Hüseyin ÇAKIR
“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım...” (Mevlana)
Cemil Bayık, KONGRE-GEL 9. Kongre ertesinde, “...demokrasi güçleri, Kürdistan ve Türkiye’de, ülke dışında, sürecin tıkanmasına karşı olanlar, devlete niye süreci tıkatıyorsun demelidirler. Sadece adım atılmasını da beklememeliler, adım atılması için kampanyalar yürütmeliler. Bu sadece Kürt sorununun çözümüyle sınırlı kalmayacak Türkiye’yi demokratikleştirecek” çağrısı yaptı.
Başbakan da, MÜSİAD’ın iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, “Siyasetin Çözüm Süreci'nden kaçındığı ortamda STK'ların sürece daha fazla dâhil olmasını bekliyoruz” dedi.
Cemil Bayık’ın çağrı yaptığı muhatap, “demokrasi güçleri” belli.
Erdoğan’ın çağrı yaptığı STK’lar kim, hangileri? Bu vesileyle STK, “kitle” örgütüne bir göz atalım.
STK’ları iki grupta toplayabiliriz. Birinciler, kanunla kuruluşu belirlenmiş, gönüllü katılımlısendikalar, dernekler, vakıflar ve belirli bir amaç için biraraya gelerek oluşturulan, kalıcı ve geçiciplatformlar, gruplar.
İkinciler, yasayla kurulmuş, üyeliğin zorunlu olduğu, mesleki ve ticari odalar, vakıflar, kooperatifler, dernekler...
Devletin ideolojik ve hegemonya aracı olarak “kitle” örgütleri
Eski devlet, “sivil” alanı, kendisine bağlı olarak kontrol eden bir devletti. Vesayet rejiminin önemli bir bileşeni de, “sivil” alandır. Devlet aygıtı her zaman topluma karşı, elindeki güçle toplumun alanını daraltıp, kendi alanını genişlemek ister. Egemen olanın egemenliği ve çıkarları devlet aygıtları yoluyla korunur, devletin olanakları egemen olanlara tahsis edilir. Toplumun devlet aygıtının parçası hâline getirildiği devlet modelleri; faşist İtalya, Nazi Alman devleti ve sosyalist devletlerdir. Bunların dışındaki bütün otoriter devletler, toplumu devlete tabi görmüşlerdir. Bu devletlerde sivil alan, sivil topluma yer yoktur. Devletin ideolojik ve hegemonya aracı olarak kanunla oluşturulmuş, üyeliğin zorunlu olduğu “kitle” örgütleri vardır. Bu örgütler devletle uzlaşmazlık çıktığında, meseleyi devlet yararına çözen kurumlar olmuştur. Türkiye’nin tek partili dönemi böyledir. ÖrneğinHalkevleri devletin ideolojik aygıtı gibi çalışıyordu.
Çok partili hayata geçişe paralel olarak devletin egemenlik alanı ve toplumsal hayat yeniden düzenlenirken, tek parti döneminde olduğu gibi, Türk kimliği dışındaki bütün kimlikler, sınıflar reddedilmeye devam ediyor. “Sınıfsız, kaynaşmış Türk milleti” olarak, “yüce devlet” çatısı altında, “demokrasiye” geçiliyor, sermayenin alanı “dış” ilişkilerle (ithalat- ihracat- montaj sanayii gibi) genişletiliyor. Bu işin devlet yoluyla mı, özel sektörle mi yapılması yöntemtartışması başka bir konu, ortak nokta; “Sınıfsız, kaynaşmış Türk milleti” ve Türk devletinin bekası.
“Kitle” örgütleri, sivil ve gri alan
Tek parti döneminde örnek alınan, İtalyan faşist, Alman Nazi ideolojik devlet modeli, çok partili döneme geçişte de devam ediyor. 1961 ve sonraki anayasalarda: “Milli şuur, milli birlik, Türk milliyetçiliği, Türk vatanı ve milletinin ebedî varlığı ve yüce Türk devletinin bölünmez bütünlüğü”... (daha fazlasına sinirlerim dayanamadı). Bu, Faşist ve Nazi korporatist toplumu örgütleme modeli ideolojisi. Toplumsal hayatın bütün alanları, yasayla kurulmuş “kitle” örgütleri yoluyla devlete eklemleniyor. Her şey yüce devlet, yüce-ulu lidere bağlılık ve onun için yapılıyor.
Gramsci, “...devletin ideolojik aygıtının parçası ve hegemonya aracı olarak bu yapıların işlev gördüğünü” söylüyor. Türkiye’de bu yapılar ’70’li yıllara kadar benzer işlev gördü. ’68’den ve 12 Mart’tan sonra, komünist ve sosyalist partilerin yasaklı olması dolayısıyla, sol hareket bu kurumların çoğunu “ele geçirdi”. Sol hareketin neredeyse yönetici kadrolarının tamamı, buralarda, yönetici, uzman vs. olarak, illegal komünist ve sosyalist örgütlülüğü yönettiler. Bu örgütlerin ideolojik hegemonya aygıtı niteliği değişti. Jakoben karakteri değişmedi. Vesayet rejiminin ideolojik ve siyasal hegemonya aracı olarak oluşturduğu bu tür “kitle” örgütleri, demokratikleşme sürecinde sivilleşmeli, özgürleşmeli ve şeffaflaşmalı.
Sivil alan, apolitik alan demek değildir. Aksine, politik karar alanlar ve karar verenlerle iç içedir. İdeolojik ve dar alamda politik blok değildir. İçinde çok ideolojililiği, çok politik parti taraftarlığını, farklı kimlikleri ve sosyal grupları barındırır. Gramsci’nin tanımıyla, “devlet dışı, devlet kontrolü dışında”dır. Gezi’de, eski devletin ideolojik aygıtı parçası gruplar, örtük kurumlarla, gri ve sivil alanda yer alanları, aynı alanlarda, ayrı ayrı olarak gördük. Demokratikleşmenin geleceği bakımından bu buluşmaların yararı olmuştur.
Murat Belge’nin tanımıyla “elitist/ popülist” kutuplaşması, diyaloga, siyasi rekabete dönüşebilir. İki alan: Çözüm süreci ve yeni anayasa, hem toplumsal zihniyeti, hem siyasal zihniyeti değiştirmeye devam ediyor. Kürtler ve Kürt siyasal hareketleri sivil alanın genişlemesinin ve etkinliğinin artmasının önünü açıyor. Pozitif muhalefet ve iktidar seçeneği sivil-gri alanda filizleniyor. Bu konu haftaya.
Twitter: @huseyincakir1
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018