Zeki ALPTEKİN
Her iki yalnız diktatörün Pekin’deki kış olimpiyatları sırasındaki resimi hepimizin gözleri önüne geliyor. Putin, burada tek yüksek derecede uluslararası devlet başkanı idi ve buna uygun olarak da misafir edildi. Buna karşılık o, yeni ticari anlaşmalar ve „sınırsız dostluk“ sözü ile ülkesine geri döndü. Buna rağmen Çin, birkaç gün sonra başlayan, uluslararası sistem ve küresel ekonomi için kaos potansiyeli taşıyan savaş konusunda pek de keyifli değildi.
Çin, kendisini uluslararası topluluğun yapıcı bir üyesi olarak gösteriyor: Tarafsız, barışa bağlı ve sürekli halkların kendi kaderlerini tayin haklarını ve teritoryal bütünlüğünü savunan Çin, Birleşmiş Milletler‘in barışçı misyonlarına katılıyor. Pekin sadece Paris Klima Anlaşması’nı imzalamakla kalmadı, o aynı zamanda anayasasında ekolojik medeniyeti yaratma konusunda da kendini mükellefiyet altına aldı. Aktüel olarak, bizatihi başkan Xi Jinping‘in insiyatifi ile cumhuriyetin 100. doğum yılına kadar reform ve açılım politikasının devam ettirileceği prensip olarak kesin karar altına alındı. Uluslararası düzen için çalışmaya devam edecek olan Çin, burada aynı zamanda Gelişmekte olan Ülkeler’in çıkarlarını da gözeteceğini, güç ve hegemonyal politikalarından vazgeçmek istediğini ifade ediyor.
Rusya ise, aynı zaman zarfında, çok değişik bir şekilde uluslararası arenaya geri dönüş yaptı. Çin’in son 30 yıl içindeki benzeri görülmemiş bir şekilde ticari güce yükselişi sırasında Rusya, ekonomik ve toplumsal küresel rekabetin üstesinden gelecek durumda değildi. O büyük oranda ham maddeye bağımlı bir rant ekonomisi aşamasında takılıp kalmıştı. Wladimir Putin, -ona göre- SSCB’nin yüzkarası olan sonunun yarattığı travma ve yayılmacı Batı’nın üstenciliği ve onu dikkate almamasının yarattığı hayal kırıklığı şartları altında, Rusya’yı bu zeminde uluslararası politikaya yeniden soktu. Bu, ordunun modernleştirilmesi temelinde, dünyada süper güç olma iddiası ile yapıldı. Putin’in en geç 2007 yılında Münih’de yapılan Güvenlik Konferansındaki konuşmasından beri o, Batı karşıtı, anti-amerikancı ve anti-demokratik güçleri destekleme konusunda hiçbir fırsatı kaçırmadı. Rusya askersel güç kullanan aktör olarak, her türlü müdaheleye hazır olarak kendini gösterdi: Devlet terörizmi, hibrit savaş, siber ataklar, sahte (fake) haber kampanyaları, paralı asker angajmanları vs. buna ilişkin olarak verilebilecek birkaç örnek. Ukrayna’daki savaş, başkanın ülkesini içine soktuğu öncelikle en büyük maceradır.
Ancak buraya kadar Ukrayna’daki Rus işgalinin Wladimir Putin için bir yeminli ifşa niteliği var. Açık ki askeri hatalar ile birlikte olağanüstü derecede bir materyal ve insan kaybı, birliklerin morali, logistik ve keşif görevleri konularında problemler var. Öyle görülüyor ki geçmiş yıllardaki modernleşme sürecinde büyük çapta rüşvet vs. işin içine bulaşmış. Bunun sonuçları ise, Karadeniz donanmasının amiral gemisinin kayıbı gibi simgesel küçük düşürülmeler ya da savaşın hemen başında Kiev’i alma denemesinin başarısızlığa uğraması şeklinde oldu. Savaş uzayabilir. Batı ve Avrupa Birliği birleşti ve NATO, askeri açıdan en iyi konumdaki İsveç ve Finlandiya ile daha da genişlemenin eşiğinde bulunuyor. NATO askerleri gözlerini ovuşturuyor, emin olabilirler ki, onlar böylesi bir güç ile konvensiyonel bir savaşta başa çıkabilirler, ama Rusya maalesef nükleer bir güç aynı zamanda!
Putin için çatışmanın gelişimi, iç ve dış politika açısından giderek derinleşen problem haline geliyor. Savaşın akışının, evindeki önder namının köküne kibrit suyu ektiği söylenebilir. Eğer liberal kapitalizmin önde gelen organı Economist „How rotten is Russia’s army?“ diye de soruyorsa, Putin dış politikayı umursamazlıktan gelemez. Yoksa süper güçlerin konserine ortak olmak, Rusya’nın ileri modern ve savaş kabiliyeti olan bir orduya sahip olduğu iddasına dayanmıyor muydu!?
