Kemal CAN
Türkiye’deki ilk korona vakasının açıklandığı günün üzerinden iki hafta geçti. Testler sınırlı tutulduğu için vaka sayısı şimdilik düşük açıklanıyor. Ancak test vaka oranlarına bakılınca, grafiğin yönünü kestirmek zor değil. Süreç bundan sonra nasıl devam ederse etsin, hangi noktaya varacak olursa olsun, geçerli olan/olacak şeyler berraklaşıyor. Mesela, bolca kullanılan iyimser destek cümlelerin kullanım ömrünün çok hızla tükendi: “Bize geç geldi” ve “süreci iyi yönettik”. Bu cümleler, hükümet yetkilileri ve zorlu mücadele öncesinde moral bozmamak için genişçe bir kesim tarafından bolca kullanılmıştı. Ortaya çıkan somut sonuçlar ama daha önemlisi iktidarın tutumunda giderek belirginleşen hava, bu cümleleri gerçekler ve verilerle desteklenmeyen bir siyasi propaganda malzemesine dönüştürdü. Şimdi de daha çok “ne yapsaydık” cevabı dolaşımda.
İktidar, “avantaj” ve “iyi yönetim” ifadelerinin altını doldurmaya değil, bunu söylemeyi mecburiyete dönüştürmeye veya aksini söyleyenleri -her zamanki gibi- nankörlük, nifak ve hainlikle suçlama hazırlığında. Bütün sorunlarda olduğu gibi korona krizi de siyasi -öncelikle kendisi bekası açısından- bir mesele olarak değerlendiriliyor. “Gayret bizden himmet Allah’tan” sözü; “himmet (kayırma/gözetme anlamında) bizden, gayret milletten” haline dönüşmüş durumda. Salgını durdurma, yavaşlatma sorumluluğu dualara ve insanların kişisel OHAL’lerine bırakılırken, hangi kesimlerin kollanacağı yetkisi sıkı tutuluyor. Salgında örtülü “sürü bağışıklığı”, ikincil etkilerde sınırlı “zarar kontrolü” tercihi artık iyice belirginleşiyor. Olmayan korona krizi stratejisi, bildik “durumu idare etme” biçimsizliğine dönüşüyor. Herkes yine siyaset dışına davet edilirken iktidar bu çiviye de aynı çekiçle vurma niyetinde.
Geçen hafta ortasında Cumhurbaşkanı başkanlığında yapılan kriz zirvesi, katılımcı listesinden çıkan paket başlıklarına kadar bütün işaretleriyle, meselenin girdiği rotayı gösteriyordu. Sağlık Bakanı Koca’nın yaptığı basın toplantısı durumu daha netleştirdi. “Süreci iyi yönetmiş” olduğu iddia edilen Bakan, yeni önlemler konusunda hiçbir şey söylemezken, Cumhurbaşkanı’na defalarca, Berat Albayrak’a bir iki kez teşekkür etti. Yeterli destek ve koruyucu malzeme sağlanmayan sağlık çalışanları adına minnet ifade etti. Apar topar yapılan ve son derece yakışıksız biçimleri medyaya (sosyal medyaya) yansıyan yaşlılara sokak yasağı, pek çok insan için imkansız bir tercih olan “evde kal” kampanyası, mücadelenin toplumsallaştırılmasından çok sorumluluğu millete yüklemek. “Herkesin kişisel OHAL’ini ilan etmesi” buluşu da bunun vardığı en uç nokta.
Ortaya çıkacak vahim sonuçlar karşısında, “dinlemediler, dikkat etmediler, kendi OHAL’lerini ilan etmediler” diyebilmenin yolu açılıyor. Bunun devamında oluşacak kayıplar için de, virüsün fıtratı, mukadderata teslimiyet lafları ve sağlık çalışanları için hamasi nutuklar gelecek. Neredeyse dört aydır dünyanın başına bela olmuş salgında erken davranmaktan bahsedilirken, koruyucu malzeme sözleşmelerinin şimdi yapılmasının ilerleme olarak kabul edilmesi isteniyor. İki ay öncesinden övünmesi başlayan, defalarca vaat olarak dile getirilen tarama amaçlı yaygın test için hala yakında anonsu kullanılıyor. Açıklanan vaka sayısını kontrol etmek dışında hiçbir mantıklı gerekçe bulunmayan test tasarrufunun yine cevabı yok. Mahremiyet gerekçesine dayandırılan vaka haritası hala kapalı.
