Gürbüz ÖZALTINLI
CHP’nin yeni politikalarına bakıp Kılıçdaroğlu’nun partiyi sağcılaştırmakta olduğunu söyleyenler çıkıyor. Hiç hoşnut değiller durumdan.
Solculuğun içinden geçmiş bir insanım; sekterliği iyi tanıdığımı söyleyebilirim. CHP içinden gelen şikayetlere döneceğim ama önce sekterliğin aşırı dozda yaşandığı sosyalist sol tecrübeyi anlamakta fayda var. Çünkü kanımca tutumun kaynakları çok benzer.
Bu tür yapılar siyaseti, içinde durdukları toplumun mevcut dengelerini, sosyolojik- kültürel- ekonomik verilerini temel alarak yönetme faaliyeti olarak tanımlamıyorlar. Tersine, toplumu dönüştürecek; ideal düzene sıçramayı sağlayacak devrimci bir dava olarak tasavvur ediyorlar. Toplumda bulunan çelişik dinamikleri, çatışmalı beklentileri barışçı yollarla yönetebilme perspektifiyle değil; ideolojik olarak reddettiklerini etkisizleştirme, onlara boyun eğdirme misyonuyla var oluyorlar. O nedenle farklılıkları kucaklayan çoğulcu, esnek yapılar değiller. Karakteristik özellikleri, ideolojik kıvamı koyu, sert kabuklu topluluklar olmaları. Kendi mevcudiyetleri dışında kalan tüm kümeleşmelerle ayrım noktalarının altını kalın kalın çizen bir kimlik duygusuna sahipler. Bir davayla ilişkilendirilmiş, irade birliğine inanmış, yüceltilmiş bir kimlik bu. İçeridekiler açısından bu ayrım noktalarının silikleşmesi; kendileri gibi olmayanlarla (önceden ince ince çizilmiş) sınırların belirsizleşmesi, benlik kaybına benzer bir tepkiyi davet ediyor. “Saflığın bozulmasından” korkuluyor. Aslında bu yapıların, varlıklarını, siyasal iktidarı talep etmenin aracı olmaktan daha ziyade, katılımcılarına varoluşsal bir anlam sunmaya borçlu olduklarını söyleyebiliriz. Büyük bir davanın parçası olma duygusu, iktidar için siyaset üretme çabasından daha baskın oluyor bunlarda. Bu nedenledir ki hiçbir siyasi başarı elde edememiş olsalar da, çoğunlukla, içinde yer alanların gözünde değerlerinden bir şey kaybetmiyorlar. Cemaatsal bir dokuya sahipler.
Bu nokta gerçekten çok ilginç ve öğreticidir; üzerine kısa bir parantez açmaya değer. Siyasi mücadele aracı olduğu söylenen bir organizasyonun toplumda bir etki, yankı yaratması umulur. Çünkü siyaset, toplumla etkileşim içinde ve toplum için yapılan bir faaliyettir. İddiaları yönünde hiçbir mesafe kat edememiş, aşırı etkisiz kalmış bir siyasal yapının, katılımcılarında hayal kırıklığı yaratmış olması beklenir. Bu durumla karşılaşmışsanız ya görüşlerinizi gözden geçirirsiniz, ya da o yapıyı dönüştürmeye veya farklı alternatiflere bakmaya çalışırsınız. Belki de siyasal olana ilginiz, hevesiniz söner. Fakat herhalde o başarısız yapı üzerine tutkulu bir efsane inşa etmezsiniz. Eğer bütün etkisizliğine rağmen onu yüceltip kutsallaştırıyorsanız o halde sorun, iktidara yürümekten ziyade hayata varoluşsal anlam katmaktır. Ve elbette ontolojik işlev yüklenen bir yapı, kendi dışındaki yapılara karşı sınırsızca sekterlik üretme potansiyeline sahiptir. Nitekim bu spekülatif bir iddia da değildir. Bilindiği gibi Türkiye’de sosyalist solun tarihi, neredeyse sonsuzca ayrışma, bölünme, parçalanma ve “arınmış, saf topluluklar” oluşturma tarihidir. Üstelik çok da kıyıcı, sert, hatta kan dökmeye kadar uzanan trajik bir süreçtir bu.
