yürütme Komitesi bu işlevi hiçbir zaman gerçek anlamda hayata geçiremedi.
Hükümetin ilk yılda çıkardığı 480 kararnamenin sadece 68 tanesi Sovyet Merkez Yürütme Komitesi’ne sunuldu.
İç savaşın sonuna doğru
Sovyet Merkez Yürütme Komitesi artık hükümetin çıkardığı kararnameleri ilân eden sembolik bir makam haline geldi.
Böylece,
İşçi Sınıfı'nın, kır emekçilerinin kazandığı toplumsal iktidar mevzileri adım adım düşürüldü.
Sovyetler,
fabrika komiteleri,
doğrudan demokrasi organları işlevsizleştirildi.
Sendikalar,
kitle örgütleri,
parti üst yönetiminin kararlarını
işçi sınıfına, emekçi halka dayatmanın
aracısı
haline dönüştürüldü.
Parti ile devlet iç içe geçti, tek parti rejimi kuruldu.
Tarih,
Karl Radek’in Komünist‘in ilk sayısında yaptığı şu uyarıyı haklı çıkarır bir seyir izledi:
“Eğer Rus devrimi
burjuva karşı-devrimin şiddetiyle çökerse,
bir anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğar.
Ancak,
eğer Rus devrimi sosyalist karakterini kaybederek
çalışan yığınları hayal kırıklığına uğratırsa,
bu darbenin yol açacağı sonuçlar
Rus ve uluslararası devrimin geleceği için on misli daha kötü olur.”
Devrimin en has evladı
Karl Radek,...
Troçkist gizli etkinliklere katıldığı savıyla 1936 ' da tutuklandı,.
10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bu dönemde ,.
çalışma kampında hapis arkadaşı tarafından öldürüldüğü rapor edildi...
ancak,.
KRUŞÇEV çözülmesi dönemi olarak geçen,.
1950 ortalarında başlayıp 1960 lara uzanan soruşturmalarda Karl RADEK'in ,.
Lavrenti Beriya 'nın emirleri doğrultusunda
NKVD -İçişleri Halk Komiserliği tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı...
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
İnsan bugün bu olan bitene inanamıyor,.
nasıl olur da bütün bunlar ,
bu saçmalıklar yaşanır diye itiraz ediyor,..
sanki akıl tutulması...
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
Devlet iktidarını
bir darbeyle
ele geçirdikten sonra
diktatörlük kurarak düzeni değiştirme fikri,
François-Noël Babeuf’e (1760-1797) atfedilir.
Babeuf,
1789 Fransız burjuva devrimini takibeden
çalkantılı yıllarda
jakoben eğilimin en radikal sözcülüğünü yapmıştır.
Babeuf çizgisini, daha sonra,
ütopik sosyalist
Louis-Auguste Blanqui (1805-1881) devam ettirmiştir.
Blanki’ye göre, sosyalizme geçmek için,
iktidarı ele geçiren devrimci bir elitin diktatörlüğü altında halkı eğitmek gerekiyordu.
İktidardaki küçük bir erdemli grubun toplumu devlet eliyle dönüştürmesi fikri,
1789 Fransız burjuva devrimine ilham veren aydınlanma felsefesini yansıtıyordu.
Engels,
Blanki’nin darbeci zihniyetini şöyle eleştirir...
“Blanki özünde bir siyasal devrimcidir.
Blanki, sırf duyarlı olduğu için, halkın çektiği acıları hissettiği için sosyalisttir.
Ama
ne sosyalist teoriye sahiptir
ne de toplumsal reformlar için belirli pratik önerileri vardır.
Blanki siyasal faaliyetlerinde esas olarak bir ‘eylem adamı’ idi.
İyi örgütlenmiş küçük bir azınlığın,
fırsatını yakaladığında devrimci ayaklanmaya kalkışarak,
başlangıçta elde edeceği birkaç başarıyla halk yığınlarını peşinden sürükleyebileceğine
ve böylece muzaffer bir devrim yapabileceğine inanıyordu…
Blanki’nin
küçük bir devrimci azınlığın ani bir darbesiyle devrim yapılabileceği varsayımından çıkan sonuç,
girişimin başarısından sonra bir diktatörlüğün kurulması gerekliliğidir.
