Namık ÇINAR
Acaba Alis’in yolunun düştüğü, yahut da sorunlardan kurtulmak için kaçtığı o düş ülkesi burası mıydı?
Çünkü her seferinde, beyazlar giymiş bir kraliçeyi umarken, kan rengi bir kırmızıyla yetinilen avara kasnak bir döngüye mahkûm gibiyiz hepimiz.
Çoğu zaman yalınayak başıkabak yola çıktıkları hâlde, yedi mi yetmiş mi defadır gidip... bazen bereli, sarıklı, takkeli, fesli; bazen kalpak, melon ve Cherlock Holmes’unki gibi çift siperli; bazen de fötr ki zaten Demirel’inki dillere destandır, ya da Al Capone’un veya Bavyeralılarınki gibi tüylü; veya İskoç, tenis ve kovboy; veya şemsiperli serpuş, şu bildiğin köylülerinki yani; yahut Napolyon, Garibaldi, Atatürk’ün giydiği Panama veya Lenin’in başından Ecevit’inkine, fakat daha afilisi emekli iken Çetin Doğan’ın kafasındaki, lâkin o kafanın içiyle sakın karıştırmayalım; ama, ama asıl olanı sona bıraktık, daha çok da asker miğferlisi ve ve ve siyaset sahnesinin esas oğlanı fırdolayı altın yaldızlı general şapkalarıyla... tekrar tekrar dönmelerinin kaçıncı kez olduğunu artık iyice karıştırdığımız bu sonsuz kimlikli“şapkalılar”dan medet uma uma, döndük sarı muma.
“Umut”, toplumun yükseliş zamanlarında yaygınlaşırken çöküş zamanlarında nasıl aşağıya doğru bir eğilim gösterirse, baskın gelerek üstlerinde konumlandığı “endişe ve korku” karşısında da, bir bakarsınız ki başlar dibe doğru düşmeye.
Şimdi soruyorum size; umudun göverdiği günlerde miyiz, yoksa endişenin ve giderek korkunun palazlandığı günlerde mi? Siz söyleyin.
Ve şunu da ekleyin: İslâm dünyasındaki yoğun dindarlaşmanın ve onun türevi olan parçalanmaların umutsuzluk fenomeniyle olan ilişkisi, ateşle barut arasındaki ilişkinin saniyeli fitili kadar olduğu gözardı edilebilir mi?
Edilemezse, bizi o ekşimiş kadim kavgaların neredeyse öznesi hâline getirip içine sokmuş bir hükümetin bu tavrı, çılgınlık değildir de nedir pekiyi?
Ben artık yoğalan yaşamsal korkularımıza bakarak, acaba yeniden toplumsal çöküşün sathı mailine mi girdik, diye kara kara düşünür oldum eskisi gibi.
Burası insana dinamik olmayı değil, dinamikmiş gibi görünmeyi öneriyor ve vaat ediyor.
Meselâ askerler, ileri bir hamle yapmadıkları, gitmedikleri zaman bile neden yerlerinde sayarlar?
Yerinde saymak, yürümek olmadığı hâlde sanki durağan değillermiş de dinamizm içindelermiş imge ve duygusu verdiğinden, yalancıktan ve yanıltıcı da olsa, onca fukaralığa rağmen postalları eskitmeyi bile göze alarak, rap rap diye aynı yerde tepinip durmaktan başka ne olabilir ki?
Şehit cenazesi taşırken bile düşmez o anlamsız tempo.
Canı tükenmişliğini iliklerinde hissettiğinden, “canlı görünme takıntısı” buraların en eski özlemi ve hastalığıdır.
Canlılığın başka türlü belirtileri yok mudur? Olmaz olur mu? Ama ne coğrafyanın kültürü, ne de son sistem roketlerin fiyatı buna imkân tanımaktadır.
O yüzden denetlemedeki Genelkurmay başkanının kulağı dibinde avazı çıktığı kadar bağırarak tekmil vermek, dinamizmden sayılmıştır.
Oysaki tankların yeni modellerinde motor gürültülerinin ve palet şıkırtılarının daha da giderildiği gözönüne alınırsa, günümüz askerliğinde sessiz olmanın artık asıl vasıf hâline geldiği görülecektir.
Ne ki, bizim canlı görünmeye ihtiyacımız vardır.
Hâttâ o kadar ki, ezanı bile minarelerin sonuna kadar açılmış hoparlörlerinden duyurmak, İslâm’ı ne denli canlı yaşadığımızı Allah’a göstermek için olsa gerektir.
Aynı şekilde hükümet de, iyi günlerde topladığı paraları piyasayı canlı göstermek için, evsizlerin gene evsiz ama rantiyelerin biraz daha rantiye olacakları ölü yatırım inşaatlarında savurup durmaktadır.
Birazdan uyanıp hepsinin yok olmasını dileyeceğimiz bir rüyadaki gibi zorumuza gelişen olaylardan, boyumuz böyle cüce kaldığı sürece kurtulamayacağız belli ki. Korkak tavşanlar biliyor da, bir biz bilmiyoruz sanki bunu.
Bizsek yaşayıp gören ve bu bizim rüyamızsa, kehanet kitabındaki geleceği de bizim yazmamız gerekmez mi?
Sorunları hâlletmeye değil de, onları büyütmeye programlı politikaları ve politikacıları, toplumsal yaşamlarımızdan defetmekten kendimizi alıkoymayarak, bin birinci kez de olsa, “haydi bakalım, yeni baştan!” demenin dışında, bir başka dalımız var mı tutunacak?
Utanmaz seçenekleri “ordu göreve” olan postal yalayıcılara benzemeyeceğimize göre, yeniden engin denizlerin berrak sularında kulaç atmaya kalkışacağız demek ki, ye’se kapılmadan.
Sihirli iksirin peşine düşerek dünyamıza mutluluk ve barış getireceğini umduğumuz hükümet, doğru yoldan birden bire saparak sahteliklere mi kardı, yoksa maslahatın gereği olarak üstünden çıkarmış olduklarını tekrardan mı giyindi, pek bir önemi yok artık bizler için.
Bizim hayatlarımız onları memnun etmek için var değildir. Durdurulmaya çalışılacağına alışkın olduğumuz kâinat genişliğindeki hayallerimizden bıkar da düşlediklerimizden vazgeçersek, o içe dönük bedbinliklerin ceremesini hak etmiş olmaz mıyız o vakit?
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016