Yüksel TAŞKIN
AKP ve organik entelektüelleri, Gezi sürecini doğru okuyamadılar. Bunun en önemli nedeni iktidarın yarattığı körleşme. Kendi başarı algıları etrafında oluşturdukları vazgeçilmezlik hissi, çok sayıda karizmatik liderin sonunu hazırladı. Karizmatik liderleri kriz anları yaratır. Başka bir ifadeyle söylersek, “Şeyh uçmaz müritleri uçurur”. Şeyh, kendisinin uçabildiğini zannedip fazlaca havalanırsa, aniden yere çakılabilir. Erdoğan ve AKP, hızla eskiyen “önce lider sonra teşkilat” tarzında ısrar ettikleri ve çoğunlukçu siyasetin dar gömleğiyle topluma bakmaya devam ettikleri için, kendilerini aşabilecek demokratik bir ittifakın şansını artırdılar.
AKP’nin bu kırılgan döneminde en büyük şansı ulusalcılardır. Ulusalcıların, demokratik siyaseti kabullenmelerinin önünde ciddi bir zihinsel engel var: Zor zamanlarda (olağanüstü diye okuyun) kurtarıcı veya kurtarıcılar (“zinde güçler”) beklentisi. Ulusalcılar bu nedenle hem Gezi sürecini hem de Mısır’daki darbeyi doğru okuyamıyorlar. Ulusalcıların bir yandan “Ulus’un iradesinden” bahsetmeleri, diğer yandan da “Ulus’un” somut görüntülerinden ürkmeleri, onları “olağanın dışında”, adeta mucizevî bir şeyleri beklemeye yönlendiriyor.
Ulus/Halk dediğiniz şey, kendi başına bir şey ifade etmeyen bir soyutlamadır. Biraz yaklaşıp içerisine baktığınızda, Kürt, Alevi, mütedeyyin gibi unsurlardan oluşan, şekil verilemez bir yan yana gelişten ibarettir. Ulusalcılık, “Ulus’a” yakından bakmak istemiyor çünkü orada, şekil verilemeyen karşısındaki (seçim) yenilgilerini veya hayal kırıklıklarını görüyor. Bunun yerine “Halk/Ulus’a” yekpare bir soyutlama olarak bakmak ve bu soyutlamanın içinde bir yerlerde devrimci veya aydınlanmacı bir öz olduğuna inanmak istiyor. Köylü isyanları sırasında, köylülerin kurtuluşlarının kendi ellerinde olduğunu bir türlü idrak edemeyip, Mehdi beklentisine girmeleri gibi bir zihniyet probleminden bahsediyoruz.
Ulusalcılık, AKP iktidarından “mucizevî bir olağan dışının patlak vermesi” ve onun önderliğini alacak bir parti ve elbette karizmatik lideriyle kurtulmak istiyor. “Samsun’dan bir güneş gibi doğan ulu önder de”, çok zor zamanlarda Ulus’u kurtarmıştı. Ulusalcıların siyaset kültürüne kazınan bu kurtarıcı beklentisi, her vesileyle 10. Yıl Marşı’na “geri dönen” ama nedense bir türlü “90. Yıl senfonilerini” üretemeyenlerin asıl trajedisi. Dolayısıyla Gezi veya Tahrir, “Ulus’un gizli devrimci özünün açığa çıktığı ve önderleriyle buluşmayı beklediği” anlar olarak görülüyor.
Buraya kadar vurgulanan sadece darbeci bir komploculukla anlaşılamaz. Ulusalcıların büyük bir bölümü, mucizevî bir aydınlanma ânı inancına ve bu aydınlanmayla foyası meydana çıkarak meşruiyetini yitirecek, bu nedenle de istifa etmeyi veya devrilmeyi hak edecek bir siyasi rakip algısına sahipler. Yaptıkları tersinden çoğunlukçuluk. Milli irade karşısına aynı yerden türeyen ve bir o kadar otoriter tınılar barındıran “ulusal iradeyi” koyuyorlar. “Yekpare bir ulusal irade karşısında meşruiyetini yitiren Başbakan” algıları, AKP’ye oy veren kitleleri, “sizin oyunuz ve tercihiniz yanlış, hatta gayrı-meşrudur” diyerek aşağılıyor ve son tahlilde çoğunlukçu siyasetin değirmenine su taşıyor.
1960’larda da sandık ulusalcılar için hayal kırıklığıydı. “Sandıksal demokrasi”, “cici demokrasi” denerek sandıktan çıkanlar küçümseniyordu. 60’ların bu günden farkı, “zinde güçler ve önderler” yoluyla sandık dışı bir “devrimci” dönüşüme dair duyulan iyimserlikti. Sandıktan kaçış, “devrim idealine” sığınmayla avutulabiliyordu. Oysa bugün “zinde güçler” tılsımını yitirdi. Bugünkü ulusalcılar, “devrim” hayalinin barındırdığı pozitif enerjiye inanacak mecalde de değiller. Tek “umutları” sandıkla (olağan siyasetle) gelenin, olağan dışı bir mucizeyle gitmesi.
Oysa DP 1960’larda darbe yerine sandıkla gitseydi bugün demokrasimiz çok farklı bir yerde olurdu. Bunu yapamadığımız için kendilerini kurtarıcılarımız olarak atayanlar, sürekli mızıkçılık yaparak beğenmedikleri siyasetçilere dipçik vurdular. Aynı yöntemi 60 yıl sonra AKP’ye karşı denemeye çalışmak, yukarıda bahsettiğimiz zihniyet probleminin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor.
Aslında mesele basit: Travmanın kökeninde sandık var. O travma ancak sandık yoluyla aşılabilir. AKP’nin “milli iradeci”, ulusalcıların da “ulusal iradeci” tekçiliğini aşabilecek başka türlü bir demokratik ittifaka ihtiyacımız var. Böylesi bir ittifak, iki tarz tekçiliği de sandıkta (olağan hayatta!) mağlup ettiğinde, siyasi kültürümüzde büyük bir sıçrama yapmış olacağız.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017