CHP içinden yer yer duyulan “sağcılaşma” yakınmalarına dönersek benzer bir kültürel-duygusal mekanizmanın işlediğini fark ederiz. Kendisini Kemalist laikçilik üzerinden tanımlayan ideolojik dokusu oldukça katı bir kimlik göze çarpıyor burada da. Çağdaşlık/ İslamcılık ikiliğini uzlaşmaz özlere sahip karşıt kimlikler olarak tasavvur eden (aslında solculuk iddiasını da buradan devşiren) bir anlam dünyasına sahip. İktidarın Kemalist modernleşme çizgisiyle bağdaşmayan tasarruflarını, toplumda İslami sembollerin önemsenmesini “karşı devrim süreci” olarak kodlayan; bundan hareketle, muhafazakâr sosyolojinin kimlik duygusuna duyarlılık gösteren politik açılımları “sağcılaşma” (karşı devrimle uzlaşma) olarak niteleyen bir yaklaşım söz konusu.
CHP, belirgin özelliği İslamofobik katı laikçilik olan; bütün demodeliğine karşı eşsiz bir ironiyle kendisini “çağdaş” olarak tanımlayan bu ideolojik versiyonun prangalarından kurtuldukça, demokratik bir muhalefet aktörü olma yoluna girdi. Bu durum doğal olarak, kendi katı ideolojik önyargılarını mutlak siyasi doğrular olarak gören çevrede benlik kaybı duygusunu tetikledi. Kemalist saflığın deforme edildiği, İslamcılığın arkasına takılındığı söylemi tedavüle sokulmaya çalışıldı.
Bu ideolojinin dogmatik kalıpları olduğunu biliyoruz. Buna göre dindar kimliği ağır basan muhafazakâr kesimleri temsil eden siyasal hareket ve söylemlerin hepsi “siyasal İslam” olarak tek bir kategoriye indirgenir ve aralarındaki hiçbir fark önemsenmeksizin tamamı “gerici” ilan edilir. Bu sosyolojik ve siyasi öznelerle siyasal iş birliği yapılamaz. Onlar kendileriyle mücadele edilmesi ve etkisizleştirilmeleri gereken aktörlerdir.
Bu bakışın Türkiye’nin sorunlarına getirdiği bir çözüm yok. Yani, sadece iktidar olmaya elverişsizlikle malul değil; ülkedeki kutuplaşma geriliminin azaltılmasına ve demokratikleşme sorununa da bir katkı sunmuyor. Erdoğan öncesi statüyü özler bir ruhu var. Askeri vesayetin tortusu olarak yaşıyor…
Türkiye’nin siyasi geleceğini tartışır, politik aktörlerini ve ittifak seçeneklerini değerlendirirken “sol-sağ” ya da “İslamcı-laik” dogmatik kategorilerini bir tarafa bırakmak gerekir. Bu tür ikili şemalar, siyaseti ve Türkiye’nin ihtiyaçlarını doğru anlamaya elverişli değil.
Türkiye’nin tartışmasız temel sorunu otoriter rejimin aşılması ve demokratikleşmenin sağlanmasıdır.
Bu nedenle; ana aktör olarak CHP’nin, HDP’nin yanısıra, İslami köklerden gelen oluşumlardan “sağcı” olarak kodlanacak hareketlere kadar her yapıyla iş birliğine açık olması; bunu zorlaması, muhafazakâr kesimlerin duyarlılıklarına saygı duyması, onlara güven vermesi hayati önemdedir. CHP’ye eleştirel uyarılar yöneltilecekse, politikası ve söylemlerine katkı yapılacaksa bu yönde olmalıdır.
Gerisi ya kibirdir ya da boş laf…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023