Markar ESAYAN
Leman Dergisi 'tarihi' bir kapak çalışması yapmış. 17 ve 25 Aralık darbesine karşı duran ve öne çıkan etkili yazarları 'yolsuzluk' gemisine binmeye çalışırlarken resmetmiş. Lakin karakter suikastı yapılan yazarlar, 'Kaptan' Bilal Erdoğan tarafından terk ediliyorlar. 'Gemicik bu, transatlantik değil, hepinizi alamayız' deniyor onlara. 'Mizah', kutsal kitaplardaki ortak tema olan Nuh'un Gemisi sembolü üzerine kurulmuş. Böylelikle, görebilenler için sadece bir karede, 90 yılın tüm zihniyeti ve ittifakları ortaya konuyor.
Hatta tüm bir radikal aydınlanma ve kolonyalizm tarihinin...
Yolsuzluk, dindar Başbakan, ailesi, darbeye karşı çıkan dindar, başörtülü ve erkek yazarlar ile aslında o mahalleden olmayan diğerlerini birleştiren bir gemiyle sembolize edilmiş. Böylelikle, Kutsal Kitap ve Kur'an'daki ayetler ters yüz edilmiş. Çürüdüğü için yok edilen dünyadan, yeni bir başlangıç yapmaya yelken açan Nuh'un Gemisi, bu yorumda 'gerçek' yüzleri ortaya çıkan dindarlar ve mahalle dışı 'işbirlikçilerinin' seküler dünyadan kovulmasının aracı olmuş.
Kapak, 1. Cumhuriyet'in kuruluş manifestosu gibi.
Gezi krizinde de benzer tema ortaya çıkmıştı. Gezi'den anlamlı bir muhalefetin filiz verip vermeyeceğini önemseyen birisi olarak, orada açığa çıkan tahayyülleri ve bu tahayyüllerin dile nasıl yansıdığını dikkatle takip etmiştim. Çünkü bir şeyin yeni ve orijinal olup olmadığını ancak ortaya çıkan dilin kendisinden anlayabilirsiniz.
Tarihsel bir tembellik eğilimiyle, verili koşulları eleştirmek, değiştirmek isteyenler önce kurumlara bakarlar. Meclis'e, siyasi lidere, medyaya ve lobilere ağır eleştiriler getirir, ciddi bir kriz olduğuna karar verilir. Yeni yasalara, hükümet değişikliklerine, seçilmişlerin yetkilerinin kısıtlanması düzenlemelerine, daha sistemli bir yolsuzluk mücadelesine ihtiyaç olduğu, kimsenin itiraz etmeyeceği önerilerdir. Görünen odur ki, eleştiriyi yapan topluluk tek bir amaçta birleşmiş, aynı şeyi ister ve siyasi yöntemleri de hazır gibidir.
Ama bu doğru değildir.
Hedef alınan iktidar ne kadar mükemmelleşmiş bir 'kötülüğün' cismanileşmiş hali değilse, itiraz edenler de aynı amaçları ve üzerinde anlaşılmış siyasi birlik özelliklerini taşımazlar. Gezi'de de bu böyle olmuştur. Aslen bireyci bir itiraz olan Gezi'nin değerli olabilecek nüvesinin, içinde işlevselleşeceği yeni bir dil ve ortak bir yeni toplum tahayyülü yoktur. CHP, Leman gibi kendi parodisi olmuş sol kesim, saygınlıklarını kaybetmekte olan sinirli 'liberaller', beyaz sermaye ve beyaz medya, bu enerjiye doğal ittifak gözüyle bakarak ellerini ovuştururlar. Oysa, oldukça öznel itirazları olan, kendi ülkelerindeki cemaatlerden çok Yeni Zelanda'daki akranı ile sosyal medya üzerinden daha sıkı bir ilişki kuran bireylerden bahsedilmektedir. Öfke, siyasi kuluçkasına sahip olmadığı için, hedef aldığı iktidar yerine kısa sürede kendi kendini itibarsızlaştırır ve sönümlenir.
