Taha Akyol
Faiz elbette bir beladır fakat dikkat ediyor musunuz, faizin en düşük olduğu ülkeler gelişmiş kapitalist ülkelerdir.
Radikal sol kapitalizme karşı çıkar, İslamcılar ise “faizci kapitalist sistem” vurgusuyla eleştirirler.
Türkiye gibi ihtiyaçların büyük gelirlerin yetersiz olduğu ülkelerde “faizsiz” ya da “düşük faiz” kavramı elbette hoşa gider. Oy getireceği için de muhafazakar politikacılar tarafından sık sık kullanılır.
Fakat uygulamaya bakıyoruz, en yüksek faizler az gelişmiş, bu arada İslam ülkelerinde; çünkü sermaye birikimi yetersiz olduğu için sermaye pahalı, yani faiz yüksektir…
Fakat Amerika, Avrupa, Japonya gibi kapitalist ülkelere bakıyoruz, faiz oranı çok düşüktür çünkü sermaye birikimi çok yüksektir.
MERKEZ BANKASI TARTIŞMASI
Ekonomi yönetimindeki başarısı herkesçe kabul edilen Ali Babacan, önceki gün Karar TV’de çok önemli bir gerçeğe dikkat çekti:
“Komşumuz Bulgaristan çok düşük faizle, hatta negatif faizle dış kredi buluyor. Türkiye ise yüzde 7 gibi, hatta 8 ve 9 gibi çok yüksek faizle kredi buluyor.”
Hatta çeşitli konuşmalarında rakam verdi. Kendisinin ekonomi yönetiminden uzaklaştırıldığı 2015 yılında bütçedeki iç ve dış borç faizleri toplam 53 milyar TL, şimdi 135 milyar TL’ye çıkmış!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her vesile ile düşük faizi savunduğu, bunu yaptırmak için Merkez Bankamızı “kime bağımlısın” diyerek suçladığı biliniyor. (26.2.2015)
Bağımsız, yani iktisat ilminin gereklerine göre davranan Merkez Bankası hakkında “Vatanı satmak yüksek faizle kötü yönetimle emeği heba etmekle olur” diye konuşmuştu. (27.2.2015)
Erdoğan böylesine kararlıydı, Ali Babacan ise Erdoğan’a karşı Merkez Bankasının bağımsızlığını savunuyordu.
O zaman ben de sürekli Merkez Bankası’nın bağımsızlığını savunmuştum.
‘FREN’ KALMADI
Sonra Babacan yerine, yetkileri kısıtlanarak Mehmet Şimşek geldi, Temmuz 2018’de Berat Albayrak geniş yetkilerle Hazine ve Maliye Bakanı oldu.
Cumhurbaşkanı sistemine de geçildi, yeni sistemde, OHAL kararnameleriyle Merkez Bankası “laf dinleyen” hale getirildi…
Siyasetin kendince uygun gördüğü para politikaları için hiçbir kurumsal “fren” kalmadı; mazeret de kalmadı.
Halbuki Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, siyaset üzerinde yasama ve yargı denetimimin bulunması, kamu kurumlarının kanuni yetkilerini tam kullanabilmesi gibi “frenler” ve özgür basın niye lazımdır? Siyasetin fırtınalarına ve seçim hesaplarına kapılmadan ilgili bilim dalının gereklerinin bu kurumlar tarafından uygulanması için…
Ama kurumlar zayıfladıkça “güven” sorunu ortaya çıktı. Yabancı yatırımcı gelmemeye başladı. Bugün de büyük sermaye birikimine sahip hiçbir ülkenin Merkez Bankası’yla swap yapamıyoruz.
Halbuki Türkiye’nin sermaye birikimi beş yüz yıldır yetersizdir, dışarıdan sermaye getirmeye ihtiyacı vardır.
TARİH LABORATUVARI
Beş yüz yıldan boşuna bahsetmedim, tarihe hamaset veya husumetle değil, laboratuvar gibi bakmak için bahsettim.
Büyük tarihçi Fernand Braudel, “Maddi Uygarlık, Ekonomi ve Kapitalizm” adlı baş-eserinde 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da yaygın % 5 faizin bile yer yer yüksek bulunduğunu yazıyor. Kriz dönemlerinde yükselmiştir. (Cilt 2, s. 339 vd)
Bizde ise Kanuni Sultan Süleyman zamanında faiz, üstelik Ebussud Efendi’nin fetvasıyla, yüzde 12 idi! Yeterli sermaye olmadığı için, tefecilerde yüzde 50’ye, daha yükseklere çıkıyordu.
Çünkü daha 15. Yüzyılda Avrupa hukukunda “tüzel kişilik” kavramı gelişmiş, bu sayede şirketler ortaya çıkmış, sermaye birikimi hızlanmıştı, sonra sanayi devrimini doğuracaktı.
Bizim hukuk sistemimizde o zaman “tüzel kişilik” kavramı ve bu anlamda şirketler, sermaye biriktirecek kurumlar yoktu.
Bu konuda Prof. Timur Kuran’ın “Yollar Ayrılırken” kitabını tavsiye ederim.
Tarih de gösteriyor ki, faiz sebep değildir, ekonomik kapasitenin sonucudur. Vücudun ateşi gibidir; hastalık varsa yükselir, tedavi (reform) için sinyal vermiş olur.
Piyasa faaliyetlerinin siyasi müdahaleden korunmuş olması, kurumlara ve hukuk sistemine, iktisat politikalarının rasyonelliğine güven kadar önemli, görüyorsunuz.
Kısa vadeli siyasi çıkarlar uğruna hukuki ve kurumsal yapılar örselendiğinde, içerideki faizi emirle bastırsanız bile döviz ve dış borç faizi yükseliyor.
Reformlarla iktisadi gelişme, ardından böyle yapısal sorunlardan tökezlenme şeklindeki makuz talimiz sürüp gidiyor.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025