İbrahim Karagül
"Evet” çıkarsa, Türkiye 16 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçme kararı alırsa Avrupa Birliği kapılarını kapatacaklarmış! AB'yi unutacakmışız! Almanya'nın en yetkili siyasi ağızları bu tür cümleler kuruyor.
Nasıl küstahça ifadeler, nasıl bir düşmanlık, nasıl bir hezeyan hali! Nedir bu; neyin düşmanlığı, neyin şantajı? Türkiye sizi neden bu kadar ürküttü, hesabınız ne, korkunuz ne, amacınız ne?
Türkiye'nin yönetim sisteminden size ne?
İslam'la savaş, Türkiye ile savaş ve o tetikçiler
AB içindeki monarşiler, yarı başkanlıklar ortada dururken, AB ülkeleri hızla faşizmin kollarına teslim olurken, Almanya'nın, Avusturya'nın ya da Hollanda'nın Türkiye'nin yönetim sistemini sorgulama lüksüvar mı? 16 Nisan'la, Cumhurbaşkanlığı sistemi ile AB ilişkileri arasında ne tür bir bağlantı var?
Yok yok, mesele yönetim sistemi değil. Mesele, bütün Avrupa'yı Türkiye karşısında birleştirmek, tek cephe yapmak, Türkiye'nin yükselişini durdurmak, geri adım attırmak, yeni operasyonlara hazırlanmaktadır. İslam'la savaş politikalarını Türkiye ile savaş politikalarına çevirmenin alt yapısını, psikolojik ortamını hazırlamaktır.
Bölgemizde bu tezlere taşeronluk yapan herkes, her çevre haindir, dış düşmandır, işgal gücüdür.
AB düşüncesini Avrupa ülkeleri bile silip attı..
Artık bu ülkede kimsenin AB diye bir düşüncesi yoktur. Sizden böyle bir talebi olmayacaktır. Hangi siyasi hareket böyle bir arayışa girerse milletimizin sert reaksiyonu ile karşı karşıya kalacaktır. Çünkü Türkiye kamuoyu, bu düşmanlıklar karşısında kararını vermiş, AB düşüncesini kafasından silmiştir.
Sadece biz mi sildik? Ortada bir Avrupa düşüncesi mi kaldı?Hangi AB ülkesi birliğin geleceğinden emin, hangi Avrupa ülkesi gelecek hesabını AB düşüncesine göre yapıyor? Hiçbiri… Herkes kendi milli pozisyonunu yeniden şekillendirme, merkez iktidar alanını güçlendirme, AB gibi ulusüstü yapıları defterden silme derdinde.
Umurumuzda bile değilsiniz..
Dolayısıyla bu sözler, Türkiye'nin gelecek perspektifi açısından hiçbir anlam taşımıyor. Yalvarsanız bile artık böyle bir ortak gelecek olmayacak. Ama söz konusu açıklamalar, şantajlar başka bir kötülüğün göstergesi.
Biz bunu anlıyoruz. Türkiye'ye açık düşmanlık için cephelerkurduğunuzu, her türlü fırsatı kullanıp kamuoyunu buna hazırladığınızı, alçakça tezgahlar üzerinde çalıştığınızı biliyoruz. Bu sözlerden “AB üyeliği tehlikede” gibi bir düşünce gelmiyor aklımıza, “bunlar yine neler tezgahlıyorlar” diye düşünüyoruz artık.
Gerçek de bu zaten. Ve biz o gerçek için hazırlık yapıyoruz.
Evet, kanıt yok çünkü 15 Temmuz'u siz yaptınız!
Türkiye içindeki en faal teşkilatlardan biri olan Alman İstihbarat Servisi'nin Başkanı Bruno Kahl, '15 Temmuz darbesinin arkasında Gülen olduğuna dair kanıt görmediklerini' söylemiş. Doğrudur, kanıt yoktur çünkü 15 Temmuz'u bizzat kendileri yaptı! Ortak istihbarat operasyonu üzerinden bir işgal denemesiydi. FETÖ kadroları sadece onların tetikçileri, taşeronlarıydı. Daha önce de ABD Genelkurmay yetkilileri “müttefiklerimiz tasfiye ediliyor” diye feryat ediyordu.
15 Temmuz saldırısı başarısız olunca, kırk yıldır bu iş için hazırladıkları kadrolar işi ellerine yüzlerine bulaştırınca paniklemişler, uzunca bir süre ne diyeceklerini bilememişlerdi. Derhal, Türkiye içinde kullandıkları istihbarat aparatlarını geri çektiler. FETÖ'cü operasyonel kişileri Avrupa ve ABD'de korumaya aldılar.
Tetikçiler başarılı olamadı, sahaya oyun kurucular indi
Demokrasiye, sivil yönetime destek vermemiş, tam aksine bu başarısızlığın hemen sonrasında korkunç bir Türkiye düşmanlığına başlamışlardı. Bu düşmanlık ABD ve Avrupa'daki bütün istihbarat, medya, güvenlik kurumları tarafından ortak yönetilen bir saldırı kampanyasına dönüşmüştü.
