Yıldıray OĞUR
Bir zamanlar “bebek katili” vardı. Apo kelimesi çok uzun olduğu için olacak, onun adını anmak gerektiğinde kısaca “bebek katili” denirdi. Sonradan bu sıfatların hepsinin bir askerî emirle basına terörle mücadelenin bir parçası olarak bildirildiği ortaya çıktı. Adından bahsedilmeden önce Ermeni uşağı, bebek katili denirse Kürtler PKK’dan soğur, yaptığı eylemler için, “kalleş”, “hain” denirse de kınarlar diye düşünmüşlerdi herhalde.
Hâlbuki böyle aptal işi halkla ilişkiler faaliyetleri yerine, bu devletin yapması gereken Edirne’den Ardahan’a hatta Musul’a Yunanistan’a Kıbrıs’a, bu coğrafyada bir tavuğun bacağı kırılsa olağan şüpheli olarak parmakları üzerine çevirten haklı, kötü şöhretinden kurtulmaktı.
Bu kötü şöhretini bilen, az çok tecrübe etmiş insanlar için devlet birine sürekli bebek katili diyorsa, şüphelenilecek bir durum vardı ortada.
Bebek katili sıfatının Öcalan’ın, PKK’nın önüne yapıştıran olay 20 Haziran 1987’de yaşandı. Türkiye, Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık Köyü’nde 16’sı çocuk, altısı kadın 30 sivil köylünün öldürüldüğü bir katliamla sarsıldı. Öldürülenler biri kundaktaki bir bebekti. Onun göbeğinde kurşun deliği olan kanlı fotoğrafı PKK’nın kanlı eylemlerinin sembolü oldu.
O yaz boyunca her akşam TRT haberleri Mardin, Siirt, Hakkâri’de peş peşe yaşanan köy katliamı haberleri ve yerde yatan kadın ve çocuk cesetleriyle açıldı. Türk cephesinde bu katliamlar “terörle mücadele”de her yolu mubahlaştırdı, Kürt cephesinde ise bu köy baskınlarının hep JİTEM’in işi olduğuna inanıldı.
Sadece Kürt cephesinde değil, Türkiye’nin solcuları, liberalleri, Kürt meselesine duyarlı kesimleri bu katliamların devlet tarafından, korucu olmayı reddeden köylere karşı yapıldığına inandı. Hiç Kürtlerin hakları için savaşan PKK, Kürt köylerini basıp, Kürt bebeklerini öldürebilir miydi? Bu ancak devletin başka bir ucuz propagandası olabilirdi.
Bugün hâlâ Kürtlerin ve solcu liberal Türklerin herhalde pek çoğu o katliamları devletin yaptığına inanıyordur.
Tabii yurtdışında dağıtılan 2011 yılında çıkan Murat Karayılan’ın Bir Savaşın Anatomisi kitabını okuyanlar hariç. Çünkü Karayılan PKK’nın savaş tarihini kaleme aldığı kitabında ilk kez bu katliamların PKK tarafından yapıldığını kamuoyu önünde kabul etti ve şöyle dedi:
“Mardin üzerinde hareket eden iki grup birlikte Mardin’den başlayarak Botan’a kadar bazı eylemler yapmışlardı. Fakat bu eylemlerden bazıları yanlış ve halen eleştirdiğimiz eylemler durumundadırlar. Bazı sivil insanların yaşamını yitirdiği eylemler biçiminde gelişmişti. Oysa bu yönlü bir hedef belirleme talimatı yoktu. Bu tamamen grubun içeriye girdikten sonra kendi inisiyatifiyle belirlediği bir çerçeve olmaktaydı. Çetelere yönelim adı altında Pınarlı vb. (Herhalde burada Pınarcık demek istiyor. YO) yerlerde sivil, kadın ve çocuk yaştaki insanların ölümüne yol açan eylemler yapmışlardı. Açık ki hedefte ciddi bir sapma durumu vardı.”
Karayılan, kitapta katliamların sorumluluğunu “dörtlü çete” dediği Hogir kod adlı Cemil Işık, Kör Cemal, Terzi Cemal ve Şemdin Sakık gibi şimdilerin Bahoz Erdalları, Nurettin Sofileri, Duran Kalkanları olan PKK komutanlarının üzerine yıkıyor, bunların örgütten nasıl tasfiye edildiğini de anlatıyor.
Tabii o komutanların bu katliamlardan sonra örgüt tarafından nasıl ödüllendirildiklerini, rütbe aldıklarını, ancak yıllar sonra başka hesaplaşmalar sırasında tasfiye edildiklerinden bahsetmiyor. (Mesela Şemdin Sakık ancak altı yıl sonra.)
Herhalde Karayılan, önceki gün Gaziantep’teki katliamın gerçek hikâyesini de 2037 yılında çıkacak kitabının ikinci cildinde anlatacak.