Savaş nasıl biterse bitsin, o daha şimdiden geniş kapsamlı küresel gelişmelere neden olacak dinamikleri tetikledi. O, finans krizinden (2008-09 / Çev.) beri müşahede edilen, Corona ile hızlanan deglobalizasyon eğilimlerini güçlendirdi. Jeopolitik olarak yeni etki alanları, jeoekonomik olarak ise enerji, üretim, logistik ve finans sistemlerinin yeniden konumlanması ortaya çıkıyor. Bu kontexte Çin’in uluslararası statüsü Rusya’nın savaşı nedeniyle giderek sorgulanıyor.
Resmi olarak Çin tarafsız ve barıştan yana. Çin savaşı ne destekledi, ne de karşı çıktı. Çin’deki resmi medyada ve sansürlü internette savaşın nedenleri ve cereyanı konusunda yalnızca Kremlin versiyonun yer almasının ortaya koyduğu gibi, bu belli ki rus yanlısı ve anti-amerikancı bir tarafsızlık! Rusya karşısında nasıl bir tavır alınacağı konusunda iç tartışmalar var ama Çin, müzakerelerde çözüm için bir medyatör olmayacak. Yine de Çin Putin’i etkileyebilecek olan muhtemelen yegane devlet.
Ekonomik olarak Halk Cumhuriyeti birkaç zamandır nicel büyümeden, iç pazarın geliştirilmesine dayanan nitel bir büyümeye geçme aşamasında bulunuyor.Bunun için de ülke, gelecekte de işleyen tedarik zincirlerine ve kurallara dayanan uluslararası düzene ihtiyacı var. Rusya’nın aksine, var olan uluslararası düzenin bozulması Çin’in çıkarlarına uygun değil.
Ülke için belirleyici olan, Batı’nın deglobalizasyon sürecini nasıl kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığını izlemek olacak. ABD Çin’i yalnızca Trump’tan beri jeopolitik bir karşıt olarak telakki etmiyor. Avrupa Birliği’nin algısında ise Çin, en büyük pazardan en büyük rakibe evrildi. ABD, Avrupa, Japonya ve Güney Kore, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler Ukrayna’daki Rus saldırganlığı nedeniyle güvenlik ve savunma bakış açılarını ekonomik refah sorunlarına tercih ederlerse, bundan Çin’in ticareti olumsuz etkilenecektir.
Batılı yaptırımların küresel ekonomiye etkileri de geniş kapsamlı olacaktır. Çin bu noktada hassastır. Öteden beri en büyük olan Batılı piyasalara erişim önemli oranda sınırlanırsa, bu durumu telafi edecek başka piyasalara ya da iç pazara gereksinim var, ki bunların ikisi de görünürde yok! Küçülen ihracat piyasalarının yanında Çin’in Batı’daki ileri teknolojilere erişimi zorlaştırılıyor. Ve Çin için deglobalizasyonun önemi konusunda, kendi gelişme modeli ile sıkı bağlantısı olan başka bir manzara da şu olabilir: Ülkedeki birbiri ile yarış halindeki Batılı girişimcilerin dinamik rekabetinin getirdiği verimlilik kazançlarının ortadan kalkması. Bu rekabet baskısının ortadan kalkması durumunda Çin’in inovasyon gücünün ve bilişim ekonomisine geçişinin nasıl gelişeceğini bekleyip görmek gerekiyor.
Ülkenin iç piyasasının önünde büyük konjöktürel ve yapısal meseleler duruyor: Yüksek borçlanma, çöken emlak piyasası ve nüfusun yaşlanmasının ilerlemesi, büyümeyi sıkıntıya sokuyor. Gelirlerin aşırı eşitsizliği, konut giderlerinin patlaması ve gerileyen talebi telafi edebilen ve sosyal olarak yumuşatabilen devletin sosyal kurumlarının tam gelişmemiş olması da bu duruma eşlik ediyor.
İlaveten bir de Çin’in şimdi başarısızlığı ortaya çıkmaya başlayan Sıfır-Covid-Stratejisi var. Şanghay’daki son Lockdown sadece ekonomik olarak izler bırakmakla kalmadı, aynı zamanda ülkenin Omikron varyantına hazırlıklı olmadığını ve kendi aşılarının Batı’nın aşıları ile rekabet edecek konumda olmadığını açığa çıkardı. Görünüşe göre karantina tedbirlerinin acımasızca hayata geçirilmesi nedeniyle halk, devletin anlamsız katılığını anlayışla karşılamama ve buna karşı koyma ile tepki veriyor. Buradaki soru, otoritelerin bu tür davranışlarının, iktidarın tekrar merkezileştirilmesi konusundaki partideki genel trendle ve başkan Xi ile ilgili olup olmadığıdır. Pandeminin Wuhan’da ortaya çıkması ile ilgili spekülasyonlar ile Çin’in uluslararası itibarını düşmesi, görünüşe göre aradaki zamanda pandeminin sözümona kontrol altına alınması ile telafi edilmesine rağmen, son olaylar ile birlikte yeniden artabilecek.
