Markar ESAYAN
Dün büyük bir keyifle gazetelerin birinci sayfalarını inceliyorum. 'Çözüm Süreci çöktü' cephesinin ağır bir darbe aldığı tarihi bir gün yaşanmış Diyarbakır'da. Samimi duygularımla en çok gazetemizin 'Diyarbakır Sözleşmesi' manşetini beğeniyorum. Evet, bu yeni bir toplumsal sözleşmenin tarihi bir günü. Bundan daha kısa ve öz anlatılamazdı.
Manşetlere göz gezdirmeye devam ediyorum.
Kimi Ertuğrul Özkök gibi böyle tarihi bir günde gazetecilik yapmak yerine 'huzur' bulmak için kendisini Bhutan'a atmış, kimisi ABD'ye... Özkök, bizim heyecandan iple çektiğimiz, gecesinde ise uyuyamadığımız tarihi bir barış gününde şöyle diyor: 'Ülkemden fena halde sıkılmıştım. Her geçen gün burnunu biraz daha hayatıma sokan ceberut bir devlet beni boğmaya başlamıştı. Onun için 'Barışçıl Ejderha'nın Ülkesi'ne girdim.'
Tabii insanın içinden 'Aman oradan da çıkma' diyesi geliyor ama, küçük, gariban bir ülkeye ağır bir beddua olur bu. Yurtta barış, dünyada barış...
Özkök tabii bir sembol... Turnusol kağıdı gibi, Özkök ve avenesi mutsuz olduğunda, ben anlıyorum ki ülkede iyi bir şeyler oluyor.
Dün benim gibi milyonlarca insan gözleri nemli Diyarbakır'da sergilenen kardeşlik, barış ve demokrasi karelerini seyrederken, Şivan'la birlikte ağlarken, aynı ülkeyi ceberut bir diyar olarak gören Özkök, dünyanın öteki tarafında kaçmak zorunda hissediyor kendisini.
Bu kadar keskin bir algı farklılığı mümkün mü? Değil... Hiçbirimiz aptal değiliz. Ama bir sıkıntı, mutsuzluk olduğu da aşikar. Bunun nedeni de belli.
Erdoğan'a 'Yaşam biçimleri tehdit altında' mottolu bir savaş açıldı. Çünkü yaşam biçimleri denen şey, uzaylılar Türkiye'yi işgal etse yan yana gelemeyecek çok geniş bir kesimi totaliter, üstünlükçü laik bir şemsiye altında birleştirme gücüne sahipti.
Bu savaşın sonunda Erdoğan'ın yenileceği veya hiç olmazsa geri adım atarak postmodern bir 'vesayeti' kabul edeceği öngörüldü. Sorun AK Parti değildi. Yaşam biçimleri tehdit altında filan da değildi. Sorun Erdoğan'sız bir AK Parti, veya ehlileştirilmiş, Çankaya'ya Özal gibi hapsedilecek bir Erdoğan yaratmaktı.
Olmadı... Erdoğan, Barzani'yi, Şivan'ı, İbrahim'i koluna takıp Diyarbakır'a gitti, diğerleri ise Bhutan'a.
Erdoğan öngörülemez ve çok 'yıkıcı' bir lider. 'Öcalan'ı niye asmadınız' derken Öcalan'la süreç başlatan, ülke yanarken, parti şaşkınlık içinde sallanırken, 'çapulcularla' saatlerce baş başa görüşmeler yapan, parti bölünüyor korosuna bakarak değil, Arınç'la birlikte Şivan'ı dinlerken gözleri dolan, Çözüm Süreci çöktü cephesi ile alay edercesine Diyarbakır'da 'Kürdistan' diyebilen, standart sapması yüksek bir siyasetçi.
Peki neden böyle?
Erdoğan bu ülkeyi çok iyi tanıyor çünkü. Bu nedenle, antidemokratik tüm müdahaleler sahneye konduğu anda, muarızları onu birkaç adım önde kendilerini yeni bir stratejiyle karşılarken buluyor.
Çünkü Erdoğan, bu meselenin hata affetmediğini, kendisi ve halkı için bir ölüm-kalım mücadelesi verdiğini iyi biliyor.
Bu nedenle, 23 Nisan 1920 ruhundan bahsediyor, bu yüzden Diyarbakır'ı, İstanbul'u ve ülkenin tüm kentlerini Çözüm Süreci'ni korumaları için yardıma çağırıyor. Üstünlerden söktüğü devlet yönetme iradesini halka teslim etmenin savaşını veriyor.
Çünkü Çözüm Süreci'nin anlamı, sadece Kürt vatandaşlarını ilgilendirmiyor. 11 aydır Çözüm Süreci'ne medyanın bu kadar saldırmasının mantığı, savaşan PKK ve devletin, önünde sonunda vesayeti yeni yüzüyle tesis edecek olmasında yatıyor.
Gençlerimizin ölmüyor olması, bu çevreler için bir teferruat. İktidarın halka geçmemesi için ödenecek 'küçük' bir bedel. Zaten onlar ölmüyordu ki, ölen fakir Türk, Kürt çocuklarıydı.
'Yaşam biçimleri tehlikede' söylemi -affedersiniz- koca bir balon. Tüm samimiyetimle, bu klişeyi tekrarlayan herkese soruyorum aylardır. Somut hiçbir cevap alamıyorum. 11 yıldır Diyarbakır'daki Yeni Türkiye resmine ulaşmanın adımları dışında, hangi yaşam biçimine yönelik tehlikeli bir adım atıldı?
O sözün gerçeğe tercümesi şu: 'Üstünlüklerimiz tehlikede!', 'Totaliter-laikçi yaşam biçiminin tasallutu tehlikede!'. 'Bu ülkenin yüzde 80'inin, yüzde birlik imtiyazlı bir kesime boyun eğdiği rejim tehlikede!'
Liberal demokrasinin en önemli koşullarından ikisi, tüm vatandaşlar karşısında devletin eşit durması ve her vatandaşın eşit deneme şartlarına sahip olmasıdır.
Son 11 yılda yapılan, Diyarbakır'da da en üst sembolizmine bürünen süreç, bu ülkenin dezavantajlı kesimlerinin, imtiyazlı kesimlere eşit hale getirilmesi adımlarını ima ediyor.
Yaşam biçimleri tehlikede çığırtkanlığı da, bu eşitliğe kibirli bir karşı duruşu simgeliyor. Erdoğan'ın 'halkı' göreve çağırması da bu nedenle.
Yaşam biçimleri tehlikede çığırtkanlığının hedef kitlesi olan kesimler de bu çağrıya uymalı. Çünkü tarih önünde asla savunulamayacak bir pozisyona fark etmeden payanda oluyorlar. Üstünlükleri savunarak değil, barışa sahip çıkarak da Erdoğan'la siyasi mücadele verilebilir.
Hatta çok daha iyi verilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019