Ali Türer
“Barış süreci” ilerledikçe siyasette de saflar yeniden belirleniyor. Bir tarafta sürece destek veren liberallerin, demokratik solcularında içinde yer aldığı AKP-BDP eksenli %70’leri bulacak gibi görünen bir çoğunluk, diğer yanda %30’larda kalacak gibi görünen İşçi Partisi ve ÖDP gibi kendini solda ifade edenlerin de içinde yer aldığı CHP, MHP eksenli bir cephe. Olası bir anayasa değişikliğine, rejim değişikliğine böylesi bir saflaşma içinde gidilecekmiş gibi bir ortada bir görüntü var. Fakat %70’lerle kabul edilecek bir anayasa ile Türkiye huzuru ve sosyal barışı bulabilir mi, bu üzerinde ayrıca durulması gereken bir durum.
Eğer Erdoğan parlamentoyu feshetme, HSYK’yı tümüyle kendisi belirleme gibi özlemlerini bir biçimde bastırabilir, muhalefetin değirmenine su taşıyacak yaklaşım içinde olmazsa; muradı gerçekten Avrupa standartlarında güçlendirilmiş yerel yönetimler ile Kürtlerin haklarını güvence altında hissedebilecekleri anayasal vatandaşlıkla belirlenmiş bir başkanlık sistemi ise tünelin ucunda görünen başkanlık havucunu pekâlâ elde edebilir. Dahası bu sonuç Orta Doğuda Erdoğan’ı, Avrupa Birliği tarzında kader birliğine doğru giden bir sürecin de lideri yapar. Türkiye de kazanır.
Böyle bir sürece, Erdoğan karşıtlığı kompleksine düşmemiş Türkiye’de yaşayan aklı başında her demokrat, her liberal, demokratik solcu, hatta gerçek sosyalist destek verir, bence de vermelidir. Ayrıca bu, sürece destek veren herkesin AKP’nin her yaptığını, her söylediğini onayladığı, desteklediği anlamına da gelmez.
Eğitim sisteminde yaşanan karmaya, siyasi, dini, etnik müdahalelere, dayatmalara; sokak ve öğrenci gösterilerinde mantıksız orantısız güç kullanılmasına, işçilerin emekçilerin örgütlenmeleri, haklarını kullanmaları üzerinde devam eden kısıtlamalara, hak ihlallerine; gazete yazarlarına yönelik tehditlere, haksız tutuklamalara, tutukluluklara; iş kazalarına yönelik önlem alınmamasına gene karşı çıkarız. Kuşkusuz AKP’den Uludere’nin hesabını vermesini gene isteriz, fakat bu başka bir şey. Burada söz konusu olan Türkiye’nin sırtındaki kamburlardan kurtulması, Türkiye’nin geleceği, huzuru; buna kayıtsız kalabilir misiniz?
Siyaset, mevcut imkânlar dâhilinde olabilecek olana gücünün oranında yön verebilme sanatıdır. Ailen de sen de açsın, yaşaman için pişecek ekmekten pay alman lazım. Ama elindeki yetki ve güç tek başına mutfağa hâkim olmana, malzemeyi hazırlamana, hamuru yoğurmana, ekmeği pişirmene de yetmiyor. Öte yandan mutfaktakini de düşman bellemişsin, mutfağa adımını da atmıyorsun. Peki de, bundan kim kazançlı çıkar, bu siyaset mi şimdi. Böyle bir siyaset ile daha ne kadar ayakta kalınabilir ki?
Hakkını yememek lazım, AKP halkın gelecek ile ilgili beklentisini kontrol etmeyi biliyor. “Barış süreci” olarak ifade ettiği süreç ile yaptığı şey bu. Türkiye, nüfusu genç, dinamik bir ülke! İnsanlar geleceğe umutla bakmak istiyor. AKP oluşturduğu vizyon ile bir yandan kendini yeniliyor, diğer yandan insanlarda gelecek beklentisi yaratıyor. Öte yandan rakiplerini de ister istemez sürecin içine çekiyor, gündemlerini belirliyor, onları da kendi vizyonlarını yeniden belirlemeye zorluyor.
