Namık ÇINAR
Bütün bu olup bitenleri, yüzyıllık sosyo-politik ve tarihsel süreçler bağlamında analiz ederek anlayabiliriz, ancak. Üstelik, kulaklarımıza doluşmaya yeltenen yalan yanlış retoriklere aldanmadan ve kafalarımızı karıştırmaya kalkışmalarına aldırmadan.
Nedir öyleyse gerçek?
Türkiye’nin ömrü, Osmanlı bakiyesi topraklarda, Osmanlı bakiyesi ahaliyle kurduğu “Cumhuriyet İdaresi”nden beridir, kendisine musallat olan “militarist Kemalist bir vesayet rejimi”yle baş etmeye çalışmakla geçmiştir. Bu gayretlerinde zaman zaman başaracakmış ve hacir altında yaşamaktan kurtulacakmış sanısı verse de, rüştünü siyasal olarak başarıp da hiçbir vakit doğru dürüst ortaya koyamamıştır.
Bir türlü dinamiğe dönüşmeyen, tarihsel olarak “iki ana akım”dan birini temsil eden ve diğeri tarafından sürekli baskı altında tutulan bu damar, Anadolu’nun ve Trakya’nın geniş ve mütedeyyin“köylü ve zanaatkâr kitlesi”nden meydana geliyordu. İşte henüz yeterince örgütlü olmayan bu yığınlar, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında “İlk Meclis’in 2. grubu”nu oluşturacaklarken horlanmışlar, darmadağın edilerek İstiklâl Mahkemelerinde yargılanmışlar, asılmış ve tasfiye edilmişlerdir.
2. Dünya Harbi’nden sonra, çok partili süreçte yeniden filizlenip boy atmışlar, seçilerek iktidara gelmişler; ne ki, bir darbe ile gene alaşağı edilerek ve gene mahkemeler kurularak yeniden asılmışlar, yeniden tasfiye edilmişlerdir.
Turgut Özal’a gelinene kadar, dar anlamda iktidar olsalar bile muktedir olamamışlar; gerçek bir iktidarı, diğer damar olan Kemalist militerlerle paylaştıkları oranda varolabilmişler; kendilerine şöyle yan gözle bakılmaya görsün, derhal “şapka”larını kapıp gitmişlerdir.
Turgut Özal sonrası da yine kaotik, yine o bildik pespayeliklerde geçmiş; Cumhuriyet tarihi, âdetâ bir askerî müdahaleler delik deşiği utanmazlıklarıyla bezenmiştir.
Tüm bu darbelerin asıl hedefi olan mütedeyyin köylü ve zanaatkâr sınıfı, giderek kentleşmiş, okumuş ve zenginleşmişlerdir. Doğru dürüst iktidar olamadıkları ve Cumhuriyet’in zencilerini temsil ettikleri için, hem mağdurluğun dinamizmiyle, hem de “faiz ve rant” hampacılığıyla kirlenmemişler; sanılanın tersine, teokratik gericiliklerin taraklarında da dokunmamışlardır.
Neredeyse yüz yıldır ağız tadıyla iktidar olamayan Anadolu’nun bu mütedeyyin sermayesi, kendini üretime ve uluslararası ticarete vererek, devlete gereksinim duymadan, küresel ilişkilere dahi kendi dinamikleriyle geçerek; yani Kemalist militer egemenleri ve onların işbirlikçilerini by-pass ederek, siyasal olarak varolabilmenin “ekonomik ayağı”nı da telafi etmişlerdir.
İşte bu damar on yıl önce, AKP ile bir kez daha atak yaparak iktidar olmuş; ezeli rakibi Kemalist militarizmi, bu sefer belini bir daha doğrultamayacak şekilde, âdetâ mayonezin kesilmemesi için yağı yumurtaya ustaca yedire yedire çırpma yavaşlıklarıyla, o günden beri aşama aşama tasfiyeye koyulmuştur.
O hâlde, olup bitenlerin neler olduğu gerçeği, tarihe ancak bu perspektiften bakılırsa anlaşılabilecek bir şeydir. Eski Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmış olması da, artık “taht” katına da ulaşıldığını simgeler. Eğer Silahlı Kuvvetler, bizdeki gibi özerk ve kapalı devre bir sistemde ise, bu tarz yapıların başındaki Genelkurmay başkanları, bir bakıma despotizmin monarklarına benzerler. Siz o yapılarda bir sürü tasfiyeler gerçekleştirmiş olsanız bile, baştaki sultanı hal’etmeden, ne yapsanız anlam taşımaz. Genelkurmay başkanları bir tespihin imamesi gibidirler; onları derdest etmek demek, tespihi imamesinden kavrayıp, öyle kopararak dağıtmak demektir.
Bu nedenle, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen askerî bürokratik vesayet rejiminde, Genelkurmay Başkanı’nın ve Kuvvet Komutanları’nın birincil derecede rolleri vardır. Diğer geri kalanların hemen hepsi onlardan sonra gelirler ve verilen görevleri yaparlar. Yarandıkları oranda da terfi ederler. O yüzden, eğer bu militarist ve antidemokratik model yok edilecekse, asıl bu unsurlara dokunulmalıdır. İşte dün yapılan, en yüksek seviyenin sorgulanır hâle getirilmiş ve buna nihayet başlanmış olmasıdır.
Bu suç örgütünün, TSK’nın genç subay, astsubay, erbaş ve erlerden müteşekkil muharip gövdesiyle hiçbir ilintisi yoktur. Burada yargılananlar onlar değildir. Yargılananlar, aristokratikleşmiş generaller ile, kışla meşakkatlerinden yırtmış, ya da emekli olmuş konformist çıkar gruplarıdır. Bunların ayıklanması, ordudaki taze filizlerin daha gümrah büyümek için ayrık otlarından kurtulmalarını andırır.
Terör örgütü olup olmadıklarına gelince... Jakobenizm, tabiatı ve tarihteki yeri itibariyle, korku salmak, yıldırmak ve sindirmek üzere şiddeti esas almış bir uygulayımdır. Nitekim bunlar, ülkemizin hiç de yabancısı olmadığı süreçlerdir. Terör denince, sadece kırda bayırdaki tedhişi anlamamak lâzımdır. Kimi özel paramiliter unsurları saymazsak, elbet de ayrı bir terör örgütü kurup yönetmediler; ne ki, TSK’yı sanki bir terör örgütüymüş gibi kullanmaya kalktılar, ama.
Sonuç olarak, demokratik Cumhuriyet’te yaşamamıza bir türlü izin vermeyen o “saltanatın kaldırıldığı” günlerdir, içinden geçtiklerimiz. Bunu kavrayamayıp yanlış cenahta duranlara da, daha iyi anlayabilecekleri bir dille söylersek; Osmanlı’nın bitişini gören Mustafa Kemal’in dahi, buna sebep olan paşaların safında değil de, Anadolu’ya geçip halkın yanında yer aldığını anımsatmak, sanırım kendilerine, azımsayamayacakları bir iyilik olacaktır.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016