Mustafa ARMAGAN
Nedense ondan hoşlananımız azdan azdır. Milliyetçi ve muhafazakâr kesim kendisini ‘pısırık’ bulur, Osmanlı tahtına yakıştıramaz. Sol ve liberal çevrelerin derdi ise başka: O ‘dinci’ bir padişahtı, ibadetten başını kaldıramamış, Avrupa’da sanat ve bilim alanlarındaki gelişmelere düşmanlık etmiş, Fatih’in açtığı çığırı dondurmuştur.
Meziyetsiz, zayıf ruhlu ve gevşek huylu… Başka? “Cevval değildi” diyen mi ararsınız, “rahatı sevdiğini” söyleyeni mi? İyi de suçu neydi bu padişahın? Suçu, yumuşaklığı (hilmi) ve dindarlığıydı. Yumuşak olması ahirlerin hoşuna gitmiyordu, dindar olması ‘asrîlerin’. Oysa halkın yanılmaz teşhisiyle “Bayezid-i Velî”ydi, Veli padişahtı.
Bir insanın dindar olması, ibadetle meşgul bulunması suçtur aydınımızın gözünde. Meşrutiyet’ten itibaren padişahlar arasında iyi-kötü ayrımı yapılmıştır. II. Osman bu dönemde “Genç” yapılmış ve ‘iyiler’ safına katılmıştı. Sultan İbrahim’in “Deli” yapılması da aynı döneme rastlar.
İşte II. Bayezid’in pısırık, pasif, babası ve oğlu gibi seferlere çıkmayan (padişahlığının daha 2. yılında çıktığı Morova seferine ne diyeceksiniz?), sarayda rahat döşeklere gömülüp dünyayı umursamayan bir ‘çöküş dönemi’ padişahı olarak resmedilmesi de yine jöntürk tarih yazıcılığının günümüz Türkiye’sine unutulmaz bir kazığıdır.

II. Bayezid avlanmayı çok severdi. Şeyhi Seyyid İbrahim’i bir ceylanın üzerine binmiş, kendisini uyarırken gösteren bu minyatür, “Veli” kimliğine yaklaşmakta anahtar işlevi görüyor. (Taşköprülüzade, Osmanlı Bilginleri, İz: 2007).
Peki tarihimize vurulan asırlık kelepçelerden nasıl kurtulacağız? II. Bayezid’in, Baki Tezcan’ın II. Osman’la ilgili çalışmasında ortaya koyduğu gibi nasıl kendi yüzüyle tarihe geçmesini sağlayacağız?
Allah’tan bir adım atıldı ve Beyoğlu Belediyesi ile Mimar Sinan Üniversitesi’nin ortak çalışmasıyla 19-20 Aralık 2012 günlerinde 500. vefat yıldönümü vesilesiyle bir sempozyum düzenlendi. Siyaset, askerlik, mimari, sanat, bilim ve tarih alanlarındaki katkıları gündeme getirildi. Yazık ki basınımızın ilgisine yeterince mazhar olamadı. Onlar eski adı Çirkince olan Şirince’deki ciddi kıyamet senaryolarıyla meşguldüler!
Sempozyumda fakir de “Veli”liği üzerinde durdu ve şunları dile getirdi:
Fatih, oğullarının eğitimine önem vermesiyle de dikkat çeker. Ortanca oğlu Mustafa için kaynaklar “âlim ve şair” der. Cem’in şair ve âlim olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde Bayezid de uzun bir süre kaldığı Amasya’da sıkı bir eğitimden geçti. Arapça ve Farsçayı, fıkıh ve heyet ilmini (astronomi) öğrendi.
Suikaste kurban gidiyordu
Manevî boyuta yatkınlığı daha şehzadelik yıllarında başlamıştı. “Babam” diye bahsettiği Seyyid İbrahim Çelebi’yi, Amasya yakınlarındaki köyünde ayağına kadar giderek ziyaret etmiş ve aralarında manevî bir bağ oluşmuştu. Seyyid İbrahim şehzadenin av tutkusundan hoşlanmıyordu. Ona lüzumsuz yere hayvan öldürmenin sakıncalarını anlatarak vazgeçirmeye çalıştı. Ancak Bayezid bir gün yine ava çıktı. Adamları geyikleri ondan tarafa doğru sürdüler. Tam okunu atacakken Bayezid’in vazgeçip geriye döndüğü görüldü. Sebebi sorulunca “Babam” dediği Seyyid İbrahim’i bir geyiğin sırtında gördüğünü ve kendisini sert bir şekilde uyardığını söyledi. Bundan sonra avcılığa tövbe ettiğini yazar Taşköprülüzade.
