Yasin AKTAY
21 Mart Perşembe günü, Diyarbakır'da Newruz kutlamaları için tahsis edilmiş meydanı hıncahınç dolduran kalabalıkların verdiği mesajı kalbinde hastalık olanlardan başka hiç kimse tartışma konusu yapamaz. Bu mesaj bütün unsurlarıyla bir millet olmaya doğru yol almış bir Türkiye'nin mesajıydı.
Bu tablodan Türkiye'nin bütünlüğünü veya gücünü zaafa uğratacak bir tehlike veya risk işareti görmek için gözlerin gerçekten başka türlü bakıyor, başka türlü görüyor olması gerekiyor. O meydana teveccüh eden kalabalıkların BDP veya Öcalan'a her halükarda destek veren, onlara kayıtsız şartsız bağlı insanlar olduğunu asla düşünmemek gerekiyor. O meydan o gün çözüm mesajı verdiği için hınca hınç doldu. İnsanların rağbeti şu veya bu siyasi görüşe değil, bizatihi çözümün kendisineydi.
Esasen o meydan Kürtlerle Türkler arasında hiçbir zaman bir savaş olmadığının en önemli tanığı oldu. Hatta Türklerle Kürtler arasında bir savaş ihtimalinin bile ürküttüğü insanlar daha fazla rağbet etti o meydana. O yüzden olayı Kürtlerle Türkler arasındaki barışın bir işareti olarak almak bile son derece gereksiz. Meydanı dolduran kalabalıklar PKK'nın şimdiye kadar ısrarla sürdürmeye çalıştığı silahlı mücadelenin anlamsızlığına tanıklık etme ihtimaline koştular. O yüzden Öcalan'dan gelen 'silahları bırakma' çağrısı büyük bir coşkuyla karşılandı, çünkü daha o kalabalıkların duymak istediği, duymayı bekledikleri şey buydu.
Öcalan'ın mektubunda işaret ettiği 'zamanın ruhu' bu meydanda en somut ifadesini tam da bu şekilde bulmuştu zaten. Zamanın ruhunun 'silahlara veda, siyasete selam' gerektiriyor olduğunun tanıklığına bütün varlıklarıyla katıldı o kalabalıklar.
Emin olun o meydandan başka bir mesaj çıksaydı bu coşku olmazdı ve zaten aksi bir mesaj beklentisi olsaydı o kalabalıklar toplanmazdı. Bu, siyasi hareketlerin kendi tabanları üzerinde mutlak bir otoriteye sahip olmadıklarının da en önemli işaretidir. Başka türlü söylersek, bu, otoritenin bir yönünün de da tıpkı iktidar gibi aşağıdan yukarıya doğru işliyor olduğunu gösteriyor.
Türkiye'de terör sorununun bitirilebilmesi için İngiltere ve İspanya'dan sıkça gösterilen örneklere bakılsa, sadece çözüm ve müzakere süreçlerinin yıllarca sürmesi fikrine neredeyse herkes alışmıştı. Oysa Öcalan'dan gelen bu mesaj ve bu mesaja meydanın ve Türkiye'nin tamamının verdiği cevap Türkiye için başkalarının bir model olamayacağını da gösterdi. Bu vesileyle çözümün hiç de uzağımızda olmadığını görmüş olduk.
Tabii ki, çözümün bu kadar yakın olması bunca zamandır AK Parti hükümetinin sorunun ana kaynağına dönük uyguladığı ısrarlı restorasyon politikalarının da mümkün kıldığı bir durum. Asimilasyon ve inkâr politikalarının resmen bitirilmiş olması, Kürtlerin hayatlarına dönük demokratikleştirici adımların atılmış olması, esasen çözüm için gerekli bütün sosyolojik zemini fazlasıyla döşemiş bulunuyordu. O yüzden Öcalan'ın mesajları kendi kitlesi tarafından da onursuzca bir teslimiyet gibi algılanmadı, aksine sürecin bu aşamasında söylenebilecek en münasip sözler olarak algılandı ve alkışlandı. Çünkü bütün yapılanlara rağmen silahlı mücadelenin artık ne Kürtlere hatta ne de çocukları dağda olan Kürt ailelerine anlatılabilir bir yanı kalmamış bulunuyordu.
Öcalan'a veya BDP'ye hala neyin karşılığında silahları bıraktığını soranlar için BDP lideri Selahattin Demirtaş'ın, 'AK Parti'yi bitirmek isteyen muhalefet, kendilerinin yapamadığını PKK'dan bekliyorlar' açıklaması, esasen PKK'nın da artık kavgayı kendi adına bu şekilde sürdürmesinin bir bağlamı kalmamış olduğunu çok iyi özetliyor.
Aslında mevcut söylem ve bağlam yoluyla silahlara veda çağrısı sayesinde hem İmralı hem de BDP önlerinde alabildiğine geniş ve muteber bir siyasal alan bulacaklardır. Bu alan gerek Kürtler için gerek genel olarak Türkiye için siyaset üretebilme fırsatını sağlıyor. Bundan daha iyi bir kazanım olabilir mi?
Tabi böyle bir kazanımı da onlara çok görenler, Türkiye için bir kayıp olarak görenler var. Bu görüşler ülkenin anormalliğinin bir sonucu, oysa süreç bir normalleşme, bir restorasyon sürecidir aynı zamanda, yani siyasallaşmanın bir kayıp değil bir kazanım olarak değerlendirileceği bir düzeye erişme süreci.
ÜSKÜP, ULUSLAR ARASI BALKAN ÜNİVERSİTESİ
Aslında Diyarbakır meydanını Uluslararası Balkan Üniversitesi'nin davetiyle 'Küreselleşme ve Çokkültürlülük 've 'Değişen Küresel Güç Dengeleri bağlamında Türkiye'nin Dış Politikası' başlıklı iki konuşma yapmak üzere bulunduğum Üsküp'ten izliyordum. Üsküp Eğitim Kültür Vakfına bağlı olarak 2001 yılından beri faaliyet gösteren üniversitenin rektörlüğüne bu yılın başından itibaren Prof. Şinasi Gündüz atanmış. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığından tanıdığımız ve sahasındaki yetkinliği tartışmasız Dinler Tarihçisi Prof. Gündüz'ün rektörlüğü Üsküp'te bir hayli sinerji meydana getirmiş. Prof. Gündüz oradayken, üniversitenin ÖSYM katalogunda yer almasının yazışmalarını sürdürüyordu. Yani bu yıl ÖSYM'ye başvuracak öğrenciler Üsküp'de, yani İstanbul'dan önce Osmanlı'ya katılmış olan ve İsa Bey'in Saraybosna ve Yeni Pazar'ın yanı sıra kurduğu üç şehirden birinde okuyabilecek.
Üsküp üzerine, hele Balkan Üniversitesi üzerine söylenecek çok şey vardı aslında ama Diyarbakır ve Nevruz'la gelen bayram başka bir konudan daha uzun konuşmaya imkan vermedi, belki başka zaman.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019