Kemal CAN
Ortaöğretim kurumları bu hafta yarıyıl tatiline girdi. Bu vesileyle (ne alakası var demeyin; maksat vesile olsun) bir süredir yazmak istediğim, eğitim meselesinin hızlı olmayan ama derin siyasi etkisinden biraz bahsetmek istiyorum. Cumhurbaşkanı’nın gençleri evlenmeye, evlenip çok çocuk yapmaya teşvikte ısrarlı olduğunu biliyoruz. Bu yaklaşımı, pek çok meselede olduğu gibi yanlış öngörülere yaslanan bir siyasi riski de içeriyor aslında. Bu “çoğalma” talebinin rasyonel tarafı, “aman nüfus yaşlanmasın” endişesine dayandırılıyor. Fakat Türkiye giderek yaşlansa da, halen ciddi bir genç potansiyele sahip. 2018 rakamlarına göre, 0-14 yaş arası toplam nüfusun yüzde 23’ü civarında. 2019 MEB istatistiklerine göre ilk ve orta öğrenimdeki öğrenci sayısı 18 milyon üzerinde. Bunun üçte birinden fazlası da orta öğretim kurumlarında. Üniversitelerdeki öğrenci sayısı 7 milyonun üzerinde. Bu kadar çok çocuk, bu kadar öğrenci demek, eğitim başlığının insanların ve dolayısıyla siyasetin önemli meselesi olması demek. Eğitim ve (çocuklar) gençler söz konusu olunca, hadise otomatik olarak “geleceğe” bağlanıyor. Çocuklar ve eğitim üzerine yaptıklarınız veya yapamadıklarınız, söyledikleriniz ya da söyleyemedikleriniz de kaçınılmaz olarak gelecekle ilgili olmak zorunda. Eğitim, her şeyden önce daha iyi bir gelecek yaratma kapasitesiyle önemli.
Türkiye’de “Cumhuriyet Projesi”nin bütünü ve başardıkları veya başaramadıkları üzerine hiç bitmeyen bir tartışma var. Hemen her konu başlığı üzerinden uzun, derin ve bitmeyecek bir oturum açılabilir. Fakat kimsenin kolay itiraz edemeyeceği, etse bile bazı zorlama şerhlerle kabul etmek zorunda olacağı bir gerçek var: Cumhuriyet Projesi, “eğitimin önemi” konusunda –“eğitim şart” başlığıyla karikatürize edilemeyecek sahicilikte– köklü ve yerleşik bir algı üretebilmiştir. Tıpkı bu memleket insanının, sabahtan akşama kadar “siyasetçilerin yalan söylediğini” tekrar etseler bile seçime katılmaktan vazgeçmemesi gibi, artık çok doğru olmadığını görseler veya bunu tekrar etseler de, çocukların okuyarak adam olabileceğine ilişkin umutları azalmıyor. Büyük bir kesimi yoksul olan ve gelecek endişesi hiç bitmeyen bu ülkenin insanları, çocuklarını kurtarmak için veya daha yapılabilir gördükleri sınıf atlama imkanı için, “okutmayı” hala esas kapı olarak görüyor. Yüzde 75’inin hiç tasarruf yapamadığı bir ülke için hiç şaşırtıcı bir sonuç değil. Özellikle kadınlarda bu güçlü inanışın ve “kurtuluş” ışığının sembolik ifadesi; “ne yapıp edip çocuğumu –bazen de cesaretle “kızımı”– okutacağım” oluyor. Eğitim, çocuğun elinin ekmek tutmasının, muhtaç kalmamasının onurlu ve mümkün yolu olarak görülüyor.
