Mesut YEĞEN
Muhalif mahfillerdekiler birkaç haftadır 6’lı Masa’nın, muhalefetin yetersizliklerini konuşuyoruz. Adaletsiz, kayırmacı, otoriter olmakla kalmayıp ekonomiyi de berbat etmesine rağmen Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nın hâlâ 2023 seçimlerini kazanabilme şansının olmasından 6’lı Masa’yı, muhalefet partilerini sorumlu tutup, kendimizce feveran ediyoruz. Her şey bu kadar kötü giderken muhalefet partilerinin “seçimler çantada keklik” havasına kapılmışlığına şaşırıp, 6’lı Masa’nın parıltısızlığına, ümit uyandırmazlığına öfkeleniyoruz.
Haksız sayılmayız. Lakin biraz rahatlayabiliriz. Muhalefet partileri nihayet değişiyor olduğundan değil, Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın bir şey yapmaya mecalinin kalmamış olduğunun belli olmasından. Haftalardır allanıp pullanarak müjdesi verilen Türkiye Yüzyılı beyannamesi de gösterdi ki, muhalefet parıltısız; lakin iktidarın ve Erdoğan’ın da yeni bir şey söylemeye, yeni bir şeyler yapmaya mecali yok. 20 seneden sonra seçimleri kaybedip iktidardan uzaklaşması bu kadar yakın bir ihtimalken, bunca allanıp pullanan vizyon belgesinden ancak bu kadarının çıkması Erdoğan’ın vaziyeti değiştirmek için büyük şeyler yapmaya takatinin kalmadığını gösteriyor. Yapılabileceklerin sınırlarını kendi elleriyle daraltıp, imkânları berhava etmiş olmalarından mıdır, artık eski havalarında olmamalarından mı bilinmez; ancak, Erdoğan’ın ve partisinin memlekete ve seçmene, durup kulak kesilecek bir şeyler söyleyebilecek mecali kalmış görünmüyor.
Türkiye Yüzyılı
Haftalar boyunca “AK Parti 2.0”, “AK Parti kuruluş kodlarına dönüyor” denilerek müjdesi verilen Türkiye Yüzyılı beyannamesinden bir şeyler çıktı elbette, çıkmadı değil. Ancak sadra şifa olup, 2023 seçimlerinde Erdoğan’ı uçuracak bir şeyler değil çıkanlar. Bir çırpıda özetlemek gerekirse: Üç-beş muhalif gazeteciyi beyannamenin sunulduğu toplantıyı izlemeye davet etmek ve bakanları ve vekilleri tribünlere gönderip davetlilere salonun ortasında yer vermek türünden “yüce gönüllülüklerle” kavgacılık ve kibirlilik imajından sıyrılmaya çalışmak; inanmışlık hissi vermeyen mimiklerin eşlik ettiği “gelin” davetiyle tabanının son senelerin geriliminden yorulmuşlarına “kutuplaştırmadan vazgeçebilirim” mesajını vermek; “gelin” davetiyle ve güçlü devlet ve ordu motifleriyle seküler milliyetçilerin meyyal olanlarını tavlamaya çalışmak vs.
Erdoğan’ın son birkaç senede yaptıklarıyla kıyaslanarak değerlendirildiğinde az biraz manası var görünmekle beraber 2023 seçimlerinde Erdoğan’ın kaybedebileceğine işaret eden siyasi tabloyu kesinkes değiştirmekte işe yarayabilecek şeylere pek benzemiyor Türkiye Yüzyılı beyannamesinden çıkanlar. Malum, kamuoyu yoklamalarının gösterdiği şu: Erdoğan’ın 2018’den bugüne 10 puan kaybetmesinin arkasında iki büyük sebep var: Hayat pahalılığı ve yerli ve milli rejim diyerek Kürtlerle ve başkalarıyla girdiği kavga. Erdoğan’dan uzaklaşanların büyük kısmı hayat pahalılığından canı kötü yananlar ve girdiği kavga halini onaylamayıp tedirgin olan Kürtler ve muhafazakârlar. Durum bu olduğundan, sadra şifa olabilmesi için, hayat pahalılığının durdurulabileceğine ve kavga halinin bitirileceğine, hiç olmazsa bunlardan birinin yapılabileceğine işaret eden bir mahiyeti olması beklenirdi Türkiye Yüzyılı beyannamesinin. Gelin görün ki, beyanname bu iki önemli mevzuya dair ikna edici bir vaatte bulunmak yerine, ilkini “güçlü devlet”, ikincisini de “gelin” çağrısıyla ikame etmeyi tercih etmiş. Savunma sanayi, Togg ve Kanal İstanbul denilerek enflasyon meselesi buharlaştırılırken, alt metninde “yerli ve milli rejime teslim olup, biat edin”den “yerli ve milli rejimde size de yer var”a uzanan bir çağrı yer alan bir davetle de kutuplaştırma ve ayrıştırma işlerinin üstü örtülmeye girişilmiş. Bu haliyle beyanname şunu gösteriyor: Erdoğan seçmen desteğindeki büyük erimenin sebeplerini ortadan kaldırmaktansa, bu iki sebebi retorikle etkisizleştirmeye girişecek. Bu durum da şu iki şeyden birine, muhtemelen her ikisine birden işaret ediyor: Erdoğan’ın hareket alanı artık çok dar ve Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın yeni bir şeyler yapmaya mecali, takati yok.