PKK ile, DHKP-C ile, son olarak da FETÖ ile yürüttükleri bütün operasyonlar, müdahaleler başarısız olmuş, Türkiye içinde yürüttükleri vekalet savaşı fiyaskoyla sonuçlanmış. Şimdilik onları geri çektiler, yeni bir operasyon görevi verene kadar korumaya aldılar, kendileri bizzat sahaya indi.
Oyun kurucular, asıl aktörler üzerinden savaş başlattılar. Hollanda'da, Almanya'da, Avusturya ya da Belçika'da gördüğümüz şey budur. CIA ve ABD Savunma Bakanlığı'nın Kuzey Suriye'de PYD üzerinden yürüttüğü şey budur.
O gece Türkiye'yi parçalayacaklardı
Evet, kanıt bulamazlar, kanıt yok. Çünkü olayın asli faili bizzat kendileri. Çünkü 15 Temmuz'u bizzat kendileri yaptı. ABD istihbaratı yaptı, Avrupa istihbarat teşkilatları ortaklaşa yaptı. O gece Anadolu ile Avrupa'yı tam da Şehitler Köprüsü üzerinden birbirinden ayırmaya çalışan onlardı.
O gece Kazan'da, Çengelköy'de insanlarımıza kurşun sıktıranlar onlardı. O gece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalatan, Erdoğan'ı öldürmek için Marmaris'e suikast timini gönderenonlardı. Türkiye'yi pes ettirmek, teslim almak, bugünün siyasi öncülerini yok etmek isteyen onlardı. 15 Temmuz saldırısı bir darbe girişimi değil, Türkiye'ye yönelik açık bir dış saldırıydı.
16 Nisan'a kadar saldırılar artacak
Bütün terör gruplarını, istihbarat aparatlarını yanlarına aldılar. Avrupa genelinde Türkiye cephesi açıyorlar. Suriye'nin kuzeyinden ve Batı'dan sıkıştırmaya çalışıyorlar. Gezi vandallığından bu yana bütün tezleri çöktüğü için, son imha operasyonu 15 Temmuz da başarısız olduğu için toplu olarak harekete geçtiler.
Yine başarısız olacak, yine yapamayacaklar. Bütün güçleriyle 16 Nisan'da “evet” çıkmaması için çalışıyorlar. Çünkü Türkiye'nin büyük dönüşümünün en önemli adımı o gün atılacak. Bir daha asla bu ülkeyi kontrol etme fırsatı bulamayacaklar. Öyleyse, 16 Nisan'a kadar ne kadar kötülük varsa yapacaklar, ne kadar senaryo varsa servis edecekler, ne kadar Truva atı varsa sahaya sürecekler.
Büyük kriz Avrupa içinde patlayacak..
Yüzlerce yıllık öfke ile, intikam duygusu ile yürüttükleri bu saldırıların AB üyeliği ile hiçbir ilgisi yok. Çünkü artık öyle bir proje yok. Çünkü onların durumu daha da kötü. Avrupa kendi içinde cepheleşecek, saflar yeniden şekillenecek, iki dünya savaşında olduğu gibi herkesin pozisyonu netleşecek.
Bundan sonra Türkiye ile uğraşmayı bırakıp, kendi aralarında patlayacak büyük krizleri önlemeye dönük adımlar atsalar çok daha iyi olacak. Ama bunu yapmayacaklar. Tehlikeyi dışarı ihraç edecekler, başka bölgelerde kriz çıkartıp kendi krizlerini örtbas etmeyeçalışacaklar. Ama Avrupa için krizi önleyemeyecekler. Bu yüzden AB projesi sandığımızdan çok daha hızlı çözülecek.
İkinci imha denemesi: Başlayın, biz hazırız!
Biz hazırız. Biz bu tehditlerin arkasında ne olduğunu biliyoruz, okuyoruz. Biz, 15 Temmuz'u bildiğimiz gibi, oyun kurucusunun da tetikçisinin de kimler olduğunu biliyoruz. Biz, 16 Nisan'dan sonra nasıl bir hesaplaşma olacağını tahmin ediyoruz.
Bu yüzden, 16 Nisan en büyük savunma hazırlıklarından biridir. Türkiye'yi takviye etme, dışarıdan gelecek yıkıcı dalgalara karşı güçlendirmedir. Mesel AB değil, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş değil onların gözünde. Mesele 15 Temmuz'da yapamadıkları imha harekatını yeniden denemektir. Bunu biliyoruz ve tetikteyiz.
Millet, en güzel cevabı verecek..
Öyleyse 16 Nisan tam bir teyakkuz hali, savunma hali, seferberlikhalidir. Güçlü, hızlı karar alabilen bir Türkiye, onlar için tehlikelidir. Çünkü böyle bir Türkiye, operasyon kabiliyetlerini yok etmektedir.
Öyleyse bu millet, bin yıllık ferasetiyle ne yapacağını, ne kararvereceğini, nasıl bir savunma kalkanı oluşturacağını, kimlerin canını yakacağını bilecektir.
Her şeye hazırız… Bekliyoruz..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021