Oya BAYDAR
Bir tartışma, bir atışmadır ki şiddetlenerek sürüp gidiyor. Konu: AKP içindeki Cemaatçilerin (FETÖ’cülerin) kimler olduğu, AKP iktidarının Fethullah Gülen Cemaati’ne verdiği destek, AKP-Cemaat ortaklığının ne zaman nasıl bozulduğu; kısaca: Erdoğan- AKP- Cemaat ilişkisi.
Kuruluşundan bu yana AKP içinde, hem de en üst mevkilerde bulunmuş kimi önemli şahsiyetler dokundurmalarla, îmalarla, ihbarlarla FETÖ’cülükle suçlanıyorlar. Muhalefet, kendinize dokunana kadar (17-25 Aralık) hepiniz ortaktınız, her şeyi biliyordunuz, suç ortaklığınız var, diyerek yükleniyor. 2004 yılı MGK toplantısı belgesinden başlayarak, Genelkurmay’dan Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığı’ndan çeşitli devlet kurumlarına kadar Gülen Cemaati’nin tehdit oluşturduğuna ilişkin uyarılar, ihbarlar yapıldığı; Ergenekon-Balyoz , Oda TV, vb. davalara AKP’nin sonuna kadar sahip çıktığı, özellikle o sıralarda başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın kendisini davaların avukatı ilan ettiği, Cemaat’in içyüzünü anlatan kitapları (başta Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu) bombadan daha tehlikeli saydığı hatırlatılıyor.
Son günlerde, AKP cenahı bu konuda alttan alan, pısmış bir görünüm sergiliyor. Televizyon kanallarındaki tartışma-kapışma programlarında Kuzu bile epeyce kuzulaşmış, suçlamalara karşı, “Bunlar kırk yıldır örgütleniyorlarmış, bizden önceki iktidarlar, Ecevit-MHP koalisyon hükümeti de suçlu sayılmalı o zaman” türünden zırvalara başvuruyor. Zamanında Gülen’i, Cemaat’i öve öve, destekleye destekleye bitirememiş olanlar, şimdi övgülerini, desteklerini nerelerine sokacaklarını bilemiyorlar.
İdeoloji gereği kaçınılmaz Fethullahçılar
Yazının başlığı, AKP’lilere yönelik bir suçlama değil sosyo-psikolojik bir saptama. İslamî dinî akidelere sahip bir kitle olan AKP camiası, tabandan tepeye kadar, genel hatlarıyla aynı ideolojik kodlamalar, aynı dinî inanç ve duygular dünyasında yaşar. Müslüman muhafazakâr kitlenin büyük çoğunluğunun siyasî partisi AKP, siyasî lideri Erdoğan’dır ama ruhunu, yüreğini okşayan, onu kuru siyaset ortamından inanç ve gönül atmosferine taşıyan merci, ruhanî bir liderin hükmettiği cemaattir. Benim için, ağlayıp zırlayarak anlamsız sözleri art arda dizen meczup görünümlü bir adamdan ibaret olan Fethullah Gülen nâm zat, AKP kitlesi için “derin hoca”nın da ötesinde, ihtiyaç duyduğu manevî tatmini sağlayan bir varlıktır.
Buna bir de cemaate intisap etmenin (katılmanın) sağladığı maddi olanakları, çıkarları, avantajları ekleyince, bizim köydeki (şu sırada başları belada olan) AKP seçmeni büfecinin, dondurmacının, oto tamircisinin Fethullahçılığını anlarsınız. Anadolu Kaplanları denilen, AKP döneminde yükselişe geçmiş şimdi ise çoğu FETÖ’cülükten tutuklu, mallarına mülklerine el konmuş kesimlerin veya yine AKP döneminde kendilerine ne isteseler verilen, şimdilerde şirketlerine kayyum atanan, sermayeleri servetleri müsadere edilen büyük sermaye gruplarının cemaatçiliğinde de, en temelde manevî eğilimin maddî çıkarlarla birleşmesi yatar.
Kısaca FETÖ (Fethullah Gülen Terör Örgütü), işin dünyevî-siyasî yanını üstlenmiş AKP iktidarı ile işin manevî taşeronluğunu üstlenmiş Gülen Cemaati’nin ortak çocuğudur. Bu anlamda AKP yönetiminin de, AKP yandaşlarının, hatta seçmenlerinin de büyük çoğunluğunun, kendi öz çıkarlarına dokunana kadar Cemaatçi olduklarını söylemek iftira etmek değil, somut bir gerçeği dile getirmektir.
Suç ne zaman başlıyor?
