Gürbüz ÖZALTINLI
Bir süredir zaten içimi kurcalıyordu. Şimdi bu son AKP kongresi tartışmalarıyla birlikte, itiraf etmezsem çatlayacağım bir yere geldim. Hemen söyleyeyim; galiba bende bir “uyum sorunu” var. Vesayetin tasfiyesi tartışmalarının yaşandığı dönemdeki konforumu kaybettim. O dönem, herkes büyük çatışma içinde seçtiği değerler üzerinden açıkça tutumunu belirlemiş, kendinden emin, sert bir tartışmaya tutuşmuştu. Siyasal tavır belirlemenin; kararlı, emin bir düşünce alanında durmanın yadırganacak yanı yoktu.
Şimdi koşullar değişti. Ülkeyi yeni bir güç yönetiyor; yeni bir tecrübeyle karşı karşıyayız. Fakat her türlü sorun karşısında ışık hızıyla oluşan, hakikati temsil ettiğinden kuşku duymayan, kendinden emin dil değişmedi. Düşünüyorum: Gerçek, insanların bu kadar açık gördüğü, ruhunda bütün ağırlığıyla hissettiği; o nedenle de sözünü hiç esirgemediği, orada bir yerde bütün çıplaklığıyla duruyor da, ben mi görecek gözden yoksunum? Hassasiyetlerim mi cılız kalmış? Elbette sezgilerim, kendimce okumalarım var. Bunları da yazıp çizmeye çalışıyorum. Fakat asla o kadar emin olamıyorum. Bazen, arkadaşlarımla oturduğumda yemeğin başında düşündüklerimle, sıra tatlıya geldiğinde düşündüklerim arasında fark oluşuyor. Sonra, onların da bir kısmının o kararlılıklarının bir geceye ait olduğunu, yeni bir gecede yeni bir meselenin üzerine konuşurken aynı kararlılıkla düşüncelerini değiştirebildiklerini görüyorum.
Okuduğum yazarların da çok kararlı olduklarını görüyorum. Arkadaşlarımdan farklı olarak onların kararlı çizgileri bir gecede yer değiştirmiyor. Bir süreklilik var. Hatta tavırları giderek derinleşiyor. İroninin, sertliğin dozu artıyor. Bu pay bırakmayan dile eklenememek; çoğunluk, güçlü olduğundan kuşku duymadığı fikirlerini çatır çatır çatıştırırken, tarafları bazen haklı bazen de haksız bulabilmek bir zayıflık işareti mi? Süreç ne kadar tanımadık olursa olsun, sorunlar ne kadar çetrefillik taşırsa taşısın, memleketin kahvehanelerinde, meyhanelerinde, kürsülerinde, köşelerinde kafası bu kadar net, tavrı açık dev bir nüfus tartışırken benim bu köşede söz almam haddini bilmemek midir?
Markar perşembe günkü yazısında “Türkiye’de garip bir davranış biçimi ve buna münasip bir insan tipi var” diye başlamış, üşenmemiş insanlık hâllerimize çok geniş bir pasaj ayırmış. Kafanız karışıksa sizi de yatıştıracaktır, mutlaka okuyun.
Ben de Markar gibi farkındayım, biz “çelişkileri” çok seven bir toplum değiliz. Netlik arıyoruz. Kolay heyecanlanıyoruz. Duygumuzun sesi, zor meseleler üzerine düşünmekten kurtarıyor bizi. Düşünmeye üşeniyoruz. Eleştiriye bayılıyoruz. Özeleştiriyi zayıflık sayıyoruz. Sabırsızız. Ve hakikaten sağlam muhafazakârız. Tan Oral’ın harika bir karikatürünü hatırlıyorum; öfkeli bir adam övünçle yumruğunu masaya indirirken bağırıyordu: “Bütün dünya değişti ama bir tek ben değişmedim.”
Soğuk, sakin sesleri; “kuru analizleri”, şu var ama bir de bu var diye söze başlayan “mıy mıy kararsızlıkları” sevmeyiz. Çok okunan üçüncü sayfa yazarlarına bir bakın. Kendilerinden en küçük kuşku duymayan hâlleri, hakaretin sınırlarında dolaşan dilleri, kibri eleştirirken bile bas bas bağıran kibirleriyle “gönüllerde taht kurduklarını” reddedebilir misiniz? Twitler’de, Facebook’larda vızır vızır tedavülde değiller mi? Nasıl iç soğutuyorlar? Nasıl da “taşı gediğine koyuyorlar”, bizim üzerine düşünmeye günde bir dakikamızı ayırmadığımız sorunları nasıl “derin” biliyorlar.
Eğer hayatınızda en az bir kere, bütün benliğinizle bağlandığınız fanatizm kulvarında doludizgin koşarken sağlam bir duvara çarpıp nevriniz dönmediyse, oldukça umutsuz bir durumdasınız demektir bu ülkede. Çarpmak da yetmez, bütün ezberleriniz üzerine varoluşsal bir risk alıp kendinizi kuyulara salmadıysanız; bir ezberin yerine başka bir ezbere yapışma tuzağına karşı insanı pekâlâ perişan edebilecek bir “kuşku” zehrini ruhunuza boca etmeyi göze alamadıysanız yine iflah olamayabilirsiniz. Bu kuşkuyu “ben bunları yaptım” iddianıza kadar yaymaktan söz ediyorum. “Hakikaten ben bir kuşkucu muyum” kuşkusuna katlanabilecek kadar rahatsız bir ruhtan yani...
Siyasetçileri anlıyorum. Onlar sonsuza kadar düşünemezler. Hayat onlara kararsız kalmak, dönüp dönüp yeniden sorgulamak için cömert davranmaz. Sorun oradadır ve sizin kararınızı vermenizi bekliyordur. Fakat çok beklemez. Yolunuzu tutturur yürürsünüz. Yürürken yeniden düşünür yeni kararlar verirsiniz.
Gündelik hayhuy peşinde kendi dertleri başlarından aşkın hayatları da anlıyorum. Kolay taraf olmanın, kendisini “duygularına bırakmanın”, ölçmeden sövüp sayarak rahatlamanın, elde hazır ezberlerin tarifsiz konforunu kime fazla göreceksiniz?
İyi ama aydınlara ne oluyor?
Kronik kararsızlığı mı öneriyorum? Düşünce felcine mi davet ediyorum?
Bunu da bilmiyorum.
“Kuşkuluyum.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023