Namık ÇINAR
Durup dururken monark olunmaz;
maharet ister,
kalıp ister,
maça ister.
Monark olmak için, her şeyden önce o adamın despot karakterli olması lâzımdır.
Zorbalık, öyle “armut piş, ağzıma düş” kabilinden harcıâlem işlerden değildir.
Çocukken sineklerin kanadını kopardın diye, büyüyünce hemencecik zalim olacaksın diye bir şey yok!
Kumaşında var olacak ki, ortaya çıksın!
Bakın dikkat edin, bütün zorbaların ortak paydası savunmak değil, daima taarruz etmektir.
Özellikle de haksız oldukları zamanlar.
Birine hak vermek, “şurada galiba yanılmışım” demek, fıtratlarında yoktur.
O yüzdendir ki, sürekli düşmanlara ve mütemadiyen de o düşmanlarla savaşmaya ihtiyaçları vardır.
Çünkü varlık sebepleri “savaş”tır.
İnsanlığın “çılgınlık hâli” demek olan savaş, sanayi devrimi ve kapitalizmin gelişmesiyle birlikte teknikleşerek ve topyekûnlaşarak pahalılaşınca, tüm riskleri üstlenen en gözü kara “lord”un diğer rakiplerini tasfiye ederek kral olmasının yolu açılmıştır.
Bu “tek başına”lık, en önce, uygarlık birikimi içeren özerk “kent”i yok etmiş; savaş masraflarının karşılanabilmesi için, insanlarıyla ve idari yapısıyla tüm ülkeyi monarkın emrine girecek şekilde tekdüze ve homojen kılmıştır.
Zaten “Ulus-Devlet” dedikleri de budur.
Yani özetle; yeni savaş biçimi, monarkı yaratırken, şehri yok etmiştir.
Tüm kentler ve yerel inisiyatifler, askerî ve siyasi olarak kontrol altına alınmayı gerektiriyordu. Zira merkezî otorite, bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmalıydı. Hükümdarlık, ancak üniform bir toplumda mümkün olabilirdi.
Nitekim, bugünün dünyasındaki ademimerkeziyetçi özerklik arayışları olsun, AB’nin yerellik şartı olsun, hep bunlar, o yok edilmiş yersel ve kentsel özgürlüklerin ve çeşitliliklerin yeniden geri getirilmesi için güdülen Rönesans özlemlerinden başka bir şey değildir.
Eğer o ülkede despotun her alandaki savaş masraflarını karşılamak için yeterince üretim yoksa, kentin tarihsel dokusu, birikmiş rant olarak imdada yetişecektir.
İnşaat sektörünün dinamo olarak görülmesi boşuna değildir.
Netice olarak, eğer egemenlik bir monarkta ise, o halk günün birinde içeride veya dışarıda ama mutlaka ve mutlaka savaşacak demektir.
Despotun simgelerinden biri de “saray”dır.
Saray deyip geçmeyin!
Saray, monark kültünün mabedidir.
Nasıl ki mabedi olmayan tanrı olmazsa, sarayı olmayan despot ve sarayı olmayan başkent de olmaz.
Kıskananların çatır çatır çatladığı saray ihtişamları;
altın varaklı avizeler,
şamdanlar,
aynalar,
koltuklar kanepeler,
yemek takımları,
hattâ cam kadehler;
ne hattâsı, bunlar ne ki!?
hattâ hattâ “taç”la “mâbâd” arasında bir yerlere hizmet veren,
valiliklerde dahi rast geleceğimiz tuvaletlerdeki klozetler ile,
Mardin işi telkâri yahut Trabzon burması hasır zincirlerle çekerek suyu akıtılan rezervuarlar bile,
bu toprakların Kral Midas’ından beri kadim hâkimiyet elementi olan altınla kaplanmışsa,
bu ancak onun da tıpkı despot gibi zor bulunan, eşdeğer bir maden olmasıyla açıklanabilecekken;
lâkin ne fayda!
böyle makul insanlar buralarda ne gezer!
Şu sıralar, biliyorsunuz, bir de şu “Mercedes”lere sardırdılar.
Mercedes güç demektir.
Manda kasaysa, simsiyahsa ve camları da zifiriyse, ürperti demektir.
Hayatını bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirirken bir hiç olduğunu o lâhza duyumsaman demektir.
Çocukluğumun Tekirdağ’ından yadigâr, tıpkı Gary Cooper gibi simsiyah giysiler içinde ve sanki biraz sonra kasabanın Saloon’undan çıkan bir düzüne adamı haklayacakmış gibi yolda yürüyen bir milletvekili imgesi vardır, belleğimden hiç gitmeyen.
İşte bu işe yarar o siyah Mercedes de.
O artık bir otomobil değil, iktidardır.
Kul olduğunu ruhunda titreştiren.
Dışkıları aynı türde olanlardan hiyerarşik bir kule yapacaksanız, bazılarını sadece tepeye koymanız yetmez.
Onları yüce gösteren aksesuarlara da ihtiyacınız vardır.
Yüzbinlerce imama “bu cuma camilerde şu hutbe okunacak” diyen adamın “vosvos”a bindiğini bir düşünsenize!
Hiç olur mu?
Görkem, eziklerin susturucusudur.
Peki, bu hâl, mutlak bir hâl midir?
Tabii ki değil!
Her toplumsal paradigma gibi, bu da sübjektiftir.
Meselâ demokratik hayat tarzında bunların hiçbirine yer yoktur.
Ne ki, bu hususlar coğrafyamız bakımından şimdilik fesat sayılan düşüncelerdir.
twitter@cinarnamik
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016