Yıldıray OĞUR
Daha birkaç hafta önce Suriye sınır hattına canlı yayın arabaları konuşlanmış, ekranlarda haritalar üzerinde ellerindeki sopalarla analiz yapan güvenlik uzmanları belirmişti.
Türkiye’nin Tel Abyad ve Menbiç’e yapacağı operasyon an meselesiydi.
Ama başladı, başlayacak diye beklenen operasyondan artık ne gazetelerde ne de televizyonlarda kimse bahsetmiyor.
Sıcak kriz geçen hafta itibarıyla Suriye’den Yunanistan’a kaydı. Suriye haritaları kınlarına kondu, Ege Denizi haritaları açıldı, ekranlardaki Suriye uzmanları da bir anda Yunanistan ve 12 Ada uzmanına dönüşüverdi.
15 Haziran itibarıyla Türkiye’nin en öncelikli beka meselesi on yıllardır çözülememiş Ege sorunu.
Peki ne oldu da Suriye’ye girerken, rota bir anda Ege’ye saptı?
Son iki haftada olan bitene bakılırsa anlaşılan Türkiye, operasyona ilk başta yeşil ışık yakan Rusya ile anlaşamadı.
Görüşmeler için Ankara’ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Türkiye-Suriye sınırındaki terör örgütlerini Amerika’nın “beslediğini” öne sürdü ama Türkiye’nin operasyonuna destek vermedi.
Hatta Lavrov gelmeden önce ve geldikten sonra Rusya cephesinden Türkiye’yi kızdıracak hamleler geldi.
Esad, Rus devlet kanalı RT’ye çıktı ve “Şayet Türk işgali olursa, öncelikle bir halk direnişi olacak” dedi.
YPG’nin komutanı Mazlum Kobani, yine Rus devlet kanalı RT’nin Arapça kanalına çıktı. Oraya çıkması bile bir meydan okumaydı. Kobani, Türkiye’yi yerden yere vurdu.
SDG, Türkiye’ye karşı Esad’a işbirliği çağrısı yaptı, İran güçleri bölgeye girdi.
Ve en son Rus devlet şirketi Gazprom’un sahibi olduğu Rus devlet haber kanalı NTV’de doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin Suriye’ye operasyon planlarını hedef alan uzun bir yayın yapıldı.
Peki Rusya neden Türkiye’ye ilk başta yaktığı yeşil ışığı kırmızıya çevirdi?
Bunun cevabı muhtemelen Suriye’de değil, İsveç ve Finlandiya’da.
28-30 Haziran’da Madrid’de yapılacak NATO zirvesi yaklaşıyor ve Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine koyduğu vetoyu kaldırıp kaldırmayacağına karar verecek.
Rusya tehdidine karşı NATO’ya girmek isteyen iki ülkeye hayır diyecek bir Türkiye’nin en çok Rusya’yı çok mutlu edeceği açık.
Muhtemelen bu jest tabağını Rusya da Suriye’ye operasyona yeşil ışık yakarak boş göndermemişti.
Ama son iki haftada Batı cephesinde hava değişmeye başladı.
NATO bir taraftan Türkiye vetoyu kaldırmasa da İsveç ve Finlandiya ile güçlü askeri ilişkilerin kurulacağının sinyalini verdi, diğer taraftan NATO Genel Sekreteri ard arda Türkiye’nin hassasiyetlerini anladıklarını söyleyen açıklamalar eşliğinde Stockholm ve Ankara arasında mekik dokudu.
Boş mekik dokumalar olarak da kalmadı bu ziyaretler.
İsveç’te sosyal demokrat hükümet terör yasasını Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak şekilde sertleştirmeye karar verdi. Bu yasanın doğrudan Türkiye için değiştirildiğini YPG’lilerle verdiği fotoğraf eleştirilen İsveç Dışişleri Bakanı açıkladı. Yeni yasa 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek.
Türkiye’nin terörist ilan ettiği ve hatta iadesini istediği, İran’da silahlı Kürt örgütü Kamala’nın eski bir militanıyken 19 yaşında İsveç’e sığınan ve 45 yaşında İsveç Meclisi’nde hükümetin kaderinin bağlı olduğu bağımsız vekile dönüşen Amineh Kakabaveh de güven oylamasında çekimser kalarak hükümete destek verdi, yani bir nevi çekincelerinden vazgeçti.
