Murat BELGE
Bugün adı AKP, ama bu bugünkü adı. Biz onu Milli Selamet Partisi diye tanımıştık. Kısa bir süre önce de "Milli Nizam Partisi" adıyla pek uzun süremeyen bir başlangıç yaptığını "Selamet" olarak tanıdıktan sonra öğrendik (Benim için öyle olmuştu). Necmettin Erbakan'ın önderliğinde birçok koalisyonda bulundu, açıldı, kapatıldı, yani birçok farklı durumda nasıl davranışlar sergilediğini gördük, tanıdık. Tabii görmediğimiz özellikleri, düşünceleri de vardı. Cumhuriyet'le uzlaşmayan bir görüş benimsemişti. Bunlar hakkında bizim de tahminlerimiz vardı, ama "içinden" bilmiyorduk. Türkiye'de insanlar, "bizden" demedikleri, diyemedikleriyle pek "ülfet" etmez, konuşmazlar. Onun için, "zamanla tanıdık" diyorum ama bu sınırlı bir tanımaydı. Gel zaman, git zaman, adı Refah ve kendisi de iktidar ortağıyken gene kapandı ve bu sefer Adalet ve Kalkınma Partisi olarak yeniden açıldı. Bunun kısaltılmış şeklinin "AK Parti" olmasının ve bunun daha sık kullanılmasının istendiği anlaşılıyordu. Bu sefer Erbakan yeni partinin de önderi olarak görünmüyordu ve kurucular "Biz farklıyız" diyordu. Nerede farklıydılar, belli değildi ve bir açıklama da yoktu, ama tahmin edilen, "milli görüş" anlayışının daha ılımlı bir şeklini benimsedikleriydi.
2000'lerin başında ilk seçimine girdi ve kazandı AKP. "Milli Görüş" yaftası altında hiç erişmediği bir oy oranına erişti. Demek ki, önceki seçimlerde başka "sağ" partilere oy verenlerden epeycesi bu sefer AKP'yi tercih etmişti. Nitekim kısa bir süre içinde DP-AP çizgisinden ya da ANAP çizgisinden gelen, yani "merkez sağ" denebilecek bir konumda olan partiler silindi. AKP de kendi için "demokratik muhafazakâr" gibi bir nitelemeyi ileri sürdü, kendine yakıştırdı. Aldığı oy, tek başına iktidar olmasına yetiyordu. Dolayısıyla, Milli Görüş"ün bu son evresinin ne olduğunu görecektik. Merak edilmeyecek bir konu değildi.
"Şaşırtıcı" denebilecek sözleri vardı. Örneğin Avrupa Birliği üyeliği için emek veriyorlardı -Erbakan'ın "Zenginler Kulübü" diyerek aşağılamaya çalıştığı Avrupa Birliği!
Cumhuriyet'in egemen ideolojisi Kemalizm'le aralarının iyi olmadığını tahmin etmek zor değildi; ama bunun derecesi henüz belli değildi. "Radikal İslam" kalıplarıyla mı düşünüyorlardı, seküler hayat tarzını silmeye kalkışacaklar mıydı, "sol düşmanlığı" yapacaklar mıydı?