Şüphesiz ki bu,
devrimci sınıfın, yani proletaryanın bütününün diktatörlüğü değil,
fakat ayaklanmayı gerçekleştiren
ve bizzat kendileri de
bir ya da birkaç kişinin diktatörlüğü altında örgütlenmiş olan küçük bir azınlığın diktatörlüğüdür.”
F. Engels, “Blankici Komün Mültecilerinin Programı”, Haziran 1874
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
keşke Engels biraz daha yaşayabilseydi....
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
Lenin ,..
aslında Engels'in söylediklerinin tam tersi şeyler yapmıştır...
Lenin daha çok Blanki kopyasıdır...
bak
bu konuda neler söylüyor,.
“Tek parti diktatörlüğü kurmakla suçlandığımızda … diyoruz ki:
Evet, tek parti diktatörlüğüdür bu! Bunu savunuyoruz ve bu pozisyonu değiştirmeyeceğiz.
Çünkü bu parti, onyıllar içinde, bütün fabrika ve endüstri proletaryasının öncülüğünü kazanmıştır.’'
(V. İ. Lenin, “Birinci Rusya Eğitim ve Sosyalist Kültür İşçileri Kongresi’ne Konuşma”, 31 Temmuz 1919)
“İşçi sınıfının diktatörlüğü
Bolşevik Parti tarafından,
ta
1905′de, hatta daha öncesinde
devrimci proletaryanın tamamıyla iç içe geçip birleşen parti tarafından yürütülüyor.”
(V. İ. Lenin,
“Kolçak’a Karşı Kazanılan Zafer Münasebetiyle İşçi ve Köylülere Mektup”,
24 Ağustos 1919, TE, İng., c. 29, s. 559.)
gördüğün gibi,..
Lenin,.
bir grup öncünün
İşçi sınıfı adına ''siyasal iktidar tekeli'' kurmasını meşru görüyor.
Lenin’in “işçi sınıfı adına” parti diktatörlüğü teorisinin,
Marks’ın “proletaryanın sınıf diktatörlüğü” teorisiyle hiçbir ilgisi yoktur.
daha önce de konuştuğumuz gibi,.
Marks'ın, Engels ile son tartışmaları da
hep bu
“proletaryanın sınıf diktatörlüğü” nün yanlış anlaşılabileceği üzerine olmuştur...
Lenin'e göre,.
Çarlık zamanında kapitalizmin yeterince gelişmemiş oluşundan ötürü, “Rus kötü bir işçidir”.
O halde,
eski rejimin eksik bıraktığını, Sovyet hükümeti tamamlamalıdır.
Sovyet hükümeti, işçilere nasıl çalışması gerektiğini öğretmelidir.
Bu mantık yürütme tarzı,
işçi sınıfına dışarıdan bakan,
işçi sınıfına biçimlendirilecek bir nesne muamelesi yapan,
yani düşünen özne
ile
üstünde düşünülen nesnenin
birbirinden ayrılığına dayanan sosyolojik düşünme tarzıdır.
Bu tarz,
çağın pozitif gereklilikleri açısından analiz ettiği sosyolojik durumdan,
işçiyi “adam etme” vazifesi çıkaran
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ tarzıdır.
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' sistemi ,.
çalışmayı öğrenme
adı altında
aslında Kapitalizmin ta kendisidir.....
“Çalışmanın doğru yöntemlerinin belirlenmesi, en iyi muhasebe ve kontrol sisteminin uygulanması”,
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları''
sisteminin “iyi” yanıdır.
Bu “bilimsel” kazanımlar ile
“Kapitalist sömürünün katışıksız vahşetini” birleştirmiş olması,
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları''
sisteminin “kötü” yanıdır.
Ancak, kötüyü atıp iyiyi almak mümkündür.
