Yüksel TAŞKIN
Seçim öncesinde her konuda tek belirleyici olmaya çalışan Erdoğan, 7 Haziran’dan sonra biraz yalpaladı ama daha sonra eski stratejisine geri döndü. Toplumun çoğunluğunun istemediği bir değişiklikte inat etmek, ülkemizi sürekli gerilim içerisinde tutma sonucunu veriyor.
Bence bu inat nedeniyle Erdoğan ve AK Parti, bir daha biriktirmeleri mümkün olmayacak bir gücü günden güne eritmeye başladılar. Kendi kendilerinin en büyük rakibi hâline geldiler. Üstelik muhalefetin ahlaki üstünlüğü ele geçirmesine ve daha da canlanmasına yol açtılar.
Önce bir tespitte bulunalım. 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde Gül’e karşı bazı “hukukçuların” geliştirdiği 367 tuzağı, cumhurbaşkanını halkın seçmesi önerisini güçlendirmiş, nihayet bu öneri referandumdan geçmişti.
Böylece bir hatayı aşmak adına aceleyle ve iyice düşünülmeden yapılan bir hamle, potansiyel bir sistem krizi doğmasına yol açtı. Sistemde kısmi bir değişiklik, bütünün niteliğini melezleştirdi. Şu anda bizim sistemimizin adını koymak güç. “Yarı başkanlığa yönelen” sistem denebilir.
Demek ki, seçimle gelen cumhurbaşkanı, Erdoğan gibi her konuda belirleyici olmak isteyen birisi olmasa da, kriz potansiyeli hep olacaktı.
Şimdiki durumda başbakan ve cumhurbaşkanı aynı partidenler. Gören gözler Davutoğlu’nun ne kadar zorlandığını görüyor. Sağ bir partinin bir numaralı liderini cumhurbaşkanı yapmak, daha sonraki parti lideri ve başbakan için her zaman sorun demektir. Bu gerilimler, Özal ve Demirel zamanında da yaşandı.
Ama daha büyük gerilim, cumhurbaşkanı ve başbakanın ayrı partilerden oldukları zaman yaşanacaktır. Ve buna aslında hiç de gerek yoktur.
Neden mi? Bundan sonra izlenebilecek iki yol vardır: Sistemi net biçimde yarı başkanlık/ başkanlık sistemine doğru dönüştürmek veya eskisi gibi parlamenter sistemde ısrar etmek.
Şimdi toplumun büyük çoğunluğu, yani “Milli İrade” başkanlık sistemini istemediğine göre bunu sürekli zorlamanın kaçınılmaz sonucu gerilim ve kutuplaşmadır.
Toplum neyi istemediğini gayet iyi biliyor. Yapılan anketlerde aynı sonuç ortaya çıkıyor. İnsanlar, sadece bir kişinin belirleyici olduğu bir siyaset düzeni istemiyorlar. Bunun olumsuz sonuçlarını gayet iyi kavramışlar.
Hâl böyleyken başkanlık ısrarı veya sistem değişikliği ısrarı, AK Parti’nin erimesini derinleştirecektir. Erdoğanizm etrafında kenetlenen çok küçük bir azınlık, Erdoğan ne isterse (doğru veya yanlış) ona kılıf uydurmaya gönüllüdürler. Onlar kariyerlerini bu hizmetle ilişkilendirmişler.
Ama AK Parti seçmenlerinin hafife alınmaması gereken bir bölümü ve partide hâlâ aklıselim sahibi olduklarına inanmak istediğimiz isimler, bu gidişatın doğru olmadığını gayet iyi biliyorlar.
Üstelik onlar itiraz etme cesareti göstermedikçe, Erdoğanistler önlerinin açık olduğu algısıyla hata yapmaya devam edecekler. Seçimin mesajını anlamamakta inat edip, aynı yıkım getiren stratejiyi yeniden ısıtmaları bunun göstergesidir.
Daha önce de, kurumsallaşamadığı için, parti içi demokrasiyi bir türlü yerleştiremediğinden veya yolsuzluğa bulaştığı için genç yaşta ölen sağ partiler gördük. AK Parti, bunların hepsinden çok daha uzun yaşama şansına sahipti.
Ama anlaşılan biriktirdikleri muazzam seçmen desteğini yanlış yorumladılar. Güç zehirlenmesi onları körleştirdi. Seçmenlerinin ne olursa olsun onları yalnız bırakmayacağına inandılar. 7 Haziran seçimlerinin sonucunu anlamamakta ısrar etmeleri, bu kibirden bağımsız anlaşılamaz.
AK Parti’nin seçmenleri, oy vermemek veya başka partiye oy vermek suretiyle partiye ciddi bir uyarı göndermiştir. Üstelik geçen seçimde oy vererek vefa gösterenler arasında da gidişattan memnun olmayanlar çoktur.
Dolayısıyla AK Parti’nin kendi kendini eritme süreci devam etmekte. Ama bunu yapış biçimleri, tüm Türkiye’ye hasar veriyor. En büyük siyasi başarılarından birisi olan Çözüm Süreci’ni bozuk para gibi harcamaları, buna örnektir.
Bu gidişatı tersine çevirmek konusunda cesaret gösteremeyen, üstelik Çözüm Süreci’nin sona erdirilmesine de itiraz etmeyerek tarihî bir hataya ortak olan Davutoğlu, bunları görmüyor mu?
Bence asıl üzücü olan bunları onun da görüyor olması…
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017