AKP'ye oy vermemiş çoğunluk, değişen derecelerde endişeyle bu gibi soruların cevaplarının ortaya çıkmasını bekliyordu. İktidar süresi uzadıkça soruların cevapları da belirmeye başladı. Şimdi, AKP'nin ne olduğuna dair çok daha net bir görüşümüz var. AKP iktidarının ilk yıllarında oldukça makul görünen tavırlarını toptan değiştirdi. Bu süreçte, yukarıda bir miktar özetlemeye çalıştığım sorularda yer almayan tavırlarla da karşılaştık. Örneğin para pul işleri… İşin başında, AKP'ye endişeli gözlerle bakanların bu kaygıları özellikle Laiklik alanında yoğunlaşıyordu. Türkiye'de ekonomi ile siyaset öteden beri fazlasıyla iç içe geçmiştir ve siyaseti belirleyenler ekonomik nimet dağıtımının da yetkilisidir. Ekonomik musluk siyasi iktidarın elindedir. Özellikle "sağ", Demokrat Parti'den beri, bu temel üstünde varolagelmiştir. Siyasette görülen her yeni fenomenin ekonomide bir yeni "egemen tabaka" ürettiğini biliriz: İttihat ve Terakki'nin "Harp Zenginleri", Demokrat Parti döneminin "Hacı Ağa" tipi, ANAP zenginleri v.b. AKP iktidarında da bu tip olaylar olması şaşırtıcı olmazdı ama sözgelişi "Beşli Çete" adıyla ortaya çıkan durum, "ihale" konusu, neredeyse iki yüz kere değişen yasa ve bu ana başlık altında gördüğümüz pek çok olay, niceliksel olarak şaşırtıcı oldu, oluyor. Son zamanlarda bir de "kara para" konularında şüpheli durumlarla karşılaşmaya başladık.
Her iktidar kendi propagandasını yapacak yayın organlarına sahip olmak ister ve bunu sağlamak için elinden geleni yapar. Ama AKP iktidarı burada da akla yakın dozları aştı. Bu işlerde bu kadar çok "eleman" çalıştırması başlı başına "hayretlik" bir konu ama bu kadroların ideolojik mücadeleyi kazanmak için başvurdukları yöntemler daha da şaşırtıcı. Üstelik yalnız "trol" dediğimiz kadrolar değil, en tepelerdeki iktidar erbabı da işin içinde: Camide içki içenler, başı örtülü kadının üstüne işeyenler gibi tevatürlerin herhangi bir gerçekliğe dayanmadığı bilmem kaç kere kanıtlandı ama iktidar hâlâ bu masalları anlatıyor.
"Liyakat" sık sık kullanılır bir kavram haline geldi çünkü eksikliği habire hissediliyor. Hep söylenen söz: Gülen hareketiyle ittifak AKP'nin düşünsel varlığına bir şeyler katıyordu; bu ittifakın bozulması AKP'nin entelektüel çapının yetersizliğini ortaya koydu. "Nitelik eksikliğinin niceliksel zenginliği" diyeyim.
AKP'nin gene en tepedeki temsilcilerinden başlayarak yaydığı "kindar" ideolojinin dozu da beklenmedik derecelerde. Zaten AKP'de asıl şaşırtıcı olan bu "nicelik" konusu. "Şu yanlıştır, bu etiğe aykırıdır" diye eleştirilen her şey AKP daha dünyada yokken yapılmıştı. Yapılmıştı, ama bu ölçüde değil. Belki bu saydıklarımın sonuna (ya da başına) pervasızlığı eklemek gerekiyor.
Bunlar böyle olurken, laiklik alanında endişe edilen her şey de gerçekleşmeye başladı. Beklenen şeyler, anti-demokratik siyaset, Batı düşmanlığı, Diyanet'e verilen işlev, eğitime yaklaşımın dogmatizmi, her türlü hamaset bizi daha fazla bekletmedi. Bunların arasında siyasi İslam'dan çok MHP hareketine yakın bulduğumuz etmenler bayağı yoğun.
Böyle bir biçimlenmede bireylerin rolü beklenmedik ölçülerde belirleyici olabiliyor. AKP'de yer alan, AKP'ye oy veren v.b. herkesin bu özellikleri paylaştığını düşünmüyorum; zaten başlangıçta bir araya gelip bu partiyi kuranlardan hâlâ partide kalan kişi çok az. Gene de, AKP'nin iktidarda kalmasını, gereğinde bütün bunları yaparak kalmasını tercih edenlerin oluşturduğu hatırı sayılır bir kitle var. O çerçevede baktığımızda görünen resim "alan memnun, satan memnun".
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025