Gürbüz ÖZALTINLI
Önceki yazıda, toplumsal kabulden çok elitlerin iradesiyle kurulan modern hukukun, toplumda“bağlanma eksikliği”ne yol açtığına değinmiştim. Bunun, hukuku ciddiye almayan bir kültür yarattığını ve bu kültürün kendisini yeniden üretme kapasitesine sahip olduğunu söylemiştim. Bu kültürü durmaksızın besleyen sosyal-ekonomik süreçleri de anlamanın önemine inanıyorum.
Yazının sonunda “Çek Yasası” ve “İmar Kanunu” örneklerinden söz edip, yazacaklarımı ertelemiştim.
Kaldığım yerden devam ediyorum.
Bu iki yasanın (burada her birisine değinmemizin imkânsız olduğu başka birçok yasa gibi) elitlerin öngördüğü modern hukuk düzeniyle, sosyal gelişmelerin çatışmasını ve bunun hukuk algımızda yol açtığı sonuçları iyi temsil ettiğini sanıyorum.
İmar Kanunu bilindiği gibi, yerleşim birimlerinde yapılaşma düzenini, kentsel ihtiyaçların karşılanmasını, bunların sağlık ve çevre koşullarına uygun oluşmasını konu alan kanundur.
Modern anlamda ilk imar kanunu 1933 yılında çıkan “Belediye Yapı Ve Yollar Kanunu”dur. Sonra 1957’de 6785 sayılı İmar Kanunu çıktı. 28 yıl “uygulandıktan” sonra yerini Özal döneminin önemli reformlarından sayılan 3194 sayılı Kanun’a bıraktı. Uzun uzun tarihçe ya da teknik ayrıntı verip içinizi daraltacak değilim. Asıl söyleyeceğim şey şu: Bu mevzuat, geleneksel sosyolojinin kırlardan çözülerek oluk oluk kentlere akarken karşılaştığı ilk ve en yaşamsal modern normları temsil eder. Şehre gelen her göçmenin ilk çözmesi gereken sorunu, barınma sorunudur. Konumuzla ilgili çıplak soru şudur: Yeni kentli, bu sorununu hukukun içinde mi çözecektir yoksa hukukla çatışarak mı? O bunun bir bakıma modern hukukla ilk esaslı deneyimi olacaktır. Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye bu sorunu gecekondu gerçeğiyle “çözmüştür”. Burada bir kaç kişinin arızi meselesinden değil, sayısı milyonları bulan devasa bir sosyolojinin tecrübesinden söz ettiğimizi unutmamak gerekir.
Gecekondu, sadece imar mevzuatının boydan boya aşılmasını değil; daha da saçaklanarak, kamu mülkiyetini kollayan geniş bir hukuk alanının devre dışı bırakılmışlığını anlatır bize. Bundan daha çarpıcı bir ilk tecrübe olabilir mi?
Evet, çok geniş bir sosyoloji, modern hukukun bu örneğiyle ilk karşılaşmasında, onun kendi ihtiyaçlarını karşılamadığını, tersine hayatını zorlaştırdığını; ama işlemediği, aşılabildiği için de ciddiye alınmayı pek hakketmediğini görmüştür. Bu deneyim kuşaklar boyu sürmüştür. Üç yazıdır tartışmaya çalıştığım “hukukla bağlanma” kültürü açısından, tek başına bu olgu bile bir felaketi anlatır.
Bu olguyu biraz kazıdığımızda yine, “modernleştirici otorite”nin yabancılaştırıcı refleksleriyle karşılaşırız. Öncelikle, hiçbir ülkede olmadığı ölçekte gayrımenkulün, kamu malı olduğu gerçeğini hatırlatmakta yarar var. Devleti aşırı önceleyen mantığın, Osmanlı mülkiyet sisteminden devraldığı uçsuz bucaksız taşınmazları kamu mülkiyetinde tutmakta yarar görmesinin şaşılacak bir tarafı yok. Kuşkusuz yapılacak reformlarla bu taşınmazları, şehirlere akan ucuz işgücüne adaletli yöntemlerle devretmek; tek başına, onlara medeni, konforlu barınma imkânı sağlamazdı. Modern altyapı hizmetlerinin kamu otoritesi tarafından üretilmesi gerekiyordu. Bu ise göç hızını karşılayacak kaynaklara sahip olmayı şart koşuyordu. Ancak, taşınmazların mülkiyetini göçmenlere devretmemenin gerekçesi bu imkânsızlık değildi. Çünkü, ortaya çıkan gecekondu gerçeği de zaten konforlu bir seçenek olmadı. Ayrıca, bu hukuksuz yapılaşmaya da bir süre sonra, otorite hizmet götürmek zorunda kaldı. İş, yasanın çiğnenmesinin ödüllendirilmesine dönüştü. Kuşkusuz insani olan da bu hizmetlerin götürülmesiydi.
Neden hukuk, gelişen sosyolojik sürece uyarlanmadı? Belki bunda kentlere aşırı göçü teşvik etmekten kaçınma isteği rol oynamıştır. Ancak, yine de dengeli çözümler bulunabilirdi. Kanımca asıl neden, toplumsal hayatın her köşesinde ipleri elinde tutmaya aşırı hevesli elit mantığıdır. Bu mantık, hayatın her alanını kurallarla düzenleyip yaptırımlara bağlamaktan neredeyse içgüdüsel olarak fayda ummuştur. İşlemeyen yasaları bile kaldırmak ya da değiştirmek yerine, bir koz olarak elinde tutmayı tercih etmiştir. Bu ona, toplumla ilişkisinde hem korkutuculuk hem de çok güçlü bir pazarlık olanağı vermiştir. Nitekim, belli periyotlarla çıkartılan gecekondu “af”ları, dağıtılan tapular, popülist politikanın işlevsel araçları olmuştur. Elbette geride, hukuka karşı kalıcı bir inançsızlık ve aşındırıcılık bırakarak.
Bu ağır göç dalgası yavaşladı. Fakat bizim imar kanunuyla ilgili tecrübelerimiz değişmedi. Belediyelere verilen “yapı projeleriyle”, sonra üretilen yapıların, ya üretildikleri anda ya da zamanla o projeye aykırılıkları o kadar kronik bir hâldir ki; bugün yasa işletilip yıkım yoluna gidilse, herhâlde yazlıkların, varoşların ve hatta modern semtlerin yarısından çoğu dümdüz olur.
Sorun mevzuatın koşullara uyarlanmaması, işletilmesinin fiilen esnetilmesiyle de sınırlı değildir. Rant üretme aracı olarak son derece yozlaşmış bir işlev gördüğüne ilişkin milli inancımız da boşuna oluşmamıştır. Otoriteyle dikey kurulan, çıkar, siyaset, hatta “hatır” ilişkileri üzerinden zenginleşmenin belirgin mecralarından birisinin bu alan olduğunu düşünürken haksızlık yaptığımızı hiç sanmıyorum.
Sonuçta, alın size bir “modern hukuk” deneyimi olarak kentleşme macerası.
Sadece bir sektörü örnek seçip, sınırlı bir bakış denedim.
Hukukla kültür arasındaki makası, kalkınarak ve eğitimle aşarız diyenlere soruyorum.
Kaç vakte kadar?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023