Ömer F. Gergerlioğlu
Özgecan Arslan cinayetinden sonra kadın konusu tekrar hararetle tartışılıyor. Vahşi bir şekilde işlenen bu cinayetin son cinayet olması için ne yapılması gerektiği çok önemlidir. Ama yine sorun çeşitli politik polemiklere ve kutuplaşmalara çekildi.
"Yüzyıllar boyu erkek egemen bir toplumun hakimiyeti nedeniyle bu cinayetler işleniyor" deniyor. Bu iddia üzerinde durmak gerekir. "Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadığı sürece kadın erkek eşitliği sağlanamayacak ve şiddet artacaktır" deniyor. Bu iddia da çok önemlidir ve üstünde ayrıntılı durmayı gerektiriyor. Ancak şablonik ifadelerden kurtulup konuyu derinlemesine analiz etmezsek körler sağırlar diyaloğundan kurtulamayacağız.
Erkek egemen kültür hem kültürümüze hem de dini geleneğimize sinmiş. Kültürel öğeler dünya çapında farklılıklar gösterebiliyor ama genel olarak erkek egemenliği var. Dinin yaşandığı toplum kültürel yapısını pek terkedemediği için dini gelenek içinde de erkek egemen bir dil hakim olmuş ve yer yer kadının dışlandığı bir dil hakim olabilmiş. Peygamber adına uydurulan sözlerde bilhassa kadın için gayriislami bir dil kullanılmıştır. Ancak doğuştan gelen fıtri özellikler ile erkek ve kadına tanınması gereken fırsat eşitliği arasındaki ayrım da dikkatle yapılmalıdır. Erkekliği sadece kışkırtılan bir özellik olarak görüp erkek fıtratındaki özellikleri sonradan oluşmuş ve yapay davranışlar olarak görmek doğru bir yaklaşım olmaz. Kadınlığı da sadece bastırılmış yönüyle görüp doğuştan gelen fizyolojik, anatomik ve psikolojik özelliklerini hesaba katmadan değerlendirmede bulunmak bizi yine doğru bir yere ulaştırmaz.
Vahşi bir cinayet sonrası duygusal bir yoğunluktan kurtulamayıp sorunu tüm boyutlarıyla değerlendiren analizler yapmazsak hem kadın erkek eşitsizliği üzerine varacağımız nokta doğru bir sonuç olmaz hem de idam, müebbet hadım etme gibi seçenekleri konuşarak vakit geçirir ve tecavüzleri yine de önleyemeyen bir durum oluştururuz.
Feminizm kadını güçsüzleştiren bir ortama isyan olarak ortaya çıkmış ama günümüzde yaratılıştan gelen özellikleri de inkar edebilen bir duruma düşmüştür. Kadının sosyal hayatın her alanına eşit şartlarda katılmasını teşvik etmek başka bir şeydir bazı alanların kadın fıtratına, sağlığına ve psikolojisine çok uygun düşmeyeceği başka bir gerçektir. Fıtrat kelimesi güncel siyasi tartışmalardan ve kalıplaşmış ideolojik tartışmalardan ari tekrar değerlendirilmelidir. Kadınlar bugün birçok mesleği başarıyla bazen erkeklerden çok daha iyi ifa etmektedir. Ancak bazen kadın bir yönetici fazlasıyla erkeksi bir yöneliş içine girip hem fizyolojisine hem de psikolojisine zarar verebiliyor. Çalışan kadınlar az çocuk düşünebiliyor bu da sağlık açısından kadın organlarıyla ilgili kanserleri arttıran bir etken olabiliyor. Kadın sporcular hormonal dengelerini bozan bir çalışma ve doping yönelişi içinde olabiliyor.Toplumsal cinsiyet eşitliği istenirken kadının kazandığı ve kaybettiği özelllikler kıyaslaması ve hesabı iyi yapılmalıdır.
Fıtrat kelimesinden güncel siyasi tartışmalardan dolayı rahatsız olanların bilmesi gereken yaratılıştaki gerçek yönelişleri bilmememizin kısır çekişmeleri arttıracağıdır. Fıtrat bilinirse kadın ve erkeğin mutlu ve huzurlu gelişimi sağlanır. Bu bilinmez ve modern popülariteye yöneliş olursa belki zenginleşen, güçlenen ama mutsuz bireyler oluşur.
Taciz ve tecavüzün tercih edilen yaşam tarzı ve giysi şekliyle ilişkili olması üzerine de yoğun bir tartışma var. Erkek ve kadın arasında fıtrattan gelen bir ilginin olması dolayısıyla pratikte taciz ve tecavüz olayları artmış olabilir. Ancak bunu sadece giysiye bağlamak doğru değildir. İd'den gelen dürtülerine süperego'nun yaptığı müdahaleleri umursamayan kişi her dini veya kültürel ortamda çirkin yönelişlerde bulunabilir. Sosyal hayatta erkek ve kadın arasında olan yaklaşma mesafesi gözardı edilecek bir husus değildir. Din, dinli dinsiz her kadın ve erkeğin tacize yol açabilecek ortamlar konusunda biraz dikkatli olmasını önerir. Tacize yol açabilecek ortamlara karşı uyarılarda bulunur. Bu, kadın erkek eşitliğini ihlal eden bir yaklaşım değildir. Var olan özelliklerle erkek egemen kültürün öğütleri ayırt edilebilmelidir. karşısındakini güç yoluyla teslim alabileceğini sanan zihin bunu cinsel, fiziksel ve ruhsal yolla yapıyor ki asıl mesele bunu anlamaktır.
Kadına şiddeti önlemek, aslında sadece erkeğin iktidarıyla açıklanabilecek bir durum değildir. İnsanların ve toplumların bencilleştiği, benliğin en üstün öğe halini almış bir toplumda şiddet olaylarının artması çok garip değildir. Gerek erkek gerekse de kadın benmerkezci bir yaşam tarzı yönelişinden uzaklaşmadıkça şiddeti önlemek çok mümkün değildir. Benim çözüm önerim, sadece aile kurumunun güçlendirilmesi değil, cezaların artttırılmasının da faydasının çok olacağına inanmıyorum. Gittikçe bencilleşen bireyi tedavi etmekten başka şansımız yok. Bireyselleşmenin, hedonizmin, güç arzusunun zirve yaptığı, diğerini ezmekten rahatsız olunmayan bir toplumda hangi şiddeti önleyebileceksiniz ki? Aile içi anlaşmazlıklarda çok sıklıkla görülen eşlerin tamamen kendi hakimiyetlerini kurma isteğidir. Bunun erkeği kadını yoktur. Bu, toplumsal ilişkilerde de çok farklı değil. Bu anlayış boşanmalara, sahipsiz çocuklara, anne, baba, çocuk depresyonlarına ve son vakada görüldüğü gibi yaygın kişilik bozukluklarına ve şiddet eğilimlerine yol açmaktadır.Velhasılı kadına yönelik şiddet sadece erkeğin şiddetini önleyici palyatif tedbirlerle sınırlı kalırsa sonuç alınmaz. Zira bu tedbirler ne kadar sıkılaştırılsa sıkılaştırılsın erkekler bir yolunu bulup şiddet uygulayabiliyor.
Bu vahşi cinayetten sonra duygusallığın hakim olması geçici bir bir süre için insani olabilir ama doğru teşhislerde bulunulmayan kör dövüşleri devam ederse şiddeti hiç azaltamayacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları






































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018