Mustafa PAÇAL
Türkiye ekonomisine analitik bir gözle baktığımızda güçlü yanları var ama oldukça zayıf yanları da var.
Konuya bir bütün içinde bakmaya ve iltimas yapmamaya çalışmak gerekir.
Türkiye ekonomisi dünyanın 16., Avrupa’nın altıncı ve bulunduğu bölgenin en büyük ekonomisi olma özelliğini halen koruyor. Halen koruyor diyorum, çünkü Türkiye’nin dünya ekonomisindeki bu pozisyonunu bozacak gelişmeler şimdilik bulunmuyor.
Ancak dünya ekonomisindeki “temkinli iyimserlik” hâli henüz atlatılmış değil.
Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz, “Bile bile durgunluk” başlığıyla yayımlanan makalesinde, 2008 yılında patlak veren krizden gerekli derslerin alınmadığına işaret ederek, “2008’de küresel krizin patlamasının ardından, doğru politikalar kabul edilmediği sürece, dünyaJaponya’da başlayan yavaş büyüme ve neredeyse duran gelir artışı sarmalına girecek demiştim. Atlantik okyanusunun her iki kıyısındaki liderler, Japonya krizinden ders çıkarttıklarını söylemelerine rağmen aynı hataları yineledi. Şimdi ABD’nin en önemli finans isimlerinden (eski Hazine Bakanı) Larry Summers bile küresel ekonomide kalıcı durgunluk uyarısı yapar hale geldi” diye yazdı.
Bu değerlendirmelere rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü yanları var.
Kamu bütçesinin sağlamlılığı, dış borç rezervini döndürüyor olması ve finans sisteminde bir tıkanıklığın şimdilik görünmediği ve 2014 yılında ise yüzde 4 büyüme hedefi olan bir ekonomi durumunda.
Peki, ekonominin bu olumlu yanları küresel ekonomik gelişmelerden etkilenerek değişikliğe ne kadar uğrar sorusu akla gelebilir.
Kendimce bu soruya cevap verecek olursam.
Eğer internete sansür, yargının yürütmeye bağlanması ve yolsuzlukların üstünün örtülmesi gibi sorunlar giderilmezse ve Başbakan “bay otoriter” tutumunu terk etmez demokratikleşme sürecine geri dönülmezse, ayrıca ABD ekonomisindeki toparlanmaya, Avrupa ekonomisi eşlik etmez ve dünya ekonomisi genel olarak bir durgunluğa girerse, Türkiye ekonomisinin güçlü görünen yanları zarar görebilir ve negatif ekonomik sonuçlar hızla ortaya çıkabilir.
Kaldı ki daha şimdiden geçen hafta S&P Türkiye’nin notunu “durağandan negatife” çevirmesinin ardından, Amerikan Merkez Bankası (Fed) analistleri dünyada gelişmekte olan 15 ekonomi içerisinde Türkiye’nin “en kırılgan ekonomi” olduğunu altı ayrı kritere göre açıkladılar. Üstelik Fed BaşkanıYellen’a “Fed’in para arzını azaltmasının kimi ekonomileri olumsuz etkileyeceği” sorulduğunda ise adeta “bana ne” tavrıyla “Ben hükümetin dediklerine bakarım, benim için önemli olan fiyat istikrarı ve tam istihdamdır” dedi. Yellen Türkiye ekonomisi için ayrıca Merkez Bankası’nın (MB) izlemiş olduğu politikaların yanlışlığının da altını çizdi.
Fed’in bu yaklaşımı haksız görünmüyor.
Ekonominin kırılgan olmasının en belirgin göstergesi cari açıkta gözüküyor. 2013 yılı cari açığı 65 milyar dolar oldu. Ayrıca 2014 yılında toplam 160 milyar dolarlık dış borç ödemesi olduğu düşünüldüğünde, 2014 yılında Türkiye 235 milyar dolarlık bir kaynak yaratmak zorunda, ancak yabancı sermaye girişlerinde aylık 10 milyar dolarlardan üç milyar dolarların altına indiğini düşündüğümüzde, bu tablo ister istemez ekonomik kırılganlık için yeterli mesajı vermiş oluyor.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, yaptığı açıklamada “Fed ile S&P paralel açıklama yaparak sanki bir ekonomi lotosu oynuyor” derken, son aylarda cari açık sorununa dikkat çekmekten de kendini alamadı.
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı sadece cari açık değil kuşkusuz, çokça sorunu var.
Öz kaynakları zayıf bir ekonomiyiz ve aylık beş altı milyar dolar dış finansmana ihtiyacımız var. Eğitim kalitemiz düşük, bilimde ilerleme sağlayamıyoruz. Yüksek teknolojili mallar üretemiyoruz. Verimlilik, AR-GE ve inovasyon sorunları olan bir ekonomiyiz.
Sosyo-ekonomik yanımız ise bundan daha sorunlu bir alan olarak gözüküyor.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020