Daha erken niye anlatsın ki. “Biz yapmadık”tan başka bir şey niye desin ki? Hazır “hesap ver” diye karşısında baskı yapan ne bir siyasi irade, ne insan hakları örgütü ne de Taraf gibi bir gazete var. Hedef kitle devlet ne diyorsa baş sallayan Fikret Bilalar kıvamında “PKK yapmadım diyorsa yapmamıştır”, TAK yapmıştır, olmadı Miki yapmıştır. Seyirci, bu piyesi bin kez sahnelense de ilk kez izliyormuşçasına heyecanla izlemekte...
Yoksa PKK, hayır işleriyle meşgul bir izcilik örgütü olarak sivilleri öldürür mü hiç? Sözkonusu olan özgürlük mücadelesiyle, üç beş bebeğin aramızda lafı mı olur. Musluk tamirinde iki fayans kırılmış gibi. Zaten başkası ne mümkün, 2008’de Diyarbakır’da dershane öğrencilerini öldüren katliamdan sonra şehirden homurtu sesleri yükselince o nankörlere ağızlarının payını nasıl da vermişlerdi.
O saldırıdan sonra HPG’nin resmî internet sitesine konan öfkeli yazıda “Cesetleri hemen olay yerinden kaldırılan birçok askerle beraber ölen gençlerin ailelerinin TC devletinin kirli politikalarına alet olmamaları gerekiyor. Tabii ki Kürdistan’ın başkentinde yaşayan genç öğrencilerin de ölmesi üzücü olmuştur. Bu son olayda askerin ne kadar sivillerin yaşamını tehlikeye attığına bir örnek. Savaş halinde olan bir gücün böyle rahatça halkın yaşadığı mekânlarda sivil otobüslerle dolaşmaları, sivil halk için bir tehlikedir”deniyordu. Aynı siteye yazısı konan başka bir gerilla ise hem ölüp hem de itiraz eden Kürtlere daha da öfkeliydi: “Sen kalk savaş uçaklarınla sivil köyleri yerle bir et, eh birileri de kalkıp Amed de işgal edilmiş Kürdistan’ın başkentinde kendine sefa süren ve insanların kanı üzerinden kendini yaşatanlara, insani tepkisi gösterir.”
Kürt cephesinde Antep Katliamı’na karşı büyük ve korkutucu bir sessizlik var. PKK’nın “ben yapmadım” açıklamasına 25 yıl daha herkes tav gibi. Hoş “Asıl Ermeniler bizi kesti” diyen devlete, “Dersim’de katliam değil reform yaptık” diyen devlete Türklerin kaç yıl tav olduğu düşünüldüğünde yine de şeffaf bir ilişki sayılır bu.
Hem gerilla hem barışsever olmayı başarmış Türk cephesi de sessiz. Herhalde sorun Antepli sivillerin öldürülmesi, belki üzerlerine gaz sıkılsaydı böylece sessizce beklemezlerdi. Kürt vekillere gaz sıkıldığı gün twitter’ı içinde “soykırım, zulüm, Kürtler dağa çıkmasın da ne yapsınlar”la dolduran insan hakları aktivistleri, çok duyarlı demokratlar “PKK yapmamış” diye sessizce sıvışmakta, BDP’nin kırılan camlarından yeni bir Türk faşizmi çıkarıp topu karşı kaleye atmaya çalışmakta...
Ama bu kez bir katliam karşısında hâlâ politik pozisyon belirlemenin derdine düşmüş insanlıklarının düştüğü bu ofsaydı öyle kendini yere bırakma numaraları örtemiyor.
Antep’te çocukların arasında patlayan, yıllardır yardım diye dağa kutu kutu gönderdiğiniz şiddete meşruiyet paketleri çünkü.
“Kürtler haysiyetleri için mücadele veriyor” diyenlerin büyük muhaliflikleri, insanlıkları, mertlikleri, köşelerde yıldırımlar yaratan vicdanları, “kimsenin haysiyeti küçük bir kızın hayatından daha değerli değildir” demeye yetmiyor. “Kimsenin kültürü, dili, ırkı küçük çocukları patlatmaya değmez” demek politik olarak hâlâ hiç doğru değil.
Ama unutmayın. Bu ülke hâlâ 100 yıl önce, 70 yıl önce işlediği korkunç katliamların hesabını veriyor, öldürdüğü çocukların vebalini üzerinde taşıyor, taşıyacak da. Yaşayıp göreceksiniz. Yarın bir özerkliğiniz, demokratik ulusunuz, devletiniz olursa rahata ereriz diye düşünmeyin, o bebeklerin hayaletleri peşinizi bırakmayacak. 1, 3, 11, 12. Antep’te öldürülen çocukların yaşları. O rakamları gördüğünüz her gün hatırlayacaksınız ve utanacaksınız... En çok da bütün bunlar olurken üzerinize çöken pragmatik sessizlikten...
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025