Şahin ALPAY
Balyoz ve Ergenekon darbe girişimleri davalarının sanıkları ve savunucuları, bu davaları milli orduya karşı “Fethullahçı kumpas” ilan ettiler.
Başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olduğu AKP yönetimi de, 17–25 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasıyla karşılaşınca hemen bu çok kullanışlı “teori”ye sığındı. Soruşturmayı örtbas için bunun “Fethullahçı paralel devlet” tarafından tezgâhlanan bir darbe girişimi olduğu iddiasını ortaya attı. Bu iddiayla Hizmet Hareketi’ne karşı başlattığı cadı avını, Emniyet ve HSYK’dan sonra şimdilerde Yargıtay ve TSK saflarına yayma çabalarını yoğunlaştırıyor. Beklenebileceği üzere bu çabalarında askeri vesayet yanlılarından güçlü destek görüyor. “Paralel devlet” iddiasıyla güttüğü amacın sadece büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını örtbastan ibaret olmadığı, bütün devlet cihazını kendisine tabi kılmak olduğu görülüyor.
Ben bunu görenlerden birinin de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç olduğunu düşünüyorum. Sayın Kılıç, geçen eylül ayında “paralel yapının yargıyı ele geçirdiği” iddialarıyla ilgili olarak gazetecilere yaptığı açıklamalarda şöyle diyordu: “Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor… Şu şucu, bu bucu diye fişlemeler yapılıyor. Ve bu fişlemelerle, kurum amirinin bunu çözmesi isteniyor. Bu fevkalade yanlış ve kabul edilemez bir durum. Eğer böyle bir şey varsa, bunun bilgisi ve belgesi ortaya konur. Gerekli yerlere söylenir ve gerekli yer de gereğini yerine getirir. Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım.” (Gazeteler, 01.09.2014.) Ne var ki Sayın Kılıç, geçen hafta Hürriyet gazetesinden Murat Yetkin’e verdiği demeçte farklı konuştu. Özetle, Yargıtay’a (Yetkin’in ifadesiyle) “Gülencilerin” hakim olduğunu; Yargıtay’ı ele geçirmek için hükümetle bu “hakim grup” arasında mücadele yaşandığını; “siyasi aktörlerin, sivil toplum kuruluşlarının yargıyı ele geçirme çabasından vazgeçmesi” gerektiğini söyledi. (29.11.2014.) Hangi ortamda? Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, Yargıtay Başkanı Ali Alkan’ı Yargıtay yasasında yapılacak değişikliklere yönelttiği eleştirilerle “paralel”e “dolaylı da olsa destek” vermekle suçladığı; Yargıtay eski başkanı Sami Selçuk’un “Son dönemlerde kimilerinin yarattığı paralel yapı diye bir suç tipi ceza hukukunda yoktur… Kimse bana günlük siyasetin diliyle ‘paralel yapı’dan sakın söz etmesin ve yargıyı da kendileri gibi siyasetin içine çekmeye kalkışmasın...” dediği ortamda.
AKP yönetiminin cadı avını Yargıtay ve TSK saflarına yayma çabalarını yoğunlaştırdığı bu ortamda “paralel devlet” iddiasının neden (Sayın Selçuk’un yerinde ifadesiyle) “safsata” olduğunu bir kez daha açıklamakta yarar görüyorum. Öncelikle, bağlı olduğum ilke ve değerleri belirtmem gerekir. Ben Kemalist ya da Marxist değilim; liberal, yani özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiye inanıyorum. Bana göre din (inanma) ve vicdan (inanmama) özgürlüğü, en temel insan haklarından biridir. Dini inançların hepsini “irtica (gericilik)” olarak görmem. Bana göre “irtica” insan hakları ve demokrasi düşmanlığıdır. Bu anlamda “irtica”nın hem dinsel hem de laik olanları vardır. Ben bunların ikisine de karşıyım.
Liberal demokrasinin temel kurumlarından biri, hukuk devletidir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri halen yürürlükte olan anayasanın 10. maddesinde de ifadesini buluyor: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır...” Yani kimse anadili, etnik kökeni, derisinin rengi, cinsiyeti, siyasi görüşleri, dini inancı veya inançsızlığı gibi nedenlerle ayrımcılığa uğratılamaz. Yani kimsenin sadece Kürt, Alevi, Nusayri, gayrimüslim, kadın, Marxist, Nakşibendi, Nurcu ya da “Gülenci” olduğu gerekçesiyle kamu görevine talip olması, kamu görevine girmesi engellenemez. Kimse bu gerekçelerle kodlanamaz, fişlenemez, takibe alınamaz, kamu görevinden dışlanamaz.
Hukuk devletinin başka bir temel ilkesi, yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı, yargıçların hükümet; siyasi, etnik veya dinsel bir grup dahil hiçbir dış etki altında kalmaksızın, kimseden talimat almaksızın, hukuk kuralları ve vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeleri anlamına gelir. Yargı bağımsızlığı, yargıçların siyasi görüşlere, etnik kimliklere veya dinsel inançlara sahip olmamaları anlamına gelmez. Böyle bir şey zaten mümkün değildir. Siyasi görüşü olmayan, etnik aidiyeti veya inanç tercihi olmayan yargıç bulunamaz.
Hukuk devletinin yine başka bir temel ilkesi, suçun ve cezanın şahsiliğidir. Eğer “Gülenci” oldukları iddia edilen kamu görevlilerinin kanunlara aykırı davrandıkları, suç işledikleri, mensup oldukları dinsel gruptan aldıkları talimatla davrandıkları iddia ediliyorsa, bunun adil bir yargılama sürecinde, her biri için tek tek, delilleriyle kanıtlanması gerekir. Bu yapılmadıkça, hiçbir “Gülenci” cezalandırılamaz. Diyelim ki, bir veya birkaç “Gülenci”nin suç işlediği adil yargılamayla sabit oldu. Bu durumda dahi bütün “Gülenciler” suçlu ilan edilip cezalandırılamaz. Başka bir ifadeyle hukuk devletinde Mc Carthycilik, cadı avcılığı yapılamaz.
“Fethullahçı paralel devlet” iddiasının bir “safsata” olduğunu ilk kez geçen mart ayında Yargıtay eski başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk şu sözlerle açıklamıştı: “Yargıda bulunduğum 41 yıl içerisinde yargı imamı diye biriyle karşılaşmadım ve düşümde bile görmedim. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Kamuoyunu yanıltmanın bir âlemi yok. Bunlar bir iddiadan ibarettir. Bana göre, açık söyleyeyim, safsatadan ibarettir. Bu iddia konusunda bugüne kadar hiçbir kanıt, delil ortaya konulmamıştır. Paralel devlet olduğu ve onun mensubu bazı yargıçların, savcıların iktidarın üzerine yürüdüğü söyleniyor. Eğer böyle birisi varsa, bu bir kişiyse, 5 kişiyse, 5 yüz kişiyse, 5 bin kişiyse tek tek gösterirsiniz, onlar hakkında gereği yapılır. Bunu yapmaz, sürekli bu sözlerle insanları kandırmaya çalışırsanız, o sizin bileceğiniz iş...” Aynen öyle.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020