Markar ESAYAN
Sevgi ne değildir
26.08.2012
3164
|
İnsan nasıl sever, neden sever, sevginin temel dürtüsü nedir?
Sanırım yaşamış ve yaşayacak herkes kadar çok cevabı var bu sorunun, çünkü bu soru bizi Öteki’ne açıyor. Öteki ile ilişkiye geçme biçimlerimizden, araçlarımızdan sadece bir tanesi sevgi. Başka diller ve yöntemler de var. Diğerlerini reddederek yaşamak mesela. Bunun için bile Öteki’nin varlığına ihtiyacımız var. Yalnız kalabilmenin garantisi, bizi çevreleyen kalabalıklar değil mi? Aşk acısı çekmek için sizi terk edecek, sizi yeterince sevmeyecek birisine ihtiyaç yok mu? O zaman salt yalnızlık diye bir şey yok. Bir gün odanıza girer ve dünyayı üzerinize kilitlersiniz; buna ihtiyaç vardır; ama dünya orada, dışarıda kalmak şartıyla. Geri dönülecek yer yitirilmişse, sürgünlük ve gurbet durumu ortadan kalkar. Ama çoğunlukla da sevmek ve sevilmek istersiniz. Buna ihtiyacınız olduğuna karar vermekle başlar her şey. Sanırım sevilmeyi ve sevmeyi seçmek önemli bir şey; öyle hissediyorum. Bir şeyden neşet eden, bağımlı, ilişkisiz, sebepsiz olmayan, kendiliğindenlik taşımayan, yani biz... Hayvanlardan farkı ne mi bunun? Bu ilişkinin farkında olmak, bu bilginin. Neşet etme hallerinin. Tanrı Tevrat’ta şöyle diyor: “Ben, BEN olanım!” Bu cümleyi kuramıyorsan yazıya devam etmeni tesviye ederim. Evimizin filozofu Montaigne diyor ki: “If you press me to say why I loved him, I can say no more than because he was he, and I was I...” “Beni onu niçin sevdiğimi söylemeye zorlarsanız, onun o, benim de ben olduğumdan fazlasını söyleyemem.” Bir sır da benden: “Varlığımızın kendiliğinden olmadığını keşfettiğimiz ölçüde sevgimiz kendiliğinden gelişir...” Kâinatta çokluk arttıkça Bir’lik daha da güçleniyor, fark ettiniz mi? Sevgi bunun aracı.(Kayıp madde, tinsel dünyanın Higgs Bozonu). Mesafeleri azaltmak ve Bir olmaya yönelik karşı konamaz çekilim. Evrenin bir bezelye tanesine dönüşerek başa saracağı teorisi gibi. Düşünün, ne muhteşem değil mi? Küçücük bir noktadan neşet eden, Büyük Patlama ile “sonsuz” evreni yaratan, genişleyen genişleyen sonra, sonra büzülmeye başlayan. Gittikçe büzüşen ve bir bezelye tanesine kadar, karadeliğin içinde başka bir âleme yok olan bir oluş biçimi. Bir’in altını çiziyor. Bunun Âdemoğlu’nda bir tezahürünün olmaması mümkün mü? Sanıyorum ki, kendilerine Öteki’lerini yasaklayanlar da yine Bir’liği arıyorlar. Bir olma’nın eksiksiz, korkusuz ve teskin edici hâlini. Ama varoluşun, bu türden yanlış anlaşılmış bir birlik çabasını desteklediğini sanmıyorum. Varoluşun melez olduğunu, bizi birbirimize katıştırmaya çalıştığını düşünüyorum. Sevgi de bunun hammaddesi gibi. Çokluktan giden bir birlik durumu. Öteki ise, senin sağlanmış hâlin, onsuz varlığını kanıtlayamıyorsun. İnsanın büyük patlaması da ötekine duyduğu sevgi ile fazlalaştığı, kendini kanıtlamaya, çoğaltmaya başladığı o nadide an değil midir? Seviyorum o hâlde varım. Gelelim o kritik soruya... Sevgi hak edilir mi, kendiliğinden midir yoksa? Sevginin ortaya çıkması için kişinin yapması gerekenler nelerdir? Böyle midir? Yoksa kendiliğindenlik kuralı burada da geçerli midir? Ben de Montaigne gibi düşünüyorum doğrusu. Yoksa aşk aşk olmazdı. Sevdim çünkü.. sevdim, o kadar. Sevmek istiyordum, o da istiyordu, karşılaştık ve birbirimizi sevdik. O kadar! S/he is s/he, I am I... Çok sevdiğim bir arkadaşım dün Richard Bach’ın Bir adlı kitabındaki o diyalogu hatırlattı. “‘Ben hep sanırdım ki ruh arkadaşlarının sevgisi koşulsuz bir sevgidir, hiçbir şey onları ayıramaz.’ ‘Koşulsuz mu’ diye sordu. ‘Ben hiç nedensiz zalim ve nefret dolu davransam, seni paspas gibi çiğnesem beni sonsuza kadar sever miydin? Seni dövüp serseme çevirsem, çekip gitsem, günlerce dönmesem, sokakta gördüğüm her adamla yatsam, son kuruşumla kumar oynasam, eve sarhoş dönsem yine de beni sever miydin?’ ‘Böyle ifade edince sevgim sarsılırdı’ dedim. İçimden bize ne kadar tehdit yöneltilirse o kadar az severiz diye düşündüm. ‘Çok ilginç. Birisini koşulsuz sevmek, onun kim olduğuna, ne yaptığına aldırmamak demek. Koşulsuz sevgi. Kayıtsızlıkla bir oluyor.’ Başıyla evetledi. ‘Bence de öyle.’ ‘O zaman beni koşullu sev lütfen’ dedim. ‘Beni olabileceğim en iyi insan olduğum zaman sev, düşüncesiz ve sıkıcı olduğum zaman soğu benden.’ Güldü. ‘Öyle yaparım, sen de öyle yap lütfen.’” Bach, sevginin imkânsızlığını tarif ediyor ve son cümlelerinde “sevmeyin” diyor aslında. Onun baktığı yerden öyle de gözükür nitekim. Bugün insanların çoğunun katılacağı fikirler bunlar. Bu dünyaya aitler. Oysa, burada tarif edilen şey sevgi değil. Tutku, korku ve bireyin bencilliği. Üstelik bir timing hatası da var. Başlayan şey sevgi bile olsa, devamında yaşananlar sevgiyi insanlıktan çıkarabilir. Hiçbir zaman en iyi insan olmayacağız. Sevmeyi hak etmek için sıkıcı olmamak için yollar aramak da nereden çıktı?Sevgi, insanın karşısındaki kişiden çıkarttığı yeni insandadır. Buna emek vermeye karar vermektir. Aşk da insana bu delice iş için başlangıç sermayesini verir. Çünkü aşk insanlıktan çıkmayı gerektirir. Pavlus diyor ki: “Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz. Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim. Eğer bütün malımı sadaka olarak dağıtsam ve bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı yoktur. Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolayca öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, ama gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi ümit eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz.” Görüldüğü gibi, sevmek, bu dünyanın söylediklerinin tersini yapmak demek. Öyle ya, kolay olsaydı, ne kalıcı, ne de değerli olurdu. [email protected]
|
|
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019