Bu nedenle Gezi'de olduğu gibi, Erdoğan'ın şahsına yönlendirilmiş bir öfkeyi, Kürtleri, Alevileri etkileyecek toplumsal huzursuzluk için kullanabilirsiniz. Çıra gibi... Gezi onlar için bir çıra olabilir. Asıl yanacak olan Kürtler ve Alevilerdir. Bu çıraya uzananların asıl sorunu, başarısız olmaya mahkûm olmalarının da nedenidir: Yeni bir toplum tahayyülünü kaybetmiş olmaları... Topluma saygı duymamaları... Güçlerine güvenle ahlaklarını yitirmeleri.
Paradoks ise, bu tahayyülün ve dinamizmin, hedef aldıkları Erdoğan ile tabanında bulunmasıdır.
Dolayısıyla pek bir şey değişmez.
Tarihten bir örnekle somutlaştıralım. Fransız İhtilali aslında Bastil baskınından çok önce, dilde ve yeni toplum tasavvurunda başlamıştı. Monarşiye doğrudan savaş açamayan entelektüeller, kışkırtacakları toplumu sokağa dökmeden önce, halka başka türlüsünün de mümkün olduğuna dair sağlam ikna yollarına giriştiler. Tony Judt'a göre, aslında modern siyaseti keşfettiler. Monarşinin itibarı, kısa sürede terör hareketine dönüşecek bir isyanda değil, halkın ikna edilmesi ile kayba uğrayabilirdi çünkü. Devrimden önce, monarşiye dair ne varsa halkın gözünde çoktan değer kaybetmişti. Bunun yanında cumhuriyetçiler, yeni ülkenin nasıl yönetileceğine dair halka ciddi taslaklar sunmaktaydılar. Yani halkı mühendislik nesnesi değil, rasyonel akla sahip bireyler olarak ciddiye alıyor, bu bireylerden yeni bir toplum, ortak amaçlar ve yeni bir devlet yaratmanın zeminini hazırlıyorlardı.
Leman'ın sergilediği zihniyette ise, tarihin çöp tenekesine gitmekte olan kibri daha ustalıkla tekrarlamaktan öte yeni bir şey yok. O nedenle, Erdoğan'ın yolsuzluklarla itibar kaybetmesine gayret edenlerin fazlaca bir şansı bulunmuyor. Çünkü anlamlı söyleme, heyecana ve Yeni Türkiye'ye dair 'yeni' önerilere sahip olan Erdoğan ve tabanı, statükocu ve gerici ittifak değil. Gezi'de enerjilerinin üzerinde akbaba gibi alçak uçuş yaptıkları gençler ise hiç değil. Onlar bizlerden çok daha akıllılar.
Dolayısıyla, son 11 yıldır, ne kadar modern, laik ve esprili parlak ambalajlara sarınsa da, gerici bir karşı devrim çabasını canlı canlı seyrediyoruz. 17 ve 25 Aralık operasyonlarına anlamadığım bir şevkle dindar Hizmet Hareketi'nin çatısı destek veriyorsa da, değişen sadece ittifaklar, müdahalenin gerici, tembel ve halka saygısız köhne özü değil.
Aslında, anlayışı olan gerçek muhalifler için çok önemli 'spoiler'lar veriyorum. Ama kabul ediyorum ki, gerçek en çok ona sahip olanlar tarafından suiistimal edilir, gözlerden kaçırılır. Hasılı, kendimizi anlatmak gibi bir sıkıntımız yok. Anlaşıldığımızı bilmenin huzuru içindeyiz.
Haliyle, Erdoğan veya söz konusu yazarların neden hedef alındığı, en sinik esprilerin bile arkasına gizlenemiyor. İttifakın aciliyeti var çünkü. Milli Görüş ve AK Parti gibi, iktidara gelmek için çeyrek yüzyıl toplumla iç içe olmaya, emek vermeye vakitleri de, niyetleri de yok. Hızlı ve etkili bir itibarsızlaştırma ve tepkimeyi hızlandıracak katalizör olan şiddet lazım. Oyunu kuranlar da bu yüzden yolsuzluk kartını açtılar.
Yolsuzluk iddiaları burada maalesef ki bir teferruat.
Keşke olmasaydı.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019