Yüksel TAŞKIN
Türkiye’nin içinden çıkılmaz bir sürecin içerisine yuvarlanmasına karşı kimin elinden ne geliyorsa yapması gereken bir noktadayız. Hem de vakit kaybetmeden. Bir insanımız daha yitirmeye tahammülümüz yok. İnsanlarımıza gözden çıkarılabilecek piyonlar olarak bakılmasına itirazımız var.
Şu anda yaşanan cehennemi bile mumla arayabiliriz. Bu süreç, Türkiye toplumunun yararına değildir. AK Parti’nin de yararına değildir; HDP’nin de. Bir bütün olarak Kürt hareketinin de.
90’lardaki iç savaş, SHP- CHP çizgisinin de zayıflamasına, ciddi bir kimlik krizine savrulmalarına yol açmıştı. Yeni yeni toparlanıyorlar. Barışı gür sesle istemeliler.
MHP yönetiminin “Çözüm Sürecine” karşı olmaları bile başlı başına acı bir ironi. MHP’nin bir alternatif ortaya koyduğu yok. “İstemezük” diyerek siyasal güç elde edeceklerini sanıyorlar. Ama yanılıyorlar. MHP seçmenlerinin de yeniden bir iç savaş ortamına sürüklenmemizi istediklerini sanmıyorum.
Çatışmasızlık sürecini ortadan kaldıranların hesapları neydi? İç siyasette Kürt illerinde yaşanan egemenlik kaybını durdurmayı, geriye çevirmeyi istediklerini varsayalım.
Yeni bir iç savaş ortamında bunu başarabilecekler mi? Hayır. Bölgede sadece silahların gücüyle var olabilecekler. Düşünün; egemenlik iddiasını silahla sağlayabilen bir devlet ne kadar yol alabilir?
Diğer beklenti, AK Parti’nin oylarını artırmak veya HDP’nin oylarını azaltmak olabilir. Seçim öncesinde yapılan yanlışlar, bölgede HDP dışındaki partileri tabela partileri hâline getirdi. AK Parti, bölgede daha da oy yitirir. Ama bu kaybın batıdaki yansımaları da hissedilmeye devam eder.
Ama bu oy hesaplarında dikkate alınmayan bir unsur var: AK Parti’ye bugüne kadarki gücünü veren en önemli özgünlüklerinden birisi Kürtlerden aldığı destekti. Bunun yitirilmesi, partinin kimyasını bozar, özgünlüğünü bitirir. Oy hesapları yapanlar, bu sosyolojik gerçeği de dikkate almalılar.
Gelelim dış politika boyutuna. İlk günlerde ABD- AB hattından çok fazla ses çıkmıyordu belki ama giderek belirgin itirazlar yükselmeye başladı.
Durum aslında oldukça net: Türkiye’nin sınır ötesinde Kürt güçlerine darbe vurması ve onların bölgede IŞİD’le savaş kapasitelerini azaltması asla istenen bir durum değildir. Bu Türkiye’nin ne kadar yararınadır o da tartışılır.
Hükümet, belli bölgelere “Ilımlı güçleri” yerleştirmekten bahsediyor. Peki, nerede bu ılımlı güçler? Herkes onları arıyor? Türkiye bölgede yapay nüfus kaymalarının çözüm olmadığını anlamalı. Elbette oradaki Kürt güçleri de.
Bu dış politika tercihi de sürdürülebilir değildir. Üstelik Türkiye’nin asıl niyetinin ne olduğuna dair yaygın kuşkuları daha da derinleştirebilir.
Gelelim Kürt hareketine. Çatışmasızlığın bitirilmesine anında misillemelerle yanıt verilmesi çok yanlış olmuştur. Bu konuda da bazıları, “askerî mücadelelerin kendine has mantığı vardır, siz anlamazsınız” tarzı ifadeler kullanıyorlar.
Bizler bu sözde mantığı anlamamakta kararlıyız. Bildiğimiz basit bir gerçek var: Eğer PKK, hemen misillemelere başlamasaydı, Demirtaş’ın çabaları çok daha ikna edici olabilecekti. Böylece çatışmasızlığı sona erdiren taraf, büyük bir kamuoyu baskısı altında kalabilirdi. Yanlışları hemen ortaya çıkardı.
Kürt hareketi için Türkiye’de meşru siyasal alanda ısrar etmek, en önemli strateji olmalıdır. Diğer yollar sayısız cana mal olacaktır.
Benim anladığım iki taraf da kontrollü gerilim politikasını sona erdirmek istemiyor. Gerilimi tırmandırmadan “savaş” kapasitelerini kanıtlamak istiyorlar. İlk önce diğer taraf “pes” etsin istiyorlar. Böylece “zafer” kazanmış olacaklar.
Kahvehane kültürünü az çok bilenler, bu kabadayı mantığını ve sonuçlarını da gayet iyi bilirler.
Ama buradan çıkış yok. Çok kısa sürede savaşa özgü kirliliklerin devreye girdiğini gördük. Her iki tarafta da şahinlere gün doğuyor. Masum insanlar saflaşmaya itiliyor. Vicdan sahipleri kenara itiliyor.
Siyasetçilerimizin tarihî bir sorumluluğu var: Yaşadığımız ve hâlâ yaralarını saramadığımız bir cehennemin yeniden aralanan kapısını kapatmak için her şeyi yapın.
Barış için ilk adımı atanları zayıf gören eril zihniyeti terk edin. Unutmayın çare üretme mercii sizsiniz. Silah sahipleri değil.
Unutmayın barış dışında bizi bekleyen şey bir cehennemdir. Gür bir sesle “tek yol barış” demeliyiz.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017