Gürbüz ÖZALTINLI
Oğlum artık 31 yaşında koca bir adam. Adı Serdar.
Yaşıtı olan başka Serdar’lar da tanıyorum. Arkadaşlarımın çocukları.
Faruk’lar, Ersan’lar, Salih’ler, Hürcan’lar biliyorum...
Bizim elimizden ancak bu geldi. 78’in o pis, lanetli gecesinden sonra doğan çocuklarımıza “onların” ismini vermeyi becerebildik ancak. Hepimiz çocuktuk. Her çocuk gibi bizim de kahramanlarımız vardı. Biz “kahramanlarımızın” değil, arkadaşlarımızın ismini seçtik. Bizim gibi çocuk olan arkadaşlarımızın...
Bahçelievler’de büyüdüm. Bütün gençlik anılarımı, o şahane gül bahçelerinin, meyve ağaçlarının arasında biriktirdim. İlk kez orada aşık oldum. Sokak kavgaları, eğreti basket potaları, can yakan şakalar, tek günlük küslükler, markasız gazozlar, açık hava sinemaları ve beklenmedik bir kokunun bana bu gün ansızın hatırlattığı daha ne varsa, orada tanıştım hepsiyle ...
Her şey köpük köpük bir şaka gibi yaşanıyordu. Genç olmak ne demektir diye sorsalar, “gülmek” derim.
İçine “beton” dökülmüş plastik topu sokağın ortasına bırakıp, ellerimizde kaleci eldivenleriyle iki ağacın arasına geçerek, alışveriş fileleriyle gelen “tokyo terlikli” kapıcıya maharetini gösterme fırsatı verdikten sonra, adam kıvranırken bağırış çağırış kahkahalarla arka bahçelere dağılmayı “şaka” zannettiğimiz yıllardı. Sızdırmaz bir naylon torbayı suyla doldurup ağzını uzun bir iple bağladıktan sonra ağacın yüksek bir dalından sallandırmayı “akıl etmiştik”. “İpin ucu kaçınca” torba zavallı birinin kafasına iniyor, bahçenin en karanlık köşelerinden zalim kahkahalar yükseliyordu. Iskalamaya önlem olarak torbanın tam altına yine ipe bağlanmış bir cüzdan yerleştirdiğimizde artık kendimizi “aştığımıza” iyice inanmıştık. “Su Asansörü” mükemmel işlemeye başlamıştı.
Ne zaman “Su Asansörü”nden “Sosyalizmin Alfabesi”ne geçtiğimizi hatırlamıyorum. Aslında böyle bir geçiş olmuş muydu ondan da emin değilim. Devrim de, biraz “Su Asansörü” kıvamında bir oyun muydu acaba? Daha ciddi, daha büyük ama zararsız bir oyun. Varlığımızı anlamlı kılan, “bu dünyada ben de varım” diyebilmemizi sağlayan, büyüklerle beraber oynanan, oynandıkça bizi de büyüten bir “oyun”...
Kitaplar okumaya başladık. Zıtların birliği, alt yapı-üst yapı filan derken büyülü bir dünyanın içinde bulduk kendimizi. Toplumların sırrını çözmek top oynamak kadar zevkliydi artık. Okeyden bile heyecan vericiydi.
“Seminer” diye bir kavramla tanıştık. “MDD” semineri. “Parti teorisi” semineri. “Tarihi materyalizm” semineri. Bütün toplum biçimleri içinde en zor hatırlayabildiğim “ilkel komünal” toplumdu. Dilim zor dönerdi. Ama onu da öğrendim.
Zor öğrenirdik.
Zor öğrenirdik, çünkü bizi ne anlatıldığından çok, elektrikler kesilince masaya konulan mumun Osman Sakalsız’ın yüzünü aşağıdan aydınlatışı ve ortaya çıkan korkunç yüz ifadesi ilgilendirirdi. Lise eğlencelerini parti seminerlerine taşımıştık.
Bildiri, afiş, miting, dergi derken, varlığımızı sınıf varlığına armağan ettiğimiz uykusuz gecelerle tanıştık.