Varlığını etnik milliyetçiliğe borçlu olduğu için MHP, süreci kendi yaşama alanına doğrudan müdahale olarak görüyor. Yani karşı çıkışı sonuçta ideolojik bir temele oturuyor. Öte yandan süreç, Türk etnik kültürü etrafında siyasi birlik arayışını bu coğrafyada hayata geçiren organizasyon olarak CHP’in kadim kadrolarının da “kanına” dokunuyor. AKP karşıtlığına temel oluşturan duygusallıkta buluşan CHP içindeki bu grubun gözü başka bir şey görmüyor, mantığı kilitleniyor. Böylece daha da sertleşen muhafazakâr reflekslerle hareket ederken CHP, barış süreci içinde kendini yenileyebilme, kendisine kitle desteği oluşturacak bir gelecek beklentisi oluşturabilme fırsatını da kaçırmış oluyor.
Öte yandan AKP politikalarını onaylamadığı, başkaca da bir alternatif olmadığı için CHP’ye destek veren, daha demokratik bir Türkiye’yi, birlikte yaşamı, sosyal devleti savunan bir grubun varlığını da biliyoruz. CHP içinde son günlerde yaşananlar, istifalar bu grubun CHP yönetiminin barış sürecinde takındığı mahcup “statükocu” tavırdan pek de memnun olmadığını, buna ortak da olmak istemediğini gösteriyor.
Bir de barış sürecini “Amerikan emperyalizminin AKP eliyle Orta Doğuyu Kürtler üzerinden yeniden dizayn etmeye çalışmasının somut bir ürünü” olarak gören İşçi Partisi, ve ÖDP gibi kendilerini “sol” da gören partiler var. Aslında sonuçta metafizik bir yaklaşım içindeler. Kafanızda bir tümel oluşturacaksınız, her olayı o tümelin içindeki yerine göre tasım yoluyla açıklamaya çalışacaksınız. Metafizik değil de ne bu? Bunlara göre AKP’nin bütün politikaları Amerika’nın Orta Doğuyu, İran’ı kontrol etme İsrail’e güvenli bir alan yaratabilme çabalarına hizmet ediyor. ABD emperyalizminin bu oyununa gelmemek için, AKP’nin belirleyici olduğu her sürece, her politikaya karşı çıkmak, mücadele etmek gerekiyor.
Sonuçta gerek MHP, gerek CHP kaynaklı olsun, gerekse İşçi Partisi, ÖDP gibi “sol” kaynaklı olsun, barış sürecine bütün kaşı çıkışların temelinde “AKP’nin mimarı olduğu bir sürece karşı çıkmak” yatıyor. MHP’de CHP’de Anayasa komisyonunun anayasa hazırlığı çalışmalarını,12 Eylül Anayasasının “değiştirilemez” kaydı koyduğu ilk dört maddenin değiştirilmesine yanaşmadıkları için kilitliyorlar.
AKP ise anayasa ve rejim değişikliği için PKK’nın söz verdiği gibi silahlı güçlerini sınır dışına çıkarmasını bekliyor. Arkasından muhtemelen AKP-BDP uzlaşması içinde meclise yeni bir anayasa teklifi gelecek. Ufukta yeni bir anayasa referandumu ve yeni anayasa ile birlikte başkanlık seçimi görünüyor. Tıpkı 2011 anayasa referandumunda olduğu gibi yeni bir evet, hayır, “yetmez ama evet” kampanyası yaşayacağız, öyle görünüyor. Bir farkla, eğer uzlaşma sağlanırsa BDP de bu sefer “evet” saflarında yer alacak.