Bilim ve teknoloji kültü,
geri kalmışlıktan kurtulmaya çalışan toplumların ''modernleşme heveslisi entelijensiyası''nda yaygındır.
Batı’ya bir yandan haset eden,
öte yandan da içten içe hayranlık besleyen
Doğu'nun aydınları,
***bilim ve teknolojiyi***
onu yaratan insan faaliyetinin bütününden kopararak,
''uzanılıp alınabilecek bir şey''
miş
gibi takdim etmişlerdir.
“Batı’nın iyi yanlarını alalım” kolaycılığı, bu takdimin mantıksal sonucudur.
Bu ucuz formül,
araçlar ve yöntemler ile
o araç ve yöntemlerin içerdiği amaçların organik bütünlüğünü görmeyen
-seçici algı-lamaya dayanır.
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları''
iddia edildiği gibi “çalışmanın doğru yöntemlerini” değil,
fakat
işçilerin öznelliğini ezen,
böylece işçileri sermayeye tamamen esir eden çalıştırma düzeninin
“doğru” yöntemleri-ni
bulmuştur.
Bu anlamda, '' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' sisteminde
yöntem ve amaç bütünlüğü vardır,
bunlar birbirinden koparılamazdır.
Çalışmanın doğru yöntemi işte budur diye
köleci sistemi ithal eden
zihniyet,
aslında,
işçi sınıfını yabancı bir iradenin kontrolü altında
ruhsuzlaştıran,
yabancılaşmayı derinleştiren
çalıştırma sistemini ithal etmiştir.
Sovyetler Birliği,
çağdaşı Batı ülkelerinde görülenlerden farklı bir emek örgütlenmesini ortaya koyamamıştır.
Çünkü,
işçiye
komünal emek örgütlenmesine doğru gidişi gösterecek,.
örecek olan
''işçi kontrolü''
daha baştan bastırılmıştır.
Ekim devriminden sonra
sanayi yönetimi,
adım adım
devletin atadığı direktörlerin eline geçmiştir.
“Reel sosyalizm”i aklamakla görevli olan
Parti Seçkinleri,.
Lenin’in
“kapitalizmin iyi yanlarını alalım” mealindeki kaygan söylemini,
sermayenin toplumsal iktidarını hayata geçiren
ekonomi bürokrasisini meşrulaştırmak için kullanmışlardır.
Nikolai Osinsky,.
çalışma disiplininin geliştirilmesine değil,
fakat
çalışma disiplinini geliştirme adına
İşçi'nin nesnelleştirilmesine,sömürülmesine karşıydı.
Osinski’ye göre
Hükümetin devlet sopasıyla
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' nı
dayatmasının
pratik sonucu,
fabrikalarda işçi sınıfının
sorgusuz sualsiz itaat altına alınması olacaktır....
oysa,.
işçilerin uyması gereken üretim normları
demokratik biçimde kurulacak olan
halk ekonomi konseyleri tarafından
belirlenmeliydi.
Konseylerin belirlediği
üretim normlarına uymayan işçilerle
çalışma arkadaşları ve yoldaşlık mahkemeleri ilgilenmeliydi.
Ayrıca işsizliğin alabildiğine arttığı bir ortamda
işgününü uzatmak saçmaydı,
tam tersine,
herkese iş bulmak için
işgünü kısaltılmalıydı.
Osinski,.
Komünist‘in ikinci sayısında,
işçi sınıfına karşı kalkan sopa ile devlet kapitalizmini ilişkilendirerek,
gidişata dair şu uyarıda bulundu:
“Proleter toplum,.
Ekonomi bürokratlarının sıkı disiplin uygulamaları ve kutsal demeçleriyle değil,.
İşçilerin kendi sınıf yaratıcılığıyla inşa edilebilir,.
Eğer,.
proletaryanın kendisi ,
emeğin sosyalist örgütlenmesi için gerekli ön koşulları nasıl yaratacağını
bilmiyorsa,
kimse
işçi sınıfı için bunu yapamaz
ve kimse
işçi sınıfını bunu yapmaya zorlayamaz.