Cumhurbaşkanı iki haftadır İsveç’in teröre verdiği destekten bahsetmiyor, medya da İsveç’i ikinci Kandil ilan etmekten vazgeçmiş görünüyor.
Yani görünen o ki Türkiye vetodan gittikçe uzaklaşıyor.
Türkiye’nin veto konusunda kafası karışınca Rusya’dan cevap da Rusvari yöntemlerle geldi. Devlet kanalından Erdoğan aleyhine yayın, Esad ve Kobani ile röportaj gibi.
Yani özetle Rusya’nın Türkiye’nin Suriye’ye operasyonuna yaktığı yeşil ışık turuncuya döndü.
Yunanistan’la çıkarılan krizin de sebebi bir milyon yıllık kıta sahanlığı meselesi olmasa gerek.
Bunun da Türkiye’nin NATO vetosu pazarlıklarında yeni kazanımlar elde etme çabasının bir parçası olduğu düşünülebilir.
Muhtemelen Türkiye, bu pazarlıklarda ABD’den Atina’ya F-35 satmamasını, Türkiye’ye Yunanistan’ın veto ettiği F16ların verilmesini istiyor.
ABD’nin bu kadarcık bir taviz vermemesi için de bir sebep gözükmüyor.
Yani günün sonunda NATO zirvesinden Batı ile mutlu bir Türkiye fotoğrafı çıkabilir. İktidar Ukrayna krizinde Batı’da elde ettiği prestiji sürdürebilir.
Yani herkesin zannettiği gibi Türkiye seçimlere hamasetin ve milliyetçiliğin tavan yaptığı bir savaş haliyle gitmeyebilir.
Bu hamasetin zirve yaptığı 2017, 2018 ve 2019 seçimlerinden farklı olarak artık bunu kaldıracak bir ekonomi yok.
Tam tersine iktidar seçimlere negatif değil, pozitif bir kampanyayla da gidebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde son kez aday olduğunu açıklayabilir, “yetkiyi son kez bana bana verin Türkiye’nin temel sorunlarını çözerek veda edeyim” diyebilir.
Peki o sorunlardan biri Kürt meselesi olabilir mi?
Geçen hafta Van’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çözüm sürecini bitirmenizi sizden kim istedi, masumların kanını dökerek ülkeyi karıştırmayı sizden kim istedi diye sorun" dedi.
Cumhurbaşkanı 2015’de “buzdolabına kaldırıyoruz” dediği çözüm sürecinden yıllar sonra ilk kez iki ay önceki Diyarbakır gezisinde de olumlu atıflarla bahsetmişti.
Erdoğan’ın çözüm süreci ile ilgili bu değişen dili seçimlerde “king maker” pozisyonuna gelen Kürt seçmenlerin bir kısmını geri kazanmak, gidenleri durdurmak, en azından muhalefetten uzaklaştırmak için atılmış adımlar.
Muhtemelen AK Parti kurmayları Erdoğan’dan daha fazlasını yapmasını da istiyorlar ama bunun dozuna Cumhurbaşkanı karar verecek.
Bu arada Kürt siyaseti cephesinde de bir hareketlilik var.
Cumhurbaşkanı Van’dayken uzun süredir düşük profilli siyaset yapan ve muhalefet bloğuna zarar vermeme stratejisi izleyen HDP hakkındaki kapatma davasını da umursamadığını göstererek Öcalan’a tecridin kalkması için büyük bir kampanya başlattı.
İmralı adasının tam karşısında yer alan, adaya giden kosterlerin kalktığı Gemlik’e başlatılan yürüyüşlere HDP’nin yöneticileri ve milletvekilleri katıldı.
Peki neden HDP seçimler yaklaşırken şimdi Öcalan’ın konuşmasını bu kadar yüksek sesle istemeye başladı?
Bu sorunun cevabı hakkında spekülasyonlar yapılabilir.
Öcalan’ın sesinin duyulması iktidarın işine de gelebilir.
