Oya BAYDAR
Yazının başlığını yanlış, abartık, saçma bulabilirsiniz. Ancak, IŞİD’in Suriye ve Irak’taki saldırgan yayılmasını çarpıtmalara, yalanlara, algı operasyonlarına teslim olmadan, somut veriler ve çıplak gerçekler üzerinden değerlendirirsek güney sınırlarımızı IŞİD’e karşı Kürtlerin koruduğunu görmezden gelemeyiz. Ama, Kürt direniş hareketlerini güvenilmez düşman; IŞİD veya aynı soydan cihatçıları ise imajları pek “şık” olmasa da özünde Sünnî Müslüman “iyi çocuklar” sayarsanız, benzerine yakın tarihte rastlanmayan vahşette barbar çetelerini koşulların yarattığı “sosyolojik vaka” olarak görürseniz, Kürtlerle komşu olmak yerine sınırınıza IŞİD’in dayanmasını tercih edersiniz tabii.
Çarpıtmalardan arındırılmış gerçekler
Konuyla ilgili o kadar çok şey yazılıp çizildi, o kadar çok yorum yapıldı, yapılıyor ki, bencileyin dışpolitika veya Ortadoğu uzmanı olmayan, ne iktidarın ne Kürt muhalefetinin içerden bilgilerine sahip bulunmayan birilerinin konuya ilişkin yeni bir sözü olamaz. Ama siyasal ya da ideolojik hiçbir merkeze bağlı/bağımlıdeğilseniz; aklınızı vicdanınızı iktidar hırsına, bölge liderliği tutkusuna, siyasî ranta ipotek etmemişseniz çıplak gerçeği görmeniz kolaylaşır.
Karşımızdaki ilk gerçek; Davutoğlu - Erdoğan çifti ve onların ağızlarının içine bakan AKP kurmaylarının, Suriye’yi Esad rejiminden kurtarma kılıfı altında Sünnî Müslüman dünyanın liderliği hayallerini Ortadoğu’da hayata geçirme siyasetlerinin iflas etmiş olmasıdır. Bu müflis siyasetin mimarlarının ağızlarından düşürmedikleri Suriye’ye demokrasi götürmek, insanlık, vicdan, vb. gibi hamasî söylemler artık ne Doğu’da ne Batı’da kimseyi kandırmamaktadır. Siyasal projeler ve uygulamalar hayatla doğrulanır ya da yanlışlanır. Hayat, Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu politikasının tek bir noktasını bile doğrulamamıştır.
Bir başka gerçek, AKP iktidarının Esad muhalefetini güçlendirmek amacıyla Suriye içsavaşının başından beri El Kaide/ Nusra, vb cihatçı terörist yapılara maddi manevî destek verdiği, IŞİD’in bu siyasetin beslediği canavar olduğudur. IŞİD’e militan da, techizat da, silah da çok büyük ölçüde Türkiye üzerinden iktidarın bilgisi, desteği, en azından gözyummasıyla sağlanmıştır. Konuyu ağzına alanın alçak, şerefsiz ilan edildiği IŞİD’in Türkiye üzerinden kaçak petrol ticaretinin ayrıntılarını MİT’iniz, Emniyetiniz, TSK’nız bilmiyorsa sokakta oynayan çocuklara sorun; boruların yerini, o boruların hangi köyün hangi evinin bahçesinden çıktığını, kimlere dolum yapıldığını, nerede hangi IŞİD militanlarının barındığını hemen gösterirler.
Değinmeden geçilemeyecek bir gerçek de, Rehine krizinin sadece Musul Başkonsolosu ve ailesi dahil 46 TC vatandaşının ve üç yerel görevlinin rehin alınmasından ibaret olmadığı; din kardeşliğine ve Türk abileri tarafından kontrol edilebilirliğine güvenilen IŞİD’in kontroldan çıkıp Türkiye’yi rehin alması olduğudur. Rehinelerin sağ salim kurtarılmalarına nasıl’ını tartışmadan ama’sız sevinmeliyiz, çok doğru. Ancak Türkiye’nin geleceğinin ve en önemli sorunu Kürt çözüm sürecinin IŞİD’e rehin bırakılmasını da aynı ama’sızlıkla sorgulamalıyız.
Kürt fobisi Türkiye’yi
çözümsüzlüğe sürüklüyor
Türkiye’nin Suriye ve Irak (sınır) politikalarını, başka faktörler yanında Kürt meselesinin şekillendirdiği herkesin mâlumu. Irak sınırımız Barzani’nin Kürdistan özerk bölgesinden, Suriye sınırı ise büyük ölçüde Rojava’dan (Batı Kürdistan’dan) geçiyor. Yani Türkiye güneyde Kürt halklarının komşusu. Hele de Rojava ile komşuluğu aşan akrabalık, kardeşlik, aşiret bağları var.
Gelgelelim, IŞİD ve benzerlerine karşı “sosyolojik anlayış” öneren; iflas etmiş Ortadoğu politikasını şimdi de IŞİD’i ehlileştirme ve aracılık işlevi yüklenerek sürdürmeye çalışan AKP iktidarı için özellikle Rojava Kürtleri, Kürt özgürlük hareketleri, Kürt siyasî oluşumları baş düşman konumunda. Sadece AKP değil, can düşmanı Cemaat hareketi, MHP ve sol milliyetçi (ulusalcı) çevreler de aynı zihniyetin parçaları. Hiçbir konuda yakalanamayan millî mutabakat bu noktada sağlanıyor.