Eğer sopa işçi sınıfına karşı kalkarsa,
kalkan sopa
ya başka bir toplumsal sınıfın etkisi altındaki toplumsal gücün elindedir
ya da
sovyet iktidarının elindedir.
Eğer bu sopa sovyet iktidarının elinde olursa,
o zaman sovyet iktidarı
işçiler aleyhine başka bir sınıftan (mesela köylülerden) destek almak zorunda kalacaktır
ve böylece
proletarya diktatörlüğü olarak kendi kendini yok edecektir.
Sosyalizm ve emeğin sosyalist örgütlenmesi
ya proletaryanın kendisi tarafından kurulacaktır
ya da hiç kurulmayacak,
onun yerine başka bir şey, yani devlet kapitalizmi kurulacaktır.”
'' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' bir dayatmadır,.
işçiler arasındaki dayanışmayı çökertecek
ve
işçileri bireysel işgücü satıcıları olarak birbirleriyle rekabete düşürecektir.
işçiler bir günde mümkün olduğunca çok para kazanmaya teşvik ediliyor
ve
''öteki şeyler''
için ne zamanları ne de ilgileri kalıyor.
İşçilere '' Ekonomik Disiplin Uygulamaları'' dayatılması,
işçilerin fiziksel olarak yorgun düşmesine,
sınıfın bir bütün olarak pasifleşmesine
ve iş dışındaki toplumsal görevlere karşı duyarsızlığa yol açmaktadır.
Oysa İşçiler,.
ancak
birer Özne oldukları ölçüde ,.
''nesne'' olmaktan kurtulabildikleri ölçüde
geleceğin inşasına kalkışabilirler...
(Nikolai Osinsky-
The ‘Left’ Communists’ Theses on the Current Situation,Russia 1918)
***
İşçi sınıfı içinde, farklı eğilimlerin olması gayet doğaldır.
Toplumsal Gelişim-Yenilenme,.
bütün eğilimlerin birbirleriyle karşılıklı etkileşerek
ortamı
ve
kendilerini dönüştürmesiyle ilerler.
Doğrudan Demokrasi,
çok sesli,
çok partili örgütlenmelerle mümkün olur.
“İşçi sınıfı ''
yada
herhangi sınıf yada katman adına ,.
bir partinin
devlet iktidarı zırhına bürünerek
öteki örgütleri yasaklaması,
doğrudan demokrasiyi ezmesi,
Toplumun bütün kesimlerini ,.
geri konumlara itmek anlamına gelir.
1917 Ekim’inden sonra devlet iktidarını ele geçiren Bolşevik parti,
proletaryanın toplumsal iktidar alanlarını adım adım daraltarak
Blankici azınlık diktatörlüğüne
yönelmiştir.
1921′deki Kronştadt ayaklanmasının bastırılması,
tek parti diktatörlüğünün yerleşmesini hızlandırmıştır.
İşçi sınıfının,
halk yığınlarının yarattığı karşı-iktidar ( örgütlenme ) organları -yolları
tamamen ortadan kaldırılmış,
sendikalar
işçiyi kontrol etme aygıtlarına dönüştürülmüş,
grevler, gösteriler engellenmiş,
farklı görüşlerin ifade ve örgütlenmesi yasaklanmıştır.
Böylece,
Rusya’da 1917 Şubat’ında başlayan halk devrimi boğulmuş
ve
'' DEVLET '' ,....
Sovyetler Birliği ''kılığında'' yeniden ayağa kaldırılmıştır.
(( Melahat Göbekkaşıyanoğlu )) -
gayfeyi hakettin gari buba...
(( Hamdi Göbekkaşıyanoğlu )) -
az şekerli unutma....
( bu yazı
Nikolai Osinsky (Valerian V. Obolensky) ve
Karl Radek' e
adanmıştır.....)
***
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
13.05.2025
23.01.2025
22.12.2024
30.07.2024
6.04.2024
26.03.2024
26.02.2024
27.01.2024
25.11.2023