Biraz kökleşmiş algıdan, biraz mecburiyetten canlı kalan bu beklentinin, gerçek hayatın duvarlarına çarptığında çıkardığı ses ise pek “güzel” değil. Genç işsizlik yüzde 25’in üzerinde seyretmeye devam ediyor. 2019 rakamlarıyla lise ve yüksek okul mezunu işsiz sayısı 2 milyonu geçmiş durumda (“Vazgeçmişler” hesaba katılmadan yapılan sayımda, 1 milyon 34 bin üniversite mezunu işsiz). Üniversiteli işsiz sayısı katlanarak artıyor. 2005 yılında işsizlerin yüzde 12’sini oluşturan üniversiteliler, şimdi yüzde 26’ya ulaşmış, yani iki katından fazla artmış durumda. Üniversiteli işsiz kadın oranı neredeyse yüzde 40’lara dayanmış. Ayrıca “her ile bir üniversite” gibi –kalite sorunları bir yana– sonuçları da pek hesaplanmamış, planlanmamış hamleler yüzünden, “okumuş” işsiz kalabalığı, taşraya doğru genişliyor. Kadınların işgücüne katılım oranındaki düşük seviye ve tarıma dayalı ekonomi nedeniyle işsizlikten daha az etkilendiği varsayılan taşrada, genç kuşak alışılmış denklemi zorluyor. Eğitim ve özellikle de sıradan insanın eğitime yüklediği anlam, giderek daha fazla ekonomik –ve sınıfsal– bir içerik kazanmaya başlıyor.
AKP iktidarının sağladığı siyasi desteğin, ideolojik-siyasi –veya kimlik eksenli– olmayan, daha rasyonel gerekçeleri hakkındaki analizlerin çoğunda, eğitim (ve sağlık) alanında sağlananlara sık atıf yapılır. İktidar ve özellikle Erdoğan da, bunları çok sık gündeme getirir. Ders kitaplarının ücretsiz dağıtılması, harçların kaldırılması, burs imkanları gibi örnekler sıralanır. “Her ile üniversite” meselesi de, bir eğitim yatırımı olmaktan çok hizmeti ayağa getirme şeklinde bir siyasi yatırım olarak formüle edilmişti. Elbette 28 Şubat’ta uygulanan türban yasağının aşamalı olarak gündemden kalkmasının da, kültürel-ideolojik tarafı yanında, “fırsat eşitliği” açısından sonuç yaratmış olduğu düşünülebilir. Sürdürülebilir olup olmamasına bakılmaksızın eğitim alanında sağlanmış olan bu imkanların tamamı, insanların çocukları için daha iyi bir gelecek fikriyle ilişkileniyordu. Ve aslında terse döndüğünde risk yaratacak bir siyasi beklentiyi kışkırtıyordu. İktidar, geleceğe çocukları üzerinden bakan kendi kültür dairesindeki kalabalığa kabaca üç şey söylüyordu. Çocuklarınız daha iyi ve rahat bir eğitim alacaklar, şimdiye kadar dışlandıkları fırsatlarda öne geçecekler ve sizin “değerlerinize” daha uygun ortamlarda okuyacaklar.
17 yılın sonunda, hadi ilk yedi yılı da dışarda tutalım son on yılda, AKP iktidarının eğitim konusunda vaatleri gerçekleşmedi. Bütün ölçme verileri, hem temel eğitim hem de yüksek öğrenimde eğitim kalitesinin artmadığını hatta gerilediğini gösteriyor. Daha kaliteli bir eğitim ortamından bahsetmek hemen hemen imkansız. Eğitim alarak fırsat eşitliği yakalama iddiası, eğitimli işsizlik kalabalığına katılma konusunda bir denkliğe dönüşmüş veya lütfa bağlı hale gelmiş görünüyor. Bütün öğrencileri imam hatiplere zorlama, bütün okulları imam hatiplere benzetme çabaları da, parlak sonuçlar yaratmış değil. Ne AKP istediği dindar nesli yetiştirebildi, ne de çocuklarını “kültürel kopmadan” koruyacaklarını zanneden ebeveynler tatmin oldu. Yapılan pek çok araştırma gençlerde dindarlığın hızla gerilediğini gösteriyor. Daha iyi bir eğitim verip, daha parlak bir gelecek görmeyen gençler, daha dindar ve “kindar” olmadılar. Daha önce geleceğe çocuklarının üzerinden bakıp AKP iktidarına destek verenler, şimdi aynı pencereden olanlara bakınca, minnet yerine endişe hissediyor. İktidarın eğitim projesi, gelecekle bağını kaybettiği için siyasi olarak da çökmüş durumunda. Kendisine yakın olanlara daha fazla sözü geçer diye düşünen Erdoğan, geleceksiz siyasetin gençler ve onların aileleri için anlamını kaçırdığı için, “çoğalmanın” güçlenme olacağı yanlış hesabını yapıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025