Markar ESAYAN
Türkiye unutmayı seçtiği tarihi bir gerçekle, 1915 ile yüzleşme sürecini 23 Nisan'da başlattı. Burada payeyi Başbakan Erdoğan'ın cesaretine mi, yoksa dindar yurttaşların ferasetine mi vermek gerekir acaba? Yanlış bir soru bu. Her iki özne de birbirini ileriye doğru iten olumlu bir sinerji oluşturmuş durumda. Burada Erdoğan'ın artık AK Parti dahil siyasal kültür limitlerini, muhalefetin güdüklüğünü de aşan bir liderlik gösterdiğine şahit oluyoruz. Dünkü yazımda bahsetmiştim. Merhum Özal da 1991'de 'Konuşsak, yüzleşsek ne olur' demiş, ama MGK ve kendi partisinden kırmızı kartı görmüştü.
Acaba Erdoğan da Özal gibi araya yoklama aşaması koysa, taziye sunmak yerine, 'Bir taziye yayınlasak ne olur' diye bir 'tartışma' başlatsaydı ne olurdu? Muhtemelen ortalık taziye sunulduktan sonra gelen zayıf tepkilerden çok daha fazla sertleşir, bu iyiniyetli yaklaşım düzden ve tersten çakan birçok saldırı ile boğulur giderdi. Hasan Cemalgiller Erdoğan takıntısı zarar görmesin diye 'Yetmez o yüzden hayır' diye topa girer, çoğulcu Anadolu yurtseverliğini İttihatçı kan-soy milliyetçiliği ile trampa edip kazıklanan kesimlerden de Erdoğan'a salvo atışlar gelirdi. Tepede olumsuz bir görüntü oluşturulur, bunun halkın görüşü olduğu savunulurdu.
Dönemin Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek'in Ermeni Konferansı'nı düzenleyenler hakkında 'Bizi arkamızdan hançerlediler' sözünü sarf etmesinin üzerinden kısa sayılabilecek bir süre geçti. Eski Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül'ün 'Bugün eğer Ege'de Rumlar, Türkiye'nin pek çok yerinde de Ermeniler yaşamaya devam etseydi, acaba Türkiye aynı milli devlet olabilir miydi?' demesi üzerinden ise çok daha az.
Ben Sayın Meral Akşener'in Öcalan'a 'Ermeni dölü' demesinden ötürü pişmanlık duyduğu ve özür dilediği gibi, her iki siyasinin de bugün farklı düşündüğünden, o sözlerden ötürü üzüntü duyduklarından eminim. Amacım 'Ama siz zamanında böyle demiştiniz, unutmadık' türünden bir ucuzluk yapmak değil. Çünkü insanlar değişir. İnsanlar hatalarından öğrenir... Nerelerden nerelere geldik. İşte 12 yıldır tüm yazılarımın özeti de bu noktada toplanıyor: Değişime şans verin ve kendinize inanın. Tıpkı evvelki gün Erdoğan'ın 'Korkmayın' diye halka seslenişi gibi, değişimden hataları ayıklamaktan korkmayın. Bu bir acizlik değil, bir erdemdir. İnsanın doğruya, iyiliğe doğru fazlalıklarını ayıklamasıdır. Bu hepimiz için geçerlidir.
Ve bazen yaparsınız ve olur.
Erdoğan doğru bir şeyi siyasi dengeleri gözeterek pazarlığa açmadı. Çoğunlukla hayat böyledir. Sözle değil icraatla tıkanıklıkları aşarsınız. Bu belki bir histir, belki de toplumu Erdoğan gibi yakından takip etmenin getirdiği bir bilgidir, bilgeliktir.
Erdoğan cumhuriyetin en büyük tabusunu kırıp atmıştır. Bu tabuların en önemli işlevi bir milletin sürekli olarak korkularla boğuşması ve tüm gelişim potansiyellerini, enerjisini bir kör döğüşünde harcamasıdır... Böylelikle insanlar asla gerçek sorunlara odaklanamaz, gizli iktidarı deşifre edecek sükunete kavuşamaz, sömürülür giderler. Hani merkantilizmin baskın iktisat teorisi gibi, işçiler ölüm ile yaşam arasında kritik dengede bir ücretle çalıştırılmalı, böylelikle kendi hayatları ve siyaset üzerine düşünecek şartlara kavuşmamalıdır. Yoksa düzeni değiştirirler. Hadi melankolik solcularımızın gönlü hoş olsun, devrim yaparlar.
Böyle yazınca çok sinirleniyorlar ve benim de umurumda olmuyor. Son 12 yılda yaşanan da ağır çekim bir halk devrimidir.
Sorun, bu devrimin neden bazı kesimlerde tehdit hissi yarattığıdır. Sermayeyi, Doğan vesaire kesimleri anlıyoruz. Çok daha tutarlı bir çizgideler. Bu bir iktidar savaşıysa, imtiyazlarını kaybetmek istemezler. Üstelik, gericilerin varlığı ve dirençleri, reformcu güçler için bir yol haritası ve zindelik sunar. Tarih dışı ve zayıf gerici güçler topluluğu her zaman değişimin dopingi olmuştur. Ama ya sosyal adalet, eşitlik, Kürtlere ve Ermenilere özgürlük söylemini sakız edenler, hatta zamanında Erdoğan'ın bugün yaptıklarını devlete önerenler neden böyle savrulurlar?
İşverenlerinin Doğan vs. medyası ve ürettikleri 'malları' sattıkları kesimin ve totaliter laik toplumsallık olduğunu ihmal ederek, bunun sosyolojik nedeninin sekürlerlik ambalajıyla gizlenmiş dinler fobisi ve kendinden nefret etme olduğunu düşünüyorum. Değişimin maestrosunun dindar bir lider ve taban olmasının altından kalkılamaz bir kimlik karmaşası oluşturduğu ortada. Aslında Erdoğan'dan değil, kendilerinden nefret ediyorlar. Tüm arzulu hallerine rağmen Batılı değil, Doğulu, melez bir halkın parçası oldukları gerçeği, Batı'nın kendi kimliğini bağladığı kötücül Doğu tarifi ile birleşip katlanılmaz bir baskı oluşturuyor.
Hasan Cemallerin, Mehmet Altanların, Perihan Mağdenlerin, Nilüfer Göle ve bilumum sevdiğimiz saydığımız isim ve kesimlerin çelişki içinde debelenmelerinin, bir hayat harcanan itibarlarını bu kadar hiçe sayarak havaya savurmalarının şüphesiz sosyo-psikolojik nedenleri var. Bu tablo çok hazin.
İşte hayat böyle akıp gidiyor. Kendisi ile gerçekçi, namuslu ilişki kuramayanların da geçmişteki katkılarına taziye sunma inceliğini ihmal etmeden...
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019