Ali BAYRAMOĞLU
| Uludere gibi sıcak siyasal gelişmeler ve bunlara ilişkin tartışmalar yanında, yapısal kimi meseleler de siyasi gündemde yerini ve önemini korumaya devam ediyor. | |
|
Anayasa meselesi bunlardan biri. Yapısal nitelik söz konusu olunca, bu meselenin iki göndermesi olduğunu görmek gerekir. İlki, ülkenin yıllardır ihtiyacı olan bir toplumsal sözleşme meselesi olarak anayasadır. İkincisi, bir rejim ve yönetim meselesi olarak anayasadır... Son günlerde açıktır ki birinci gönderme, yerini adım adım ikincisine bırakıyor. Buna özellikle başkanlık sistemi tartışmalarının başlamasıyla tanık oluyoruz. AK Parti’nin gündeme getirdiği oranda ciddiye alınması gereken bu tartışmalar, anayasa yapımı konusunda, ana enerjinin Kürt meselesi, laiklik, yurttaşlık gibi temel siyasi ortak değerler meselesinden çok, kimin nasıl yöneteceği meselesine doğru yöneliyor. Bu durumu, ilk bakışta, demokrasinin geleceği ve toplumsal huzur açısından çok olumlu bulmak mümkün değil. Zira kabul etmek gerekir ki Türkiye’nin elinde ve önünde büyük bir fırsat bulunuyor. Bu, yıllardır özlenen farklı toplumsal kesimler ve eğilimler arasındaki ilişkileri, geniş bir katılım ve tartışmadan hareketle, farklılık ve bütünlük ilkeleri çerçevesinde yeniden tanımlamak fırsatıdır. Ancak buna rağmen, sanırız, anayasa hazırlıklarında, ülkeyi kimin ve nasıl yöneteceği meselesi öncelik alacak. Peki, neden bu öncelik? Denebilir ki Türk siyasal sistemi lider esaslıdır ve siyasi parti tavırları buna göre şekillenir. Bu çerçevede bu yönelim doğaldır, zira mevcut cumhurbaşkanlığı statüsü Tayyip Erdoğan’ı siyasi alanın kıyısına iter, bunun çözümü ise ancak başkanlık ya da yarı başkanlık sistemiyle mümkün olabilir. Denebilir ki siyasi güdüleri kuvvetli olan siyasilerin, örneğin başbakanın gönlünden de bu geçer. Bunlar bir noktaya kadar geçerli görüşler olmakla birlikte, durumu tam açıklayabilecek hususlar değildir. Başka bir ifadeyle anayasa tartışmalarında rejim meselesinin öne çıkması, başkanlık tartışmalarının nedeni, mevcut durumun Erdoğan’ın önünü tıkaması değildir. Bu tartışma, Türkiye’de partiler düzeniyle, bu düzen ile siyasi iktidar arasındaki ilişkinin aldığı biçimle de yakından ilgilidir. Başka bir ifadeyle yapısal gereklilik halinde karşımıza çıkmaktadır. Nasıl? Önce şunu tespit etmek gerek: 1991-2002 arası süren, 28 Şubat’ı da içeren 11 yıllık yozlaşma, istikrarsızlık ve koalisyon dönemlerinden sonra açılan yeni sayfa Türkiye’yi gerçek anlamda iki eğilimli ya da iki ana partili bir düzene doğru itmiştir. 2002, 2007 ve 2011 seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo açık olarak ülkedeki ana siyasi bölünmenin kültürel niteliğini teyit etmiştir. Başka bir ifadeyle Türk siyasetinin, sınıfsal ya da ideolojik tutum unsurlarından daha çok sembolik ögelerle şekillendiği iyice ortaya çıkmıştır. 2000’li yıllar itibariyle belli projelere dayalı politik-ideolojik görüşlerin belirleyiciliğinden çok “simgelerin, simgesel algıların kültür ve ekonomiyi ya da eziklik ve faydayı üst üste oturtan belirleyiciliği” ön planda olmuştur. İnanç merkezli siyaset tartışmaları ya da kimlikler üstüne kurulu yasak-özgürlük tartışmaları bu kesimlerde kültürel olanı, popüler olanı siyasileştirmiş, özgürlük yandaşlığını ve yasak karşıtlığını ön plana çıkarmış durumdadır. Ve bu açıdan Türkiye söylediğimiz gibi iki ana dala ayrılmıştır. Bu yapısal bir değişimdir ve tablonun kısa, hatta orta vadede değişmesi kanımızca kolay değildir. En azından demokratik değerler her alanda ve her kesimde kurumlaşıp içselleştirilinceye kadar bu yelpaze değişmeyecektir. Altı çizilmesi gereken başka bir husus da şudur: Bu kutuplaşma ve yeniden yapılanma esnasında eğilimlerden birisini temsil eden kesim ve siyasi aktör, hızlı bir değişim yaşayarak kendi kültürel dokusuyla çağın gereklerini iç içe sokmuştur. Kendi içinde hızlı bir değişim süreci başlatmıştır. Buna karşılık, diğer kesim ve aktör, tersine geriye doğru hareket ederek radikalleşme eğilimine sürüklenmiştir... AK Parti ve CHP... Muhafazakârlar ve diğerleri... Peki, bu tablonun fiilî sonucu nedir? İki temel partinin varlığı, ama tek partinin iktidarı üzerine kurulu bir düzen... Türkiye’nin hızla, partilerin iktidarda yer değiştirmesinden değil, bir siyasi parti içinde iktidar aktörlerinin değişmesinden oluşacak bir demokratik düzene ilerlediğini söylemek hayalcilik olmaz... İstikamet bu ise, elbet yönetici sirkülasyonu ve yönetim mekanizmasının dengesi ülkenin en önemli meselelerinden birisi haline gelir. Bu da parlamenter rejim-başkanlık rejimi tartışmalarını gerçek ve hayati kılar... Meseleye bir de bu açıdan bakın.. Kaynak:Aksiyon Dergisi |
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026