Çarşı pazar fiyatlarının artışının engelleneceğine dair ikna edici bir siyaset oluşturmaktansa dış güçler ve güçlü devlet retoriklerine sarılmanın ardında pek muhtemelen elde enflasyonu bugünden yarına durdurabilecek bir araç olmayışı var. Son dönemde takip edilen uluslararası siyaset ve ekonomideki ‘epistemolojik kopuş’ memleketi yüksek enflasyonla birlikte yaşamaya mecbur bırakmış olsa gerek ki, Türkiye Yüzyılı beyannamesi bu meseleye dair dişe dokunur bir şey söylemiyor. Keza, sahici bir normalleşme ve barışma siyasetindense alt metninde “yerli ve milli rejime biat edin” ya da “yerli ve milli rejimde size de yer var” çağrısının yer aldığı “gelin” retoriğine başvurulmuş olması, pek muhtemelen 2016’dan sonra oluşan güç konfigürasyonundan doğan bir mecburiyet.
Hülasa, Türkiye Yüzyılı programı sadra şifa olup Erdoğan’a kolaylıkla seçim kazandırabilecek bir işe benzemiyor ve bu halinin ardında Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın hareket alanının çok daralmış olması olsa gerek. Ya da 20 senedir iktidarda olmanın ve her şeyi tüketmiş olmanın yol verdiği mecalsizlik.
Yetmezse?
Peki durum buysa, Türkiye Yüzyılı beyannamesi bu kadar yetersizse, havlu da atmış olmadıklarına göre, Erdoğan ve Cumhur İttifakı 2023 seçimlerini nasıl kazanmayı düşünüyor? Muhalefetin üzerine çok konuşulan yetersizlikleri ve 6’lı Masa’nın HDP bağlantısının zayıflığı gibi beyannameyle ilgisiz olarak ya da beyannameden önce işleyen faktörler baki. Bunların Erdoğan’ın seçimleri kazanmasına katkı yapacağına güvenilmeye devam ediliyor olsa gerek. Ancak özel olarak beyannameden çıkan şey şu: Erdoğan ve Cumhur İttifakı Türkiye’yi bir tür Yenikapı 2.0 iklimine sokarak seçimleri kazanmayı deneyecek. Beyannamede Kürtlere yapılan esas vaadin “kimlik siyaseti değil birlik siyaseti” olması, Cumhur İttifakı’nın Kürt meselesindeki cari pozisyonunu değiştirmeyeceğini gösteriyor. Aksine, işaretler Erdoğan’ın Kürtlerden umudu kestiğini ya da Kürtlere ‘dönerek’ seçimleri kazanmayı denemeye niyetinin olmadığını gösteriyor, en azından şimdilik. Bunun yerine, seküler milliyetçilerin meyyal olanlarını Yenikapı ruhunu güncelleyen bir anlaşmaya davet ederek seçimleri kazanmaya çalışacak görünüyor Erdoğan. Mansur Yavaş’a verilen kuvvetli seçmen desteğinden cesaret alarak CHP, İYİ Parti, Zafer Partisi ve Memleket Partisi saflarındaki seküler milliyetçileri yanına çekmeye çalışmak, Erdoğan’ın öncelikle denemeye çalışacağı yol olacağa benziyor. Yenikapı ruhunun terkibine bir tutam daha milliyetçilik ve Atatürkçülük ekleyip, terkipteki muhafazakârlığın dozunu azaltarak seküler milliyetçilerin meyyal olanlarıyla yeni bir ahitleşmeyi deneyecek gibi Erdoğan seçimleri kazanabilmek için. Atatürk’ün hiç olmadığı kadar sahiplenilmesi, Alevi açılımı, Mahir Ünal’ın görevden affı vs. bütün bunlar bu yeni ahitleşmenin işaretleri olsa gerek.
Peki, bütün bu yeniden ahitleşme Erdoğan’a seçimleri kazandırır mı? Bir başına zor. 6’lı Masa bir arada kalır, ortak bir programda anlaşır ve HDP’nin de desteğini alacak bir adayda uzlaşırsa bu yeni ahitleşmenin Erdoğan’a ihtiyaç duyduğu 10 puanı getirmesi zor. Ne var ki, işlerin muhalefet için yolunda gideceğinin de garantisi yok ve olur da muhalefet cephesinde işler bozulursa bu yeni ahitleşmenin getireceği seçmen, Erdoğan’ın seçimleri kazanmasına yetebilir. Bu durum Erdoğan’ın bu mecalsiz haliyle bile iktidarda kalabileceğini gösteriyor. Kaldı ki, muhalefet dağılmaz da yeni ahitleşmenin Erdoğan’ı iktidarda tutmaya yetecek kadar bir destek üretmediği anlaşılırsa, Erdoğan’ın son bir hamleyle Kürtlere ve kutuplaşmadan bezip AK Parti saflarından uzaklaşmışlara dönük yeni bir adım atması ihtimali de var.
Türkiye Yüzyılı beyannamesi Erdoğan’ın mecalsizliğine işaret ediyor ve fakat mecalsizliği Erdoğan’ın kaybedeceğini göstermiyor. Erdoğan’ın kaybetmesi için muhalefetin bir arada kalıp bir pırıltı göstermesi gerekiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025