Serdar KAYA
Yezid, 11 Kasım 683 tarihinde Şam’da ölür. Haberin Mekke’ye ulaşması zaman aldığından, Suriye ordusu ile Mekkeliler arasındaki çatışmalar bir süre daha devam eder.
Yezid’in ölüm haberi, önce Mekkelilere ulaşır. Mekkeliler, Suriye ordusuna “Zaliminiz öldü” diye seslenirler, ve ardından da, onun gittiği yere [cehenneme] gitmek isteyenlerin savaşmaya devam edebileceklerini söylerler. Bu haber üzerine, Suriye ordusu komutanıHusayn bin Nümeyr, Mekkeliler arasından Sabit bin Kays‘ın bu bilgiyi teyit etmesini ister. Sabit bin Kays (bin Munka), Husayn’ın eskiden beri tanıdığı ve sözüne itimat ettiği biridir. Sabit’in haberi teyit etmesi üzerine, Husayn çatışmaları durdurur. Ardından da, Abdullah bin Zübeyr ile görüşmek üzere Mekkelilerin tarafına geçer.
Bu esnada, aralarında enteresan bir diyalog da yaşanır… Şöyle ki, atlarının dışkısına güvercinlerin üşüştüğünü gören Husayn, hemen atını durdurur. Abdullah bin Zübeyr, ona ne yaptığını sorunca da, (hayvanlar dahil hiçbir canlıya zarar verilmemesi gereken) Harem bölgesinde bulunduklarını, bu nedenle de atının güvercinleri ezmesini istemediğini söyler. Abdullah bin Zübeyr, bu cevaba şaşırır ve Husayn’a, hem Harem bölgesindeki güvercinlere zarar vermekten çekindiğini, hem de haftalardır Harem’de müslüman öldürdüğünü söyler. Husayn ise, cevaben, savaşmak istemediğini belirtir ve sadece umre için müsaade ister. Abdullah bin Zübeyr, umre için müsaade verir.
Yaptıkları görüşmede, Husayn, Abdullah bin Zübeyr’e, Yezid’in ölümüyle birlikte artık halifelik için en uygun kişi haline geldiğini ve kendileriyle birlikte Suriye’ye gelmesi durumunda ona biat edeceklerini söyler. Abdullah, bu teklifi (muhtemelen tehlikeli bulduğu için) kabul etmez ve kendisine Mekke’de de biat edebileceklerini belirtir. Husayn ise, (belki hile yaptığından, belki Şam’daki yöneticilerin tepkisinden çekindiğinden) bunu yapmaya yanaşmaz.
Neticede, Şam ordusundakiler, umre yapıp geri dönerler. Abdullah bin Zübeyr ise, Mekke’de kalır ve o ana dek nisbeten gizlice yaydığı halifeliğini artık ilan eder. Şam haricindeki yerlerde, müslümanlar zaten ekseriyetle ondan yanadır ve birbirleri ardından ona biat ederler. Arabistan Yarımadası, Irak ve Mısır, artık Mekke merkezli yeni hilafetten yana gibidir. Çok geçmeden, İslam dünyasının geri kalanı da bu yeni merkeze konsolide olacak gibi görünmektedir. Zira, Yezid sonrasında bir lidere sahip olmayan Emeviler, Şam’da dahi hakimiyet kurmakta zorlanmaktadır. (Bölgenin en etkili kabilesinin lideri Dahhak bin Kays, de facto olarak Abdullah bin Zübeyr adına Şam’ı yönetmektedir.) Filistin ve Kuzey Suriye’de bile Abdullah bin Zübeyr’i destekleyenler çoğunluktadır. Yeni bir dönem başlamış gibidir. [1]
Yezid’den sonra Suriye
Abdullah bin Zübeyr’in avantajlı duruma geçmesinde, Yezid’in ölümünün ardından Şam’da ciddi bir otorite boşluğu doğmuş olmasının payı önemlidir. Şöyle ki, Yezid’den sonra, oğlu Muaviye halife olur. Ancak, II. Muaviye, hem yaşça küçük, hem de tecrübesizdir. [2] Dahası, sağlığı da iyi değildir. Halifeliği takriben iki ay sürer. [3] II. Muaviye, halifelik döneminin tamamına yakınını sarayda ve hasta vaziyette geçirir. [4] Bu süre zarfında, devlet işleriyle Dahhak bin Kays ilgilenir. [5]
II. Muaviye, (muhtemelen) 29 Şubat 684 tarihinde ölür. [6] Arkasından veliaht da bırakmamıştır. [7] Kardeşi Halid ise, halifelik yapabilecek yaşta ya da donanımda değildir. [8] Bu şartlar altında, Emeviler için her şey bitmiş gibidir. Onyıllardır Emevilere hizmet etmiş olan Dahhak bin Kays dahi, Abdullah bin Zübeyr’e biat etmenin doğru olacağı fikrindedir.
Yezid’in ölümünün ardından Mekke’den Suriye’ye geri dönen ordunun başındaki Husayn bin Nümeyr de aynı kanaattedir. Abdullah bin Zübeyr’in, biat almaması durumunda Suriye üzerine yürüyebileceğinden çekinmektedir. Mervan bin Hakem ve Amr bin Said de ona hak verirler ve Abdullah bin Zübeyr’e biat etmek üzere Mekke yolculuğuna hazırlanırlar.
