Mehmet Ocaktan
Türkiye’de siyasetin ve özellikle de siyasi partilerin toplumla olan ilişkilerinin nasıl bir seyir izlediğini doğru analiz edebilmek için, çok partili hayata geçiş sonrasındaki sürece bakmak gerekiyor.
Kuşkusuz bu bakış açısı, tek parti dönemini görmezden gelmek anlamını taşımıyor. Kabul edelim ki ‘tek parti’ dönemi, normal bir siyaset analizinin konusu olmaktan çok, kendine has özellikler taşıyan otokratik dönemin laboratuvar analizi olarak bir değer ifade etmektedir. Dolayısıyla o dönemi, bildiğimiz normal siyasetin dışında değerlendirmekte yarar var.
Çok partili hayata geçişle birlikte ortaya çıkan tabloda herkesin de bildiği gibi solda CHP, merkez sağda ise önce Demokrat Parti, devamında Adalet Partisi ve Anavatan Partisi var. Sonrasında ise bu çizginin sağında ve solunda daha küçük partiler yer alıyor.
2002 seçimleriyle birlikte bu tablo tümüyle değişiyor. CHP geleneksel çizgisinde var olmaya devam ederken, merkez sağın bütün unsurları bir bakıma AK Parti havuzunda toplanıyor. Bu çerçevede merkez sağ anlamında küçük çaplı çıkış hamleleri olsa da hemen hepsi başarısızlıkla sonuçlanıyor. Çünkü AK Parti 2014 yılına kadar uyguladığı kucaklayıcı politikaları ve icraatlarıyla farklı çıkışlara ihtiyaç bırakmadığı için, merkez sağda başka bir arayışa ihtiyaç duyulmuyor. AK Parti mevcut konumunu koruduğu sürece de merkez sağ için başka bir alan açılmayacak gibi gözüküyor.
Ancak AK Parti merkezdeki konumunu özellikle son on yılda çok hoyratça kullanması yüzünden, geniş kitlelerle olan gönül bağlarını kopararak büyük ölçüde merkezi boşaltmış bulunuyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde merkez siyasete olan ihtiyaç giderek artacak demektir.
İşte tam bu noktada, 31 Mart seçimlerinde birinci parti konumuna geçen CHP’nin merkez siyaset ihtiyacını karşılayabilecek bir değişimi ne ölçüde gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği önem kazanmış bulunuyor.
Bu çerçevede, CHP’nin bir önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim adımlarının hayati bir öneme sahip olduğunun altını çizmek gerekiyor. Çünkü o güne kadar kimse CHP’nin geçmişiyle yüzleşerek “helalleşme” adımı atmaya cesaret edememişti. Bu bağlamda, CHP’nin özellikle ulusalcı kesiminin Kılıçdaroğlu’nun değişim adımlarına yeterince destek olmadığını da bir yere not etmekte yarar var.
Şimdi CHP’de yeni bir yönetim var. Genel Başkan Özgür Özel’in 31 Mart gecesinde yaptığı konuşmasındaki “Bu seçimi sosyal demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, muhafazakar demokratlarla ve Kürt demokratlarla birlikte kazandık” sözleri, bir bakıma merkez siyasete işaret eden bir değerlendirmeydi.
Geçtiğimiz hafta, Ekrem İmamoğlu’nun KARAR’ı ziyaretinde verdiği mesajları da bu çerçevede değerlendirmekte yarar var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin politik duruşuyla ilgili olarak, partinin yerinin merkez olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu’nun değerlendirmesi aynen şöyle: “CHP merkezde durmalı tabii, partimiz zaten merkezde duruyor. Bunu sağ ya da sol olarak görmemek lazım. Ben de kişisel olarak merkezi temsil ediyorum; kendimi Türkiye’nin merkezinde görüyorum. CHP tabanı da bizimle aynı düşünceyi paylaşıyor. Bu yüzden hem bana hem de Mansur Bey’e büyük önem atfediyorlar.”
Herhalde CHP’nin merkeze gidişiyle ilgili bundan daha net bir tarif olamazdı. Türkiye’nin toplumsal sosyolojisi dikkate alındığında iktidar hedefi olan bir partinin, kendisini belli ideolojik kalıplara hapsetmek yerine, toplumun sağında-solunda yer alan muhafazakar, milliyetçi, liberal ya da farklı inanç ve farklı kimliklere sahip herkesin kendisini rahat hissedeceği bir merkez tanımına ihtiyaç duyduğu kesin.
Kabul etmek gerekiyor ki CHP’nin merkez siyasetini içselleştirebilmesi çok kolay değil. Zira CHP’nin geleneksel kodları daha çok ideolojik bir şekillenmeye ayarlı ama bu engel, parti yönetiminin kararlı irade koyması halinde aşılamayacak bir engel de değil. Nitekim İmamoğlu “Ben merkezi temsil ediyorum, partim de merkezde” diyerek, bir bakıma partinin önüne net bir hedef koymuş oldu.
Eğer Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, bu süreci daha da zenginleştiren adımlar atabilirlerse, bugüne kadar eli CHP’ye oy vermeye gitmeyen kesimlerin tercihlerini rahatlıkla değiştirebilirler. Dolayısıyla, geniş toplum kesimlerine ulaşmak, tamamen CHP’nin kendi elinde, ya milletle buluşan bir istikamette yürümeye devam edecek ya da geleneksel kodlarının izin verdiği ölçüde bir siyasete razı olacak.
Ancak CHP’nin en büyük zorluğu, CHP safında duran, onun adına özellikle muhafazakar kesimlere parmak sallayan ideolojik medya ve ulusalcı yapılardır. Çünkü CHP’den çok CHP’cilik oynayan bu zihniyet öbeği, hala CHP konusunda kafalarında soru işaretleri taşıyan kesimleri adeta iten bir görüntü sergiliyorlar.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025