Korona krizinin başında Türkiye televizyonların çoğu, kelle paça veya etnik kalkanlar gibi saçmalıkları daha ilgi çekici buldu. Resmi sözcüler de, “bize bir şey olmaz, hatta fırsat bile çıkar” çizgisine yakın durdular. Sınır kontrolü, ulaşım kısıtlama ve denetimleri, okullardan başlayarak aşamalı devreye alınan izolasyon önlemlerinin bir kısmı, takibi yapılmadan ve sonuçları kontrol edilmeden uygulandı. Bütün bunlar tartışılırken hatta skandal seviyesindeki saçmalıklar dile getirilirken, “panik de çok fena” kuvvetli ezbere dönüştü. Ancak dünyanın dört aydır yaşadığı bu ciddi felaket karşısında şu basit bir soru ortada: Bugün itibarıyla yaklaşık 18 bin kişi bu virüs nedeniyle öldü. Bunların çok büyük bir bölümünün de tedbirsizlik, ihmal ve savsaklama nedeniyle canından olduğu açık. Peki panik nedeniyle ölmüş tek bir vaka kayıtlara girdi mi? Panik korkusu başka yerde çünkü: Ekonomide, çöken borsalarda, sorumluluk altında kalacak iktidarlarda ve telafi imkanlarının sınırlılığında.
Başta salgını küçümseyen Trump, “doktorlara kalsa ülkeyi kapatacaklar”, Teksas Valisi, “yaşlılar kendilerini feda etsin” diyor. Kayıpları göze almış görünen Britanya, ağır tablodan kaçınmak için tedbirlere dönmeye çalışıyor. Çin ve Rusya batının zorlanmasını öne çıkartma derdinde. İran veri akışını durdurmuş, komplo hikayeleri anlatıyor. Dünya kontrollü bir yenilginin kaçınılmaz olduğunun farkında ve buna göre pozisyon alıyor. Büyük paralar ayırdıkları paketlerle, gevşetmedikleri tedbirlerle ama “sonrayı” hesaplayarak yürümeye çalışıyor. Herkes meşrebine göre, sonuç aldığı reçeteler uyarınca ve imkanlarını hesaplayarak stratejiler kuruyor. “Bu kaçınılmaz ve herkesin başına geliyor” diyebilme imkanı, birilerine fırsat gibi görünüyor. Beceriksizliklerini ya da aslında becermeye hiç yeltenmemiş olmalarını -başarı hikayelerini görmeden- kötü örnekleri göze sokarak aşmaya çalışıyorlar. Niye sorusuna cevap vermeden, hatta sorulmasını önden yasaklayarak, “biz farklıyız, kimseyle kıyaslanamayız” demeye devam ediliyor.
Liglerin seyircisiz oynanması -ki onu da gereksiz bulanlar vardı- kararına rağmen maçların ertelenmemesine itiraz eden Fatih Terim, Covid 19 kaptığı için hastanede. Şimdi pek çok taraftar, federasyon başkanına, yarasa yiyen Çinlilere veya bazı televizyon yorumcularına lanet yağdırıyor. Önümüzdeki günlerde gerçek sorumlulardan uzaktaki günah keçilerine hatta gönüllü olarak kabahati üstlenenlere de rastlayacağız. Hatalı kararların kişisel inisiyatiflerle alınmadığını düşünmemizin nedeni, alınan her tedbir dolayısıyla teşekkür edilmesi mecburi olanlar. Övünülebilecek her şeyin tek sahibi olanlar yine hataların yakınından bile geçmeyecek. Murat Yetkin dünkü yazısında Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu üyelerinin önlemler konusunda Beştepe’de ikna edici olamadıklarını paylaştı. Bakanın konuşma metnini de başka bir yerde yazılmış olabileceğini söyledi. Ancak “gayretkeşlik” görüntüsünü abartmama konusunda uyarılanların üzerinde Hatay Valisi’nden daha fazla vebal yükü olacağı da unutulmamalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025