Bu temelde açıktır ki savaşın şu an ki durumunda Putin’e yakın durmak, Çin için ağırlığı giderek artan bir külfete dönüşecektir. Şimdiye kadar ki savaşın akışı, Rusya’nın başarısızlığının devamı halinde, bu duruma karşı, daha da acımasızca davranarak ve savaşı daha da tırmandırarak, ya da belki de kimyasal ve taktik nükleer silahların kullanımını tasarlayarak bir reaksiyon oluşturabileceğine işaret ediyor. Eğer Çin yıllarca akıllı ve dikkatlice inşa ettiği uluslararası saygınlığını risk edip gelişim başarılarını tehlikeye atmak istemiyorsa bu yoldan (Rusya’nın yolundan-Çev.) gitmeyecektir. Putin, Pekin’in batılı yaptırımları aşma ve hatta onu askeri açıdan kurtarma konularında Çin‘in kendisine yardım edeceği hayaline asla kapılmaması gerekir; çünkü Çin şimdiye kadar uluslararası ilişkilerde olağanüstü bir şekilde hep kendini düşünen bir güç olmuştur. Tipik bir şekilde Rusya ile bir işbirliği anlaşması imzalanmıştır, ama herhangi bir karşılıklı destekleme mükefiliyetini içeren bir ittifak oluşturulmamıştır.
Rusya‘nın tersine Çin bu çatışmadan nasıl çıkacağını kendisi belirleyebilir. Ülke, Rusya’ya uygulanan yaptırımları ve bunun sonuçlarını sakince analiz edebilir. Ve kendisinin Taiwan iştahi dikkate alındığında o, savaşın akışını izleyecek ve hangi rizikolara girişmek zorunda kalacağını hesaplayacaktır. Çin, emperyal olarak yükselmiş ve uluslararası sistem için sürekli tehdit ifade edebilecek bir Rusya yerine, savaş nedeniyle zayıflamış bir Rusya ile muhtemelen daha iyi yaşayabilecektir.
Rusya Başkanı kendisini ve ülkesini, kendisinin de önceden öngöremediği ve içinden zevahiri kurtararak çıkmanın giderek zorlaştığı bir duruma getirdi. Ukrayna’nın var olma hakkını inkar eden uydurulmuş bir savaş gerekçesi, bir hobi tarihçisinin fantazi mutantı haline geldiği ve Corono zamanlarında yalnızlaşmış bir diktatörün fantazisine dayandığı gerçeği gittikçe daha fazla görünür oluyor. Putin, savaşı Rusya’nın çıkarları doğrultusunda sürdürdüğünü belirtiyor. Ancak Rusya bir çok uluslu devlettir ve burada bu savaşı kendisinin savaşı olarak görmeyen daha şimdiden yeterli sayıda etnisiteler vardır. Putin böylelikle sadece kendini ve rejimini değil, aynı zamanda Rusya Federasyonu‘nu da tehlikeye atmış oluyor. Onun Rusya’yı, kendine görev olarak gördüğü, Sovyetler Birliği’nin eski sınırları içinde emperyal güç haline getirme misyonunu yerine getirebileceğine dair pek fazla belirti yok. Tam tersine Rusya bu çatışmadan zayıf ve daha da küçülmüş olarak çıkabilir.
Akıcı bir şekilde almanca konuşan ve klasik alman edebiyatını seven Kremlin‘deki bu kişi, Goethe’nin Ballade vom Zauberlehrling (Sihirbaz Çırağının Baladı) adlı ünlü eserini hatırlayacaktır. Çırak, bir sihirbaz ibaresi ile, daha sonra kontrol altına alamadığı ruhları çağırmış: „Çağırdığım ruhlardan şimdi kurtulamıyorum“. İşte bu savaşı böylesine tehlikeli yapan da bu!
Uwe Optenhögel „Çağırdığım Ruhlar“, IPG 12.05.2022:
https://www.ipg-journal.de/regionen/asien/artikel/die-geister-die-ich-rief-
Çeviren: Zeki Alptekin
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları



































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023