Yasin AKTAY
Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye’nin sınırları dışındaki tek toprağı olan Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu yere son derece başarılı bir operasyon yaparak hem orada 8 aydır görev yapmakta olan askerlerimizin tahliyesini sağladı hem de Süleyman Şah’ın naaşını alarak Suriye Eşmesine nakletti. Hiç kuşkusuz TSK ve MİT bu operasyonun kahramanları, ancak bu operasyonun yapılması gereğini değerlendiren ve bunun siyasi riskini üstlene bir siyasi irade söz konusudur.
Süleyman Şah Türkiye için, hatta bütün İslam alemi için, manevi ve sembolik anlam ve önemi son derece yüksek bir tarihi şahsiyet. Neticede 624 yıl boyunca Alemi İslam’ın bayraktarlığını yapmış olan Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi. Paramparça İslam dünyası için bugün onun anlamını bütüncül düzeyde takdir etmek zor olsa da, Türkiye’nin mevcut varlığının tarihsel ve manevi şeceresinde zirve isimlerden biridir.
Onun bu anlam derinliği, Osmanlı ile tarihsel bir kopukluk çabası içinde olan Türkiye Cumhuriyeti’nin koparmayı göze alamadığı, Fransızların da kabul etmekte itiraz edemediği bir uluslararası konuma sahip. O yüzden Suriye kurulurken Fransızlarla yapılan anlaşmalar gereği türbenin bulunduğu yer Türkiye toprağı sayılmış. Baraj inşaatları dolayısıyla daha önce türbe iki defa taşınmış olsa bile Suriye topraklarında kalmaya devam etmiş.
Bugün bu türbenin bulunduğu toprakları korumak üzeri orada sürekli Türkiye cumhuriyeti askeri bulunmaktadır. Ancak Suriye’de son zamanlarda yaşanmakta olan hadiseler dolayısıyla hem Türbe hem de oradaki askerlerimiz açık hedef konumunda. Özellikle IŞİD’in manevi mirasa ve türbelere karşı vandal tutumu çok iyi biliniyor. Bu konuda Vehhabilik ve Selefilikle bile izah edilemeyecek şekilde İslam’ın tarihsel varlığa karşı sergilenen vahşet Süleyman Şah Türbesi için açık bir tehdit oluşturuyordu.
Hiç kuşkusuz Türkiye bu manevi sembollerine karşı bir saldırı halinde bunun altında kalması beklenemez. Ancak Türbenin bulunduğu konum itibariyle hem korunması hem de gereği halinde zayiatsız lojistik ulaştırılması çok zor. Zaten daha önce iki defa yeri değiştirilmiş olan naaşın üçüncü bir defa değiştirilmesi mevut durumda en makul seçenek olarak belirlenmiştir.
Neticede orada bulunan askerlerimizin de açık hedef olduğu değerlendirmesi toplam değerlendirmeye dahildir. Bütün bu toplam değerlendirmede özetle hem askerlerimizin hayatı, hem açık bir hedef olmaktan çıkarak olası bir tahrikin önlenmesi hem de tarihsel sembollerimizin korunması başarılı bir operasyonla temin edilmiştir.
Buna rağmen bu operasyona karşı, özellikle paralel medya ve çevreler tarafından sergilenen tepkiler, onlar açısından konunun artık paralelciliğin ötesine geçmiş, paralelperestliğe dönüşmüş olduğunu gösteriyor. Süleyman Şah türbesinin naaşıyla birlikte bir saldırıya maruz kalmış olması, belli ki bunları daha çok sevindirecekti. Paralel aşkına, mevzubahis olduğunda mangalda kül bırakmadıkları tarihsel değerlerimiz, o dillerinden düşürmedikleri tarihi ve manevi değerler, “Osmanlı”, “millet”, “devlet”, hiçbirinin hiç bir kıymeti harbiyesi yokmuş. Gökten ayet inse ona da hemen laf yetiştirmeye atlayacak bir haleti ruhiye içindeler. Arada hiç bir ortak değer bırakmamış olmak bu yapının ruhunu kimlere satmış olduğunu her daim sorduracak bir durum. Oysa Süleyman Şah operasyonu gibi bir hadise aynı zamanda kendilerine bir fırsat da sunuyordur. Bu fırsatı değerlendirip bu ülkenin insanıyla, halkıyla manevi değerleriyle hala bir rabıtanın kalmış olduğunu düşündürtebilirlerdi. Yapmadılar, yapamadılar, zira içlerinde ne varsa dışlarına o yansıyor.
İLAHİ ALİ BULAÇ, BİZİ DİNLEYEN ALMAN OLSUN
Bu arada Ali Bulaç geçen yılın konusunu, Almanların Türkiye’yi casusluk amacıyla dinlemiş olmasını ve bu dinlemeye karşı sergilediğimiz tutumu, geçen gün yazısına konu etmiş. Diyesi ki, bizim cemaat dinleyince ortalığı velveleye veriyorsunuz da Almanlara niye bir şey demiyorsunuz? Hani ben Almanları bizi dinledikleri için kınadıktan sonra, tepki olarak ne yapacağımızı soranlara “dinleme yüzünden savaş açacak halimiz yok ama elbette ki bu, kabul edilecek değildir, her zeminde hesabı sorulacaktır” demişim. Paralelcileri kesmemişti bu tepki. Adalet istemişlerdi. Kendilerine yapılan muamelenin aynısını istemişlerdi ki, bunun anlamı Almanya’ya savaş açmaktı onlara göre.
Ali Bulaç da mevzuya yeni uyanmış. Paralelcilerin o günkü tepkilerini benim açıklamamla birlikte yeni yazmış. Ben de o gün yazılanlara cevaben söylediklerimi hatırlatayım bari:
“Behey şaşkın paralelci! Almanların bizi dinlemesi, dinlemeye çalışması, bizim içimizi dışımızı öğrenmeye çalışması, Almanlığın tabiatındandır. Tıpkı Fransızlığın, Amerikalılığın, İsrailliliğin, Rusluğun tabiatından olduğu gibi.
Onlar başka ülkeler, başka devletler. Dost göründükleri için bize karşı bu davranışını gördüğümüzde onlardan bunun hesabını sorarız, açıklamalarını bekleriz, icabı hallerinde bedelini de uluslararası hukuk çerçevesinde ödetmenin yoluna bakarız. Bundan dolayı bir ülkenin başka bir ülkeye savaş açtığı görülmüş şey değil.
Oysa bizim şaşkın paralelcilere kalırsa Almanya’ya da savaş açmalıyız...
Oysa başka ülkeler Türkiye’ye karşı bu dinleme ve casusluk faaliyeti yaptıklarında nihayetinde dost ülkeler arasındaki güvenilirliği zedelemiş olurlar. Adına dış güvenlik derler, millî çıkarlar derler, bize ve dünyaya zor olsa da kendi halklarına çok kolay anlatırlar.
Oysa senin yaptığını kimseye anlatacak yüzün yok. Hatırlatalım ki, bu ülkenin Başbakanını, Cumhurbaşkanını, Genelkurmay başkanını, MİT Müsteşarını, bakanlarını dinlediğinde bunun adı kendi ülkene, milletine, vatanına ihanettir.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019