FETÖ’cülük suçlamasıyla yaygın, hukuksuz, vicdansız bir cadı avının, başarısız darbe girişimi bahane edilerek sürdürüldüğü bir ortamda Cemaat’e mensubiyetin veya yardımın ne zamandan itibaren suç sayılacağı tartışma konusu oluyor. Darbe girişimini “Allahın lütfu” olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de Cemaat konusunda yanıldığını söylerken suçun başlangıç tarihini 17-25 Aralık 2014 olarak koyuyor. Hangi yetkiyle, hangi objektif ölçüte, hangi hukuğa dayanarak, vb. bunlar başka konular. Ama Türkiye’de herkesin bildiği gerçek: Erdoğan ve şürekâsının uyanışının ve ortaklığın bitişinin, Gülen Cemaati’nin AKP iktidarının yolsuzluklarını ortaya çıkartmasıyla, yani Cemaat’in 15-17 Aralık operasyonlarıyla vâki olduğu.
17-25 Aralık’ın Erdoğan’ın şahsına ve AKP Hükümeti’ne karşı bir saldırı, bir mini darbe teşebbüsü olduğu açık. Ama, saldırı noktası olan yolsuzluk, rüşvet, vb. ithamlar uydurma değil gerçekti. Her şey hepimizin gözleri önünde cereyan etti. Ayakkabı kutuları, Erdoğan’ın oğluyla konuşmaları, Zarrap vakası, vb… vb… Yani, o zamana kadar al gülüm ver gülüm sürdürülen ortaklık, foyalar, pislikler meydana çıkarılınca ve Erdoğan’ın tek adam iktidarına tehdit oluşturunca bozuldu.
17-25 Aralık miladı, Erdoğan AKP’sinin kirli çamaşırlarının ortağı tarafından ortaya dökülmesinin ve ortaklığın bozulmasının tarihidir. Başarısız darbe girişimi sonrasında Tayyip Erdoğan bu tarihi suç miladı saydı ve kandırıldıklarını söyledi, hatta Rabbinden ve halkından af diledi. Peki, yukarda anlatmaya çalıştığım gibi, dünyevî ayakları AKP’de, manevî ayakları Cemaat’te olan Müslüman muhafazakâr sade vatandaş ne yapacak? Asıl kandırılan, üstelik de hem AKP hem de Cemaat tarafından ortaklaşa kandırılan onlar. FETÖ suçlamasıyla sürdürülen, ölçüsü kaçmak bir yana akla ziyan noktalara varan cadı avının on binlerce mağduru ne olacak? Yardımsa, o yardımları hepiniz ortak yaptınız; saygıysa, önünde el etek öpme kuyruğuna girmekse, ey AKP kodamanları, hepiniz eksiksiz oradaydınız. Hizmetleri övmek, destek olmak, dünyanın dört bir yanında Cemaat’in önünü açmak için, en başta Tayyip Erdoğan, hepiniz birbirinizle yarıştınız.
Suç: darbeye teşebbüstür
Ortada bir suç var: Darbeye teşebbüs. Kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın her türlü darbenin sonuna kadar karşısında olan ben ve benim gibiler için, hele de böylesine kanlı ve caniyane bir darbe teşebbüsü, ama’sız, fakat’siz suçtur. Teşebbüs edenler, yardım ve yardakçılık yapanlar hak ettikleri cezayı hukuk içinde kalınarak almalıdırlar. Bunun ötesinde kaynatılan cadı kazanı, zaten lime lime olmuş bu memleketi, bu halkı büsbütün tarumar etmekten, cinnet halini yaygınlaştırmaktan başka sonuç vermez. Sıradan insancıklar bir yana, FETÖ’ye maddi yardım gerekçesiyle malları mülkleri müsadere edilen, şirketlerine el konulan, sadece kendileri değil aile bireyleri de tutuklanan (suçun şahsiliği ilkesi?) yüzlerce insanın durumu ne olacak? Hangi suçtan, hangi gerekçeyle yargılanacaklar? AKP tepeleri, onlarla ortak sorumlu değil mi? Mesela Türkçe Olimpiyatları’na yardım etti diye kendisi ve soyu sopu tutuklanan bir kişi, o etkinliklerin ana sponsorlarının Türk Telekom, Türkcell, THY olduğunu, öve öve bitiremeyenlerin de başta Tayyip Bey olmak üzere AKP tepeleri olduğunu sorgulamayacak mı? Sorgulamayacak mıyız?
Bu dönemdeki pek çok iş gibi FETÖ soruşturmaları, koğuşturmaları, tutuklamaları da tam bir keyfîlik, hukuksuzluk, adaletsizlik ortamında gelişiyor. Panik halinde nereye saldıracağını bilemeyen iktidarın elinde sapla saman öyle bir karıştırılıyor ki hukuktan, adaletten eser kalmazken korku, kaygı, güvensizlik, vicdan yitimi, kirlenme, nefret ve intikam duyguları toplumu sarıyor.
Şu hale bakın hele! Günahım kadar hoşlanmadığım Cemaat’e dinî, uhrevî duygularla gönül vermiş -çoğu AKP’li- insanları, bir de malları mülkleri hukuksuzca gasp edilen kapitalistleri savunmak bana düşüyor! Çünkü biliyorum ki bu günler de geçecek ve hukuk, adalet, vicdan yarın herkese lâzım olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024