Murat BELGE
Türkiye’nin bir “siyasî sistem” sorunu varsa, bu, Tayyip Erdoğan ve korosunun iddia ettiği gibi “Başkanlık Sistemi”nin olmaması değil, “parlamenter” olduğu iddia edilen sistemin her düzeyde bir “başkanlık” anlayışı çerçevesinde yürümesidir. “Başkanım” lafından –bunu söyleyen ya da böyle hitap edilen olmaktan– bu kadar tad alan bir toplum hayal etmek zor. Burada herkes doğuştan “başkan” da, hepsine “başkan”ı olacağı kurum bulma güçlüğü çekiliyor.
Bu durumun en net göründüğü düzeylerden biri belediyelerdir. Orada “Başkan”, tam anlamıyla başkandır. O görür, o düşünür, o yapar. Tayyip Erdoğan da belediyecilikten gelen bir politikacı. Şimdi Cumhurbaşkanı olarak, belediye başkanının kendi düzeyinde sahip olduğu yetkileri istiyor herhalde.
Tayyip Erdoğan’ın bu Başkanlık taleplerini eleştirirken, bunun ülkemizin “örf ve âdetleri”ne uymadığını söylediğinizde, durduğunuz yer sallantılı bir nitelik ediniyor. Bu, pek çok konuda böyle. Çünkü sorun gelip demokrasiye bağlanıyor; o da, bu ülkenin geçmişinde kolay bulunur bir şey değil. Cumhuriyet’i kuran Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olarak yetkileri nerede başlıyordu, nerede bitiyordu?.. Daha doğrusu, “bittiği” bir yer var mıydı. Onun kadar “kamuflajı olmayan” bir sulta değildi İnönü’nün aynı makamı doldurması, ama “kamuflaj” dışında, onun da pek farkı yoktu. Bunları normalmiş gibi benimseyip Erdoğan’ın iktidar hırsını eleştirmek, inandırıcı olmuyor.
Tayyip Erdoğan’ın yürürlükte olan “sistem”i (buna “sistem” denebilirse) çekip çekiştirerek kendine uydurmaya çalışması da böyle. Bizde hukuk, yasa, sistem falan, henüz “hazır giyim” aşamasına geçmemiştir. Öyle her giyenin üstüne oturmaz. Herkes kendi yasasını, hukukunu ısmarlar. 1982 Anayasası dediğimiz şey, Kenan Evren’in ısmarladığı şey değil miydi? Cumhurbaşkanı’na onca “tıkaçlık” yetkisi tanımanın anlamı neydi? Şimdi Tayyip Erdoğan da kendi zevkine uygun oyuncaklar talep ediyor.
Şüphesiz, Erdoğan kendine yetki istemekte daha önce kimselerin erişemediği bir yerde duruyor, hakkını yemeyelim. Kenan Evren bile bu kadarını istememişti (belki, zaten ihtiyaç duymadığı için). Örneğin, “Başkanlık Sistemi” diye bir şey yürürlükteyse, Meclis’in seçilen başkana güvenoyu vermesi düşünülmez; ama başkan da Meclis’i feshedemez. Şimdi, Tayyip Erdoğan’ın güvenoyundan vareste olurken aynı zamanda fesih yetkisi de isteyeceğinden hiç şüphem yok. Bir yerde bir “yetki” olacak da, Tayyip Erdoğan onu istemeyecek, mümkün değil.
“Parlamenter Sistem” diyoruz, varolan duruma. Oysa egemen güç besbelli, “yürütme”de (hep öyle olur zaten). “Yürütme” şimdiye kadar son analizde Başbakan’ın elinde olan bir şeydi, dolayısıyla kararları Başbakan olarak Erdoğan veriyordu. Şimdi Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu, kararları gene kendisi, ama bu sefer Cumhurbaşkanı olarak vermek istiyor. Durum bundan ibaret. “Ismarlama” istemenin, “sistem bana uysun” demenin daha açık bir örneği olamaz. Bunun, kendi dediği gibi, “hız”la falan ilgisi yok. Direksiyon kimin elinde olacak, sorun bu.
Demokraside elbette kurumlar gerekli ve önemlidir. Kurumların işleyişini ve karşılıklı ilişkilerini tanımlayan kurallar, yasalar, hepsini birden düzenleyen bir Anayasa da gerekli ve önemlidir. Ama en gerekli olan şey, bunların dışında, “demokratik kültür”dür; toplumun demokratik kültürü özümlemişlik derecesidir. Demokrasinin böyle sindirildiği bir toplumda da, “sistem” falan ikincil konulardır, pratik bir sorundur. Birleşik Krallık’ta adamların aklına esse, Magna Carta öncesine dönmeye karar verip “Mutlak” Monarşi ilân etseler, Kraliçe Elizabeth Buckingham Sarayı’ndan birilerine hitaben “Sen kimsin yaa?” diye konuşmaya başlamaz.
Öyle sindirilmiş bir kültür yoksa, bir tek bu türlü konuşmasını bilen kişiler yetişiyorsa, hangi sistem olursa olsun sonuç gene değişmez.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025