Gökhan BACIK
Bir süredir Türk dış politikasında yapısal değişikliklerin gerçekleşmesine şahit oluyorduk.
Türkiye, önce Batı bloku ile olan ilişkilerini minimum düzeye indirdi. Rusya ile savunma alanı dahil yakın ilişkiler başlatıldı.
Şüphesiz bütün bu önemli değişikliklerin bir boyutu da Türkiye’de palazlanmakta olan yeni siyasal rejimdir. Dış politika ve siyasal rejim arasındaki ilişki yumurta ve tavuk ilişkisine benzer. Dış koşullar iç politikayı etkilerken, siyasal rejimler kendi ideolojik ihtiyaçlarına göre bir dış politika peşinde giderler.
Ne var ki, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yaptığı en son askerî harekât ile yaşanan gelişmeler bize dış politikadaki değişimin artık ikinci aşamaya geçtiğini gösteriyor.
Kısaca özetlersek bütün sorunlarına rağmen AKP’ye kadar Cumhuriyet döneminde dış politika yapımında iki kural dikkate alındı: Birincisi uluslararası diplomasi ikincisi dış politikada resmi ve formel araçların kullanımı.
Halbuki bugün itibari ile artık Türkiye, dolaylı yahut doğrudan siyasi ve ekonomik olarak desteklediği (ve yönettiği) resmi olmayan militer unsurları kullanıyor. Resmi olarak Türkiye’nin ordu envanterine kayıtlı olmayan bu gruplar, ikinci yahut küçük ordular gibi Türkiye ile birlikte operasyonlara katılmaktadır.
Bir benzetme ile artık Türkiye Lübnan ve İran gibi ülkelerde ancak görmeye alışık olduğumuz bir uygulamayı başlatmış bulunuyor. Artık Türkiye’nin de resmi olmayan “orduları” vardır. Yahut resmi olarak Türkiye’ye ait olmayan silahlı unsurlar dolaylı da olsa istihdam edilmekte.
Türkiye’nin başka ülkelerde askeri hareketlilikler içinde olması yeni bir olgu değildir. 1950’li yılların başından beri Türkiye gerek uluslararası toplum ile gerek tek başına askeri müdahalelerin içinde olmuştur. Bütün bu müdahaleler süresince Türkiye’nin kullandığı araçlar TSK, MİT gibi kurumlar olmuştur. Elbette Türkiye bazen konjonktürel nedenlerle yerel unsurlar ile temaslara girmiştir. Ancak bu tip temasların hiçbiri bugün Suriye bağlamında gördüğümüz biçimiyle Türkiye ile birlikte savaşan ve bir tür düzenli orduyu andıran silahlı unsurlara benzememekteydi.
2009 yılında yayımlanan bir makalede Prof. Kemal Kirişçi, Türk dış politikasında yaşanan dönüşümü “tüccar devletin yükselişi” olarak tanımlamıştı. 2009 yılı için bu tespit yerindeydi: 1990’ların sonundan itibaren başlayan ve AKP ile 2000’li yıllardı zirveye çıkan dönemde, Türkiye dış politikada tipik bir liberal bakış takip etti.
2010 yılından sonra ise uluslararası ilişkiler jargonunu kullanırsak Türkiye’nin “savaşan bir ülke” olduğunu yazmak gerekir. Bu radikal değişimin kök nedeni Türkiye’de yaşanan siyasal dönüşümdür.
Bu bağlamda, diplomasi konusunda da Türkiye neredeyse yerleşik düzen ile köprüleri atmak istediği görüntüsü veriyor. İlginç biçimde YPG, ABD-Türkiye ateşkesinden itibaren başlayan süreçte yükümlülüklerini yerine getireceği söylemini güçlü biçimde vurguluyor. Buna karşın Türkiye, dünyada hırçın, sürekli rest çeken bir algı inşa ediyor.
Bu olumsuz algının uzun vadede büyük bir baş belası olacağını ise bir türlü ne karar alıcılar ne Türk kamuoyu anlıyor. Eskiden beri uluslararası algının önemi konusunda Türkiye’de bir zihinsel tembellik bulunmakta. Halbuki son Suriye meselesi ile alevlenen tartışma Türkiye açısından ciddi alarm zilleri çalıyor.
Türkiye’nin cihatçı grupları yönettiği, desteklediği, sivillere şiddet uyguladığı gibi algı biçimleri artık normal kalıplar olarak yerleşmekte. Dış politikada ekonomi gibidir, algılar mutlaka somut sonuçlar üretir.
Bu değişimin en açık işareti Türkiye’nin terörist olarak tanımladığı YPG’li Mazlum Kobane’nin ABD Başkanı düzeyinde muhatap olarak görülmesidir.
Yine IŞİD lideri Bağdadi’nin Türkiye’ye birkaç kilometre yakında bir yerde öldürülmesi büyük bir algı dönüşümüne daha yol açmıştır. Dünya kamuoyunda bu tip kişilerin Türkiye’ye yakın yahut Türkiye’nin etki sahasında olan yerlerde bulunması bir kollama olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, IŞİD lideri Bağdadi’nin Türkiye sınırına neredeyse birkaç kilometre yakında olması tek başına bir sorgulama konusudur. Türkiye bunu biliyordu ise bir sorun, bilmiyordu ise daha büyük bir sorun söz konusudur.
Ne var ki, Türkiye’de “Suriye’de filan kasabaya bayrak astık” aforizmaları ile kabaran milliyetçilik atmosferinde bütün bu önemli tartışmalara itibar bile edilmiyor ve uzun vadede ciddi baş ağrıtacak büyük stratejik kayıplar asla konuşulmuyor.
Bütün bu gelişmeler şunu gösteriyor: Bir süredir Türkiye’nin içinden geçtiği dış politikada dönüşüm süreci artık yeni bir aşamaya girmiştir. Bu aşama artık Batı ile olan ilişkileri soğutma yahut asgariye indirme ilgili bir konu değildir. Daha geniş olarak Türkiye, sistem ile kavga eden bir ülke haline doğru eviriliyor.
Sistem içinde kavga eden bir ülke olmanın ilk büyük sonucu şudur: “Türkiye’nin bazı sorunları var” algısı yerini hızla “artık Türkiye’nin kendisi sorun” algısına bırakır. Diğer sonuçları ise özellikle iç politikada pahalılık, işsizlik ve otoriterleşmedir.
Uluslararası sistem ile kavgayı asla anti-emperyalist yahut anti-kolonyalist bağımsızlık savaşları ile karıştırmamak gerekiyor. Türkiye’nin bugün dış politikada girdiği bazı kavgalar tamamen siyasilerin iç politik hesaplamalarının ve ideolojik oryantasyonlarının sonucudur. Özellikle Suriye konusunda son gelişmeleri, anti-emperyalizm jargonu ile açıklamaya çalışanlar Batı karşıtı İran gibi ülkelerin bile Türkiye’nin yaptıklarını sorguladıklarını hatırlamalılar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025