Atilla YAYLA
Yeni Yüzyıl’ın 2 Mart 2016 tarihli nüshasında ilginç bir haber yer aldı. Bir araştırma Türk halkının korkularıyla ilgili tespitler yapmış. Buna göre, Türk halkı en çok su kesintisinden korkuyor. Öyle ki, suyun kesilmemesi, halk nazarında, elektrik kesintisinden 3, internet kesintisinden 6, doğalgaz kesintisinden ise 12 kat daha önemli. “Neden korkuyorsun?” sorusuna tüketicilerin yüzde 62’si “su kesilmesinden” cevabını verdi. Tüketicilerin yüzde 22’si elektrik, yüzde 11’i internet, yüzde 5’i de doğalgaz kesintisinden korkuyor.
Ben de su kesintisinden elektrik, internet ve doğalgaz kesintisinden daha çok korkanlar arasında yer almaktayım. Özellikleani, habersiz su kesintileri beni neredeyse paniğe itiyor. Şehrin su durumunu düzenli takip ediyorum. Herkes hava çok iyi, güneşli diye sevinirken ben yağış düşmemesine üzülürüm. Su israfına dayanamam. Su harcanan her işin asgarî su sarfiyatıyla yapılmasını isterim…
Su en hayatî ihtiyaç. Her alanda suya muhtacız. Tabiatta bulunan suyu kullanmaktayız. Ancak, su denince modern insanın aklına evdeki musluk suyu gelir. Eskiden buna, Terkos Gölü’nden geldiği için, bilhassa İstanbul’da, “Terkos Suyu” denmekteymiş. Bugün Türkiye’de tüm şehirlerde ve hatta tüm ilçelerde binalar içinde musluğu çevirince akan suya sahibiz. Daha önceki durumu bilmeyenler bunun ne büyük bir nimet olduğunu anlayamaz.
Konutlarda, ofislerde, fabrikalarda hazır su yeni bir durum. Daha önceleri insan hayatı ve faaliyetleri büyük ölçüde taşıma suya dayanmaktaydı. Su kaynaklarından fıçılarla, kovalarla taşınan sular binalarda depolanır ve kullanılırdı. Depolanan su bitince yeniden su getirmek gerekirdi. Bu herkesin fakat özellikle kadınların hayatını çok zorlaştırmaktaydı.
Konutlarda suyun olmadığı zamanlarda kadınların emeğinin ve vaktinin çok önemli bir kısmı su taşımaya giderdi. Bu, çeşme başı sohbetleri gibi hoş tarafları olmakla beraber, çok çileli, yorucu bir işti. Çamaşır, bulaşık, ev temizliği, kişisel bakım için hep kadınların su taşıması beklenirdi.
Su sıkıntısı elbette ilâve problemler yaratırdı ama suyun olması da insan hayatını yeterince kolaylaştırmazdı. Başka bir şekilde söylersek, yeterli su kaynağının mevcudiyeti suyun bugünkü gibi rahatça kullanılabilmesine yetmezdi. Ayrıca, bazı romantiklerin zannettiği gibi, tabiatta bulunan her su da kullanılamazdı. Suyun, taşınması yanında işlenmesi de gerekirdi ve insanlar bunu yapabilecek bilgiye ve teknik kapasiteye sahip değildi.
Toplumlar geliştikçe suya ulaşma ve tüketme yeni şekiller almaya başladı. İnsanlar akan suyu depolamak için setler ve barajlar yapmayı öğrendi. Toplanan suları binalara aktarabilmek için binlerce kilometrelik yer altı nakil hatları kuruldu. Suya basınç vererek uzak mesafelere göndermek için enerji istasyonları yapıldı.
Bugün evde musluk suyu bulunmasına öyle alışkınız ki, içinde su bulunmayan evi ev bile saymayız. Bu tür yerlerde yaşamaktan ve çalışmaktan kaçınırız. Musluğu her çevirdiğimizde su akmasını bekleriz. Su akmasını değil akmamasını sürpriz sayarız.
Kuşku yok ki, bunun yapılabilmesi, yani insanların suya gitmek yerine suyun insanlara üstelik devamlı olarak ulaştırılması vakaya ciddî bir ekonomik boyut ta kazandırdı. Bundan habersiz bazı tipler su kullanmanın insan hakkı olduğunu, suyun herkese tarafından ücretsiz ulaşılabilir olması gerektiğini söylüyor. Ancak, suyun depolanması, işlenmesi ve nakledilmesi ciddî maliyeti olan faaliyetler. Bu maliyetin bir şekilde karşılanması lâzım. Dolayısıyla, su bedava olsa bile suyun bugün alıştığımız ve istediğimiz şekilde kullanılabilir hâle getirilmesi onun bir ticarî mala dönüştürülmesini gerektiriyor.
Atalarımız binlerce yıl suya gitti. Biz ise suyun ayağımıza geldiği bir çağda yaşıyoruz. Bunun kıymetini bilmeli ve daimî olması için gerekeni yapmalıyız
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019