Öte yandan Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin babası, “Yavsı Şeyh” namıyla meşhur olan Şeyh Muhyiddin İskibilî’ye bağlanmış ve tekkesinde 40 gün halvete girmişti.
Mevleviliğe düşkünlüğü ise doğumunu babasına Konya Çelebiliğini uhdesinde bulunduran Cemaleddin Çelebi’nin müjdelemesinden ileri gelir. Çelebi’ye de, Mevlânâ’ya da büyük saygı göstermiş ve Mevlânâ türbesindeki sandukaları yenileyerek üzerlerine örtülmek üzere değerli kumaşlar göndermiştir.
Kaynaklar daima ibadetle meşgul olduğunu, cemaatle namaza çok sık gittiğini, bol bol sadaka dağıttırdığını yazar. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre İstanbul Beyazıt Camii tamamlanınca “Kim ikindi namazının sünnetini hiç terk etmemişse ilk cuma namazında o imam olsun.” demiş, kimse çıkmayınca “hazerde ve seferde hiçbir sünneti terk etmediği için” namazı kendisi kıldırmıştır.
Işk adlı Şii fedai bir sefer sırasında kendisine suikast yapmak istemiş, ölümden son anda kurtulmuştu. Bu da Şiilerin Osmanlı topraklarında ne kadar pervasızca hareket edebildiklerini gösterir. Tam bir ehl-i sünnet tarikatı olan Nakşibendiliği teşviki ve Bursa’daki Emir Sultan’ın amcaoğlu olan Ahmed Buhari eliyle İstanbul’da Nakşiliği kurdurması bundandır. Şiilik tehlikesine karşı Nakşiliği manevî bir sur olarak kullandığını görüyoruz.
Bundan 500 yıl önce tahtını Yavuz’a bırakırken bir ricası olmuştu. Kendisini Rahman’ı düşünmekten alıkoyan şeylerden kurtulmak fikriyle Dimetoka’da münzevi bir hayat geçirmek istiyordu. Şunları söylemişti: “Ta ki bir köşede oturup ibadet edeyim. Tek dervişlik yoluna kanaat edeyim.”
Nakşiliğin yıldızlarından Ubeydullah Ahrar’ın torunu Muhammed Kasım anlatıyor. Babası Abdülhadi İstanbul’a gelip II. Bayezid ile görüşürken dedesinin kılık kıyafetinden bahsetmiş, Sultan da ona “Beyaz atları da var mıydı?” diye sormuş. “Evet” cevabını alınca şöyle demiş: “Babam Fatih anlatmıştı ki, filan gün öğleden sonra küffar ile savaşırken askerde bıkkınlık alametleri sezmiş ve Ahrar Hazretleri’nden yardım istemiştim. Hemen o anda beyaz bir ata binmiş ve gösterişli bir kılığa bürünmüş olarak savaş meydanında karşıma çıktı. Bana ‘Korkma’ diye kuvvet verdi, ‘filan tepeye çıkıp bir hücum daha yapın, kazanacaksınız’. Kendisi de düşman üzerine kılıç salladı ve fetih müyesser oldu.”
Hat sanatımızın, Galata Sarayı’nın, gıda standartlarının, baruthanenin kurucusu olan, Türkiye’ye 3 muhteşem külliye hediye eden, aynı zamanda Bosna ve Hersek, Kili, Akkirman, İnebahtı, Modon, Navarin ve Koron’u fetheden, 1509’da neredeyse yerle bir olan İstanbul’u 77 bin işçi ve ustayla dirilten bir devlet adamına yapılan bu asırlık haksızlık karşısında susmak bize yakışmazdı.
Unutmayalım ki, darbeler sadece siyasete yapılmadı. Kafalarımıza da yapıldı. Kafalarımıza indirilen darbelerin etkisini gidermek de kolay olmuyor.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017