Tam o esnada, basit ama önemli bir gelişme yaşanır. Dört sene önce Kerbela’da Hüseyin’i öldürten, Yezid’in birkaç ay önceki ölümünün ardından II. Muaviye’nin halifeliğinitanımayıp Basra’da kendisi için halife olarak biat alan, ancak sonradan bir isyanla karşı karşıya kalınca Basra’nın eyalet hazinesinin bir kısmını kardeşlerine dağıtıp, geri kalanını da kendi yanına alıp şehirden kaçarak Suriye’ye gelen Ubeydullah bin Ziyad, yeni bir adım atar. Abdullah bin Zübeyr’e biat etmek üzere Mekke’ye gitmeye hazırlanan Mervan’a, kendisinin artık Kureyş’in lideri pozisyonunda olduğunu, dolayısıyla insanların onu dinleyeceğini hatırlatır, ve buradan hareketle de Şam’da kalıp halifelik için biat almasını tavsiye eder. Bir hareket planı da sunar: Emevilerin yoğun olarak bulunduğu Tedmur‘da halktan biat alacaktır. Ardından, onyıllarca Emevilere hizmetine rağmen bugün Abdullah bin Zübeyr’den yana davranmaya başlayan Dahhak bin Kays’ın üzerine yürüyerek önce Şam’a, sonra da Suriye’ye hâkim olacak, ve adım adım yeniden Emevi hakimiyetini kuracaktır.
Mervan, ikna olur ve Ubeydullah’ın bu dediklerini bir bir yapar. Dahası, planın her adımı başarıyla yürür. Ebu Süfyan‘ın çocuklarının elinde yok olmak üzere olan Emevi iktidarı, bu sefer onun kuzenleri sayesinde küllerinden yeniden doğar. [9] Emeviler, sadece sekiz sene içinde, yeniden (ve bu sefer rakipsiz olarak) İslam dünyasının hakimi olurlar.
Ubeydullah bin Ziyad, İslam tarihini bir kez daha alt üst edecek bir iş yapmıştır.
–––––-
[SONRAKİ YAZI: Mervan dönemi (684-685)
–––––-
[1] Abdullah bin Zübeyr, Ümeyyeoğulları ailesinden olup da Mekke ve Medine’de yaşayanları (muhtemelen ikinci bir Harre tecrübesi yaşamak istemediği için) Suriye’ye tehcir eder. Bu kişiler, Şam’ın takriben 200 kilometre kuzeydoğusundaki Tedmur’a yerleşirler.
[2] II. Muaviye’nin yaşı için farklı kaynaklar 17 ila 23 arasında değişen farklı rakamlar verirler.
[3] II. Muaviye’nin halifeliği için farklı kaynaklar 20 gün ila dört ay arasında değişen farklı süreler verirler.
[4] II. Muaviye’nin hastalığının tam olarak ne olduğu belli değildir.
[5] Dahhak bin Kays, Muaviye döneminden itibaren hep Emevilerin tarafında yer almış, Sıffin Savaşı’nda Muaviye’nin ordusunda komutanlık yapmış, sonraki dönemde de çeşitli askerî ve idari görevler almış biridir.
[6] II. Muaviye, Şam’daki Babü’s-sağir kabristanına, babası Yezid’in yanına defnedilir.
[7] Kimi rivayetlere göre, II. Muaviye, bir veliaht tayin ederek bundan ötürü doğabilecek çatışmaların vebalini almak istememiştir. Onun, kısa hilafeti döneminde veliaht konusunu düşünememiş ya da uygun bir aday tespit edememiş olması da mümkündür. O güne dek, taht için (idarecilik tecrübesi de bulunan) Yezid’in kuzeni Velid bin Utbe üzerinde de durulmuştur. Ancak, Velid, II. Muaviye ile (belki de aynı gün) vebadan ölür. (O günlerde bir veba salgını yaşandığı için, II. Muaviye’nin de vebadan ölmüş olması ihtimal dahilindedir.)
[8] Halid’in yaşı da kesin bilinmemektedir. Abisi öldüğünde yaşının 15 ila 22 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Halid hiçbir zaman halife olamaz. Ancak, ölene dek, (takriben 20 sene) Suriye’nin Humus şehrinde valilik yapar. Onu asıl ünlü kılan ise, simya alanında yaptığı çalışmalar ve yazdığı eserler olur. Hatta, onun bu çalışmalarının, altın ve gümüş üretmenin formülünü bulup büyük bir zenginlik elde etme ve bu şekilde halifeliği Abdülmelik bin Mervan‘dan geri alma amacına yönelik olduğunu düşünenler de olur.
[9] Ümeyye, Ebu Süfyan’ın dedesi, ve dolayısıyla da, Yezid’in dedesinin dedesidir. Mervan ise, Ümeyye’nin diğer oğlundan olan torununun oğludur. Bu iki aile, aynı dedenin çocuklarıdır. (Ümeyye’nin dedesi Abdülmuttalib ise, Hz. Muhammed’in dedesidir. Yani bütün bunlar, aslında bir bakıma Kureyş içindeki farklı aileler arasındaki mücadelenin hikâyesi.)
–––––-
Fotoğraf: Emevi Camii, Şam (Wikimedia)
Yazı arşivi: İslam’ın İlk Asrı konulu diğer yazılar
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.06.2019
17.06.2018
6.04.2015
23.03.2015
16.03.2015
20.01.2015
15.01.2015
17.11.2014
1.10.2014
12.08.2014