Çünkü bundan dört ay önceki Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından biliyoruz ki Öcalan, muhalefet bloğuna açık destek veren Demirtaş çizgisine karşı iktidarın duymak istediklerini düşünüyor.
Ya Öcalan bu eylemler sonunda adaya gönderilecek avukatlarına bu fikirlerini söylerse?
HDP’nin muhalefet bloğundan uzaklaşmasına neden olan bir üçüncü yol tavsiyesi yaparsa?
Bunu 2019 İstanbul seçimlerindeki gibi seçimlere üç gün kala ve tanınmayan bir akademisyen üzerinden değil seçime aylar kala ve avukatları üzerinden yaparsa, bu çağrının HDP tarafından işlenmesi ve tabanda karşılık bulması ve böylece etkili olma ihtimali de artar.
Peki iktidar Ayhan Bilgen’in iddia ettiği gibi seçim kampanyasında Kürt seçmenlerin en azından muhafazakar Kürt seçmenlerin aklını karıştıracak sözler verirse?
İşte bütün bu adımlar yüzde 50’yi geçmek için Kürt seçmenin oylarına ihtiyacı olan muhalefet için büyük bir teste dönüşebilir.
Eğer muhalefet Kürt meselesinde iktidarın gerisine düşerse, bu Kürt seçmenlerin kafasını en az Öcalan’ın açıklamaları kadar karıştırabilir.
Ki şu anda muhalefetin bu hamlelere karşı “Megri, megri dediler” den öte bir cevap vermesi çok kolay değil.
Özellikle altılı ittifakta Kürt meselesinde en katı tutuma sahip İYİ Parti’nin tavrı değişmezse, HDP ve Kürt seçmen muhalefet cephesinden uzaklaşabilir.
Geçen hafta Murat Sabuncu’nun yazdığı HDP’nin Meral Akşener ve Mansur Yavaş’ın adaylığı söz konusu olursa kendi adayını çıkarma kararını altılı masaya bildirmesi bu yaklaşan krizin ilk işaretleri.
Özellikle de İYİ Parti’nin ve bir miktar CHP’nin cevap vermekte epey zorlanacağı hamleler olur bunlar.
İYİ Parti’nin ensesinde tam da böyle bir açılım yaptığında boza pişirecek bir Zafer Partisi, CHP’nin ensesinde ise Memleket Partisi var.
Yani zannedildiğinin aksine daha esnek ve pragmatik olan iktidar cephesi bu seçime hamaset, terör, beka söylemiyle gitmeyebilir.
Bu sınavda soruların muhalefetin çalışmadığı yerden gelmesi olur.
HDP’nin meşru siyaset içinde düşük profilli çizgisinden, Öcalan vurgusu yapan radikal bir çizgiye kayması, Zafer ve Memleket partilerinin milliyetçi-Kemalist hassasiyetleri tahrik eden radikal tutumları altılı masayı sallayabilir.
Muhalefet masasını sallayabilecek bir başka radikallik ise masanın içinden gelebilir. Ekonomide serbest düşüş devam ederse iktidarın oylarının düşmesiyle ortaya çıkan özgüven Kılıçdaroğlu’nun muhafazakarlara ve Kürtlere açılım çabalarına artık ihtiyaç kalmadığı fikrinin taraftarlarının sayısını artırabilir, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme ve ittifak siyasetinin kesmediği muhalif medyada muhalefet içi tartışmalar ayyuka çıkabilir, bu taleplere cevap vermek için CHP “kaçacak”, “SADAT” gibi eski radikal siyasi hamlelere yönelebilir, bu radikalleşme de siyasi havayı iktidar lehine değiştirebilir.
Bütün bu karşı hamlelere karşı muhalefetin elindeki en büyük koz altılı masadaki uzlaşma ve HDP ile kurulan diyalog.
Muhalefet “Erdoğan kazanamayacağı seçime girmez” gibi komplo teorilerini bir tarafa bırakıp karşılarında defalarca yenildikleri ve esnekliğine yetişemeyecekleri bir seçim kazanma makinesi olduğunu arada bir hatırlamalı.
Yazarlar
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025