Oysa şu anda, IŞİD’in ilerlemesini durdurmanın; Ortadoğu’da sınırların yeniden çizileceği bir tarihsel dönemeçte daha adil ve barışçı bir bölge siyaseti geliştirmenin; ve de çözüm sürecini Kürtleri oyalama taktiği olmaktan çıkarıp Kürt meselesini adil ve onurlu bir barışla çözmenin tek yolu, tek olanağı var: IŞİD saldırısına karşı Rojava Kürtlerine tam destek vermek, Barzani yönetiminin de aynı desteği vermesini sağlamak. Yani, AKP’nin çıkar ortaklığı bulunan “cici Kürt” Barzani’yi kafakola alıp “kötü Kürt” Rojavalıları birlikte ezme planından vazgeçip bölgede ortak tehlike olan İslamî Cihatçılara karşı Kürt birliğine katkıda bulunmak.
Kimse, nasıl olur, teknik olarak nasıl yapılır falan demesin. Cihatçılar yıllardır nasıl desteklendi, nasıl beslendi, silahlandırıldıysa öyle olur, (ki iktidardakilerin bu işte pek mahir oldukları anlaşılıyor). Hükümetin PKK’nin güçlenmesinden, ağır silahların Türkiye’ye dönmesinden duyduğu kaygı biliniyor. Ama hatırlayalım: IŞİD’e her çeşit silah ve mühimmat doğrudan ya da dolaylı sağlanırken ağır silahların Türkiye’ye yöneleceğinden korkulmamıştı. Şu anda o silahlar bizim sınırlarımız döndü ve o sınırları Irak’da Barzani kuvvetleri, Suriye’de Rojava Kürtleri varlıklarıyla, mücadeleleriyle savunuyorlar.
Diyelim ki ben saçmalıyorum, diyelim ki “Türkiye PKK’yi silahlandırmalı” diyen Demirtaş ve Kürt hareketi kendi siyasî emelleri doğrultusunda olmayacak taleplerde bulunuyor. O zaman, AKP kurucularından ve AKP’nin ilk dışişleri bakanı Yaşar Yakış’a kulak verin. Taraf gazetesindeki söyleşisinde “PKK’nin yurtdışında silahlandırılmasına, Türkiye’de ise silahsızlandırılmasına ihtiyaç var.....Bu iki zıt şey kombine edilebilir........realiteyi kabul etmek gerek” diyor Yakış. Böyle düşündüğü halde yüksek sesle söylemeye cesaret edemeyen pek çok kişi olduğunu da biliyorum.
Çözüm Süreci tam da bu işte
Çözümü, Kürtlere sus payı ihsanda bulunmak, Kürt hareketini pasifize etmek için vaadlerle oyalamak olarak anlarsanız, PKK’nin silahlandırılması, Rojova’ya sahip çıkılması, Kobani’nin savunmasının güçlendirilmesi, en azından IŞİD’e fırsat tanımaktan vazgeçilmesi gibi talepler/siyasetler anlamsız, imkânsız gelebilir. Ama Kürt sorununu gerçekten de barışçı yoldan, Kürt halkının hak ve adalet taleplerini karşılayarak, güven yaratarak çözmek istiyorsanız PKK, PYD, vb. dahil bölge realitesini görmek zorundasınız. Çözümün ilk adımı karşılıklı güven ortamının yaratılmasından geçiyor. Yakış’ın “Bu iki zıt şey kombine edilebilir” dediği tam da bu. Süreç, iki yıl önce umulduğu gibi süratle ve iyi niyetle yürütülebilseydi, PKK silahlarını çoktan Türkiye dışına çıkarmış olacaktı. Bunun yaratacağı rahatlama ve güven ortamında Türkiye dışına çıkmış PKK güçlerinin, şu sırada bölgede yaşanan olağanüstü durumda, Türkiye tarafından desteklenmesi ve hatta silahlandırılmasında kuşku ve çekince kalmayacaktı. Güven karşılıklı bir duygu ve pozisyondur. “İki zıt şeyin” birarada yürütülmesinin açık ifadesi, barış sürecinin başarıya ulaşmasının olmazsa olmaz koşulu “güven”in tesisi ve ortak düşmana karşı ortak mücadelenin getireceği dayanışma ortamıdır.
Böyle bir imkân sürecin mimarı olmakla övünen AKP iktidarının eline, sürecin başlarında Rojava’da özgürlük hareketi yükseldiği sırada geçti. PYD lideri Salih Müslim bu imkânı AKP kurmaylarına gümüş tepsi içinde, dostluk, yardım hatta ağabeylik talepleriyle sundu. Ne var ki, sadece AKP liderliği değil, bütün muhalefet, hatta çeşitli iç hesaplar nedeniyle olmalı, Kürt siyasal hareketinin kimi kesimleri bile duymazdan, anlamazdan geldi.
Bütün imkânları, umutları heba edip, IŞİD’e karşı bölgede ve ülke içinde çaresiz kalmaya doğru gittiğimiz şu günlerde, eğer acilen ayılıp cesur bir politik manevrayla vites değiştirilmezse korkarım IŞ(İD)e komşu olacağız ve korkarım ne çözüm ne de barış umudu kalacak.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024