Sonra...
Sonra “oyun” can yakar oldu. İşin içine gencecik insanların hayatı karıştı. Yirmili yaşlarında kaybettiklerimizin fotoğrafları yakamızda, onbinlerce insanın buluştuğu öfkeli meydanlara akmaya başladık.
Biz silaha hiç inanmadık. Onu sevmedik. Silaha inananlarca küçümsenmek düştü payımıza. Her köşesinden şiddet fışkıran bu coğrafyada söze güvendik. Kimbilir belki de ürktük. Ölmekten öldürmekten korktuk. Bu korkudan “utanmamayı” öğrenebilmek hiç de kolay olmadı.
Kolay olmayan birçok şey gibi...
15. sokak, o yılları bilen herkese kendi meşrebine uygun bir şeyler anlatır. Şiddetin tırmanışını... Silahın gerekliliğini... İç savaşın ayak seslerini... Devletin acımasızlığını...
O sokağın bana anlattığı, bir rüyada el ele yürüdüğün arkadaşlarından asla hatırlayamayacağın bir anda kopup sonsuz bir boşluğa yuvarlanma duygusudur. Düşersin, düşersin, düşersin ve hep düşersin. Bir zemin ararsın, çarpsam diye beklersin ama olmaz. Yine düşersin. Düşmenin çarpıp parçalanmaktan daha dayanılmaz olduğunu öğrenirsin.
Ölümün bu kadar yakın olduğuna inanıyor muydum? Galiba hayır. Bu kadar masum, sıradan, neşeli hayatlara, bu kadar vahşi bir elin değebileceğini düşünemediğim için mi yuvarlandım gittim? “Oyun”la gerçeğin farkını kafamıza vura vura gözümüze sokan bu hayata körce yabancı kalmayı mı seçmiştim?
O ev; menemenlere ağzımızı yaka yaka saldırdığımız, dut rakıları içip halılarda yuvarlandığımız, Sezen Aksu’nun ilk şarkılarını bir ağızdan söylediğimiz, kapıdan giren her yeni arkadaşımız için ocaktaki çorbaya homurdana homurdana bir bardak daha su eklediğimiz, güzel kızların, “sert yöneticilerin” dedikodusunu yaptığımız, ama hep güldüğümüz, durmadan güldüğümüz o ev...
O eve eli silahlı “kahramanlar” girdiler, hiçbir savunması olmayan 20-22 yaşlarında yedi genci, telle boğarak, silahla vurarak öldürdüler. Birbirlerinin ölümlerini gördüler mi bilmiyorum. Sıranın kendine geldiğini hissetmeyi, vahşetin karşısındaki çaresizliği tanımıyorum. Fakat, o kararların hangi kuytularda verildiğini seziyorum. O alçaklardan, 12 Eylül’e, Susurluk’a uğrayıp Silivri’ye uzanan bir yol olduğunu görüyorum.
Hukuk, öyle mi?...
Şimdi bir reform yapıldı.
Bahçelievler’in katilleri her bir ölüm karşılığında ikişer yıl cezaevinde yatıp serbest kalıyorlar. İşte size hukuk.
Peki kültür nedir? Onların sesinden dinleyin: Hükümlülerin avukatı “İnşallah Haluk Kırcı’yı da çıkartacağız. Bu isimler bizim için birer kahramandır.” demiş.
Bu memlekette, hayatında eline silah almamış, şiddeti reddeden, savunmasız insanları alçakça boğazlayanları, 34 yıl sonra hala “kahraman” gören bir nüfus yaşıyor.
Tetikçileri bırakan hukuk mu, yoksa katilleri kahraman sayan kültür mü?
Hangisi daha kan dondurucu?
Bu yasaya bilerek imza atan bütün vekilleri vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum. Katilleri kahraman ilan eden insanlarla aynı ülkede yaşamaktan utanıyorum.
Onların da varsa eğer yirmili yaşlarında çocukları, böyle “kahramanlar”a rastlamadan huzur içinde yaşamalarını bütün kalbimle diliyorum.
Hiç kimse böyle bir acıyı hak etmez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023