Ağustostan sonra büyük olasılıkla kendimizi yoğun bir biçimde anayasa ve rejim tartışmalarının içinde bulacağız. Ve korkarız, bu günkü yaklaşımlarını sürdürürlerse CHP ve MHP muhalefetlerini sürecin içinde değil, sürecin dışında sürdürecekler.
Oysa Erdoğan’ın bütün ipleri elinde bulunduran başkan olma özleminin mutlaka törpülenmesi gerekiyor. CHP’nin içinde yer almadığı bir süreçte bunun törpülenmesi kolay da değil.
Tek umudumuz AKP’nin, referanduma götüreceği anayasanın meşruiyetine gölge düşürmemek, barış sürecini tehlikeye sokmamak adına BDP’den gelen talepleri de karşılayacak şekilde ihtiraslarına gem vurabilmesi.
“Parlamenter sistem olmazsa demokrasi de olmaz” düz mantığının bir geçerliliği yok. Önemli olan sistemde birbirini dengeleyebilecek şekilde güçler ayrılığının olması. Pekala, başkanlık sistemi içinde de demokratik yaşamı derinleştirmek, katılımcılığı geliştirmek mümkün. Belki de bu Türkiye’nin kültürel geçmişine daha uygun. Parlamenter sistemi sağlıklı işletebildiğimiz de söylenemez. Ordu vesayetindeki bir rejime parlamenter rejim ne kadar denebilir ki?
Yeter ki AKP Avrupa yerel yönetimler şartına koyduğu çekinceleri kaldıracak biçimde yerel-bölgesel özerkliği tanısın, buna uygun mekanizmaları oluştursun, Erdoğan parlamentoyu feshetme yetkisini elinde tutmaya, Danıştay gibi kurumları kaldırmaya, HSYK, YÖK gibi kurumların bütün yöneticilerini kendi belirlemeye kalkmasın. Direnmemiz gereken kırmızıçizgiler bunlar olmalı. Muhalefet edilecekse buralarda edilmeli.
Muhalefet, muhalefet sorumluluğunu yerine getirmek istiyorsa önce at gözlüklerini çıkarmalı, AKP karşıtlığı ile kendini tanımlamayı bırakmalı. Sürece nasıl müdahil olunacağını görmeli. AKP’ye demokratikleşme yönünde muhalefet edebilmenin yolu, yeni süreçte muhalefeti BDP ile birlikte örmekten geçiyor. BDP’ninde sürece ezilen ulus psikolojisinin üzerine çıkarak bakması gerekiyor. Şiddet tehdidi üzerinden gelecek kurulamayacağını görmesi, sürece yaşadığı coğrafyadaki ortak, yaşamsal çıkarlar üzerinden bakmayı öğrenmesi gerekiyor.
Ulusalcıların moral isimlerinden Yazar Alev Alatlı, geçenlerde ilginç, ilginç olduğu kadar da karakteristik bir tepki ortaya koydu. Alatlı “Türklüğün kaldırılması, kul hakkı yemek anlamına gelir” diyor. Bu ülkenin kurucusu Selçuklulardır, Osmanlılardır, Türklük üst kimliğini kaldırırsanız kurucunun hakkını, yani kul hakkını yemiş olursunuz, bunun vebali büyüktür, bu hakka saygı için o isim anayasada kalmalı diyor (19 Nisan, Yeni Şafak). Yani Sayın Alatlı bir anlamda akıncının kol gücü ile elde ettiği hakkı meşru görüyor. Bir bakıma akıncının yağma hakkını savunuyor. İyi de Sayın Alatlı’ya sormak gerekiyor: Akıncı “kul” da “mağdur” değil mi? Mazlumun hakkı ne olacak, sizce onun da bir hakkı yok mu?
Belki de iktidarı ile muhalefeti önce, ortadaki gerçeğe geçmişten getirdiğimiz bir takım duygusal saplantılardan, politik körlüklerden kurtularak doğrudan bakmak, toplumsal huzurun neye bağlı olduğunu doğru anlamak gerekiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024