Murat BELGE
Bir süredir kendi söylediklerimizi durmadan tekrar ettiğimiz duygusuna kapılıyorum. “Niçin böyle?” diye düşündüğümde, öyle derin düşünmeye de gerek yok zaten, sorunların ve koşulların değişmediği sonucuna varıyorum. Sorunlar değişmeyince, söylenecekler de değişmeden tekrarlanıyor.
Ancak, genellikle demokrasi eksikliği üstünde yoğunlaşan bu sorunlar yumağına görece yeni eklenen bir “kutuplaşma” süreci dönemin rengini belirlemeye başladı. Bu, Tayyip Erdoğan iktidarının Türkiye’ye bir armağanı. İktidarının erken yıllarında pek öyle ön planda değildi; hatta “laikçi” denilen çevrelerin saldırganlığı karşısında daha savunmaya çekilmiş gibi görünüyordu. Ama Erdoğan yerini sağlama aldıkça dili değişti, suçlamaları çoğaldı ve bu yeni aşamaya girdik. Onun suçlamaları çoğalırken eleştiriye tahammülsüzlüğü de alabildiğine arttı.
Şimdi geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanı’nın dilinde kutuplaştırma özel bir anlam ve bir işlev kazandı diyebiliriz. Tayyip Erdoğan bir süreden beri oy tabanının daralmaya başladığını gözlemliyor ve buna karşılık olmak üzere kutuplaştırmaya abanıyor. Onu, elden bırakma düşüncesine katlanamadığı iktidarını sürdürmenin en güvenilir aracı olarak görüyor. Bu dönemde olan her olayın birbiriyle uzlaşmayan iki ayrı hikâyesi var. Biri iktidarın anlattığı hikâye; öbürü muhalif güçlerin hikâyesi. İktidarın anlattığı hikâye “gerçekliğe uygun olmak” gibi bir gereklilikle kayıtlı değil. Şu kadar rezervimiz var, diyor Cumhurbaşkanı; “İyi ama onun şu kadarı borç” diyorlar. “Hayır, borç değil” demiyor Cumhurbaşkanı, ama o verdiği rakamın geçerli olduğu varsayımı üstünden konuşuyor. Bu her konuda böyle: Amerikalı gazeteci kadın binlerce “Cumhurbaşkanı’na hakaret” davasından söz edince “Siz de buna inanıyorsunuz, değil mi?” diyor. Ama “gerçekte” kaç dava olduğunu söylemiyor; “Doğru rakam şudur” demiyor.
Ve muhalifleri hakkında onun söyledikleri bildiğimiz “hakaret”!
Birtakım konularda farklı düşünme ve değerlendirmeye dayanan bir “kutuplaşma”dan söz etmiyorum. Bu gibi karşıtlıklar sağlık işaretidir. Bu düzeyde, herkesin aynı fikirde olması bir tehlike uyarısı yapar. Diyelim ki konu “modernleşme”. A’nın modernleşmeden yana, B’nin ise buna karşı olması sorun değil, işin normali. Ama A ve B görüşlerini topluma nasıl anlatacakları, hangi hukuk kuralları çerçevesinde fikir mücadelesi yapacakları konusunda bağlayıcı bir anlaşma içinde olmaları gerekir. Modern dünyada böyle anlaşma alanlarının sayısının çoğalması, bunu başaran toplumun gücünü gösterir. Bu tür anlaşma zeminlerinden yoksun bir toplum ise olgunlaşamamış bir toplumdur. Kendi karar veren değil, güdülen bir toplum olmaya alışmıştır. Diktatörler böyle toplumları çok seviyor olabilirler ama tarih bu sevgiyi paylaşmaz.
AKP iktidarı şaşırtıcı bir kariyer izledi. Kendi kendinin kontrastı oldu. “Hangi zamanda ne oldu?” diye baktığımızda değişimin Gezi direnişi ile başladığı, bunu Kürt sorunu ve “Barış Süreci”nin tersine dönüşünün izlediği gibi olaylara takılabiliriz. Ama ben asıl nedenselliğin Tayyip Erdoğan’ın kendini iktidarda görme derecesine bağlı olduğunu düşünüyorum. Partisinin ileri gelen bir kişisine “Artık sizinle düşünsel alışverişimizi keseceğiz” mesajını verdirmesi iktidarı daha sıkı sıkıya elinde tuttuğunu hissetmesinin sonucuydu. Anlık bir esinti değil, önceden düşünülmüş ve kararı verilmiş bir politikaydı.
Kürt sorunu birçokları gibi benim açımdan da Türkiye’nin en önemli sorunudur ve orada işlerin yürüme biçimi başka bir yığın alanda nasıl yürüyeceğini belirler. Tayyip Erdoğan bu konuda “Barışçı Çözüm” adımını attığında, bu yolda ilerlemeye kararlı olduğunu ilan ettiğinde kendi tabanından ya da genel olarak toplumdan gelen ciddi bir itirazla karşılaşmadı. Bu ülkede bu sorun karşısında böyle düşünmeyen kesimler vardır—vardı. Ama onların da çok kayda değer bir direnişleri görülmedi. Bu ortam, toplumun böyle bir gidişe beklenenden fazla hazır olduğunu gösteriyordu. Siyasi İslam’ı benimseyen kesimlerde, özellikle gençlik kesimlerinde burada yol almak için sorumluluk yüklenmeye istekli bayağı bir potansiyel vardı.
Ama belli ki bu yol Tayyip Erdoğan’ın gerçekten üzerinde yürümek istediği yol değildi. Bir kesime “Sizinle alışverişi kesiyorum” diyen Tayyip Erdoğan bu alanda da “masayı devirdi” (Devirmenin sorumluluğu da olmalı, hendek politikasını yürürlüğe koyanlar onun bu sorumluluğunu hafifletmek için ellerinden geleni yapmış olsalar da).
Yani, kısacası, Tayyip Erdoğan, modernleşmenin yüzyıllar önce yarattığı büyük bölünmeyi de, Cumhuriyet rejiminin kabusu Kürt sorununu da gündemden silmek üzere belirli kurallar içinde birlikte hareket etmeyi kabul eden iki ayrı kesimin bu girişimini—son anda—engelledi. Bu engelleme olmasa bugün bu ülkede çok farklı bir atmosferde bir şeyler yapıyor olabilirdik. Yüzyıllık bölünüklük sorununu aşmış ve normal bir toplum haline gelmiş bir Türkiye’nin demokrat ve inisiyatifli yurttaşları olabilirdik. Ama hayır. Böylesi, Tayyip Erdoğan’ın istediği türden bir toplum değil. Onun (Evet, zaman zaman çok yanlış uygulanan) “Batılılaşma” kararını verenlerden alacağı intikamlar var. Bunlar kutuplaşmayı gerektiriyor. Dolayısıyla bugün buradayız. Alışık olduğumuz topraklardayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025