Yıldıray OĞUR
“1977 doğumluyum. 3 yaşındayken İran-Irak savaşı başladı. 1988’de o bitti. Körfez Savaşı patladı. 12 yıl ambargo altında yaşadık. 2003’de ABD Irak’ı işgal etti. İç savaş çıktı, her gün bir yerde bomba patladı. El Kaide bitti, İŞİD geldi. 48 yaşındayım, hayatımın ancak son üç-dört yılında barışı görebildim.”
Kerkük’te bir lokantada karşılıklı olarak oturduğumuz Türkmen gazeteciyle neredeyse yaşıtız. Ama 1000 kilometre mesafede iki ayrı dünyada yaşamışız.
Böyle bir hayat yaşayan biri için barış sadece iyiniyetli, ideolojik bir slogan değil, bir temel ihtiyaç maddesi.
Tam olarak son beş günde Irak’ta karşılaştığım Arap, Kürt, Türkmen, Şii, Sünni, Hristiyan herkesi birleştiren temel duygu buydu.
Savaş yorgunluğu.
Bu sadece ölümlerden, güvenlik endişesinden yorgunluk değil, mayıs ayında 50’lere yaklaşan sıcaklarda kesilen elektrikler, çalışmayan klimalar, akmayan sular, bozuk yollar, yıkık binalar, toplanmayan çöpler de demek…
Son Irak Başbakanı Sudani bu yüzden popüler. İran ile ABD arasında denge tutturmaya çalışarak, ülkenin temel meselelerini çözmeye çalışıyor. Şii bir Arap ama Iraklılık kimliğini vurguluyor. Savaş kadar, kimlik yorgunu ülkede gençler arasında Iraklılık fikri de güçleniyor.
Savaştan yeni çıkmış, hala bir sahibi olmayan, valisi Bağdat’ta bir otelde seçilmiş Kerkük ile sadece 90 km ötede savaşlardan daha az yara alarak çıkmış Erbil arasındaki en az yarım asırlık gelişmişlik farkı, barışın dokunulabilir değerini gösteriyor.
O yüzden bu ülkede kimseyi PKK’nın silah bırakması, çözüm, barış için ikna etmenize gerek yok.
Ahmet Davutoğlu beş günlük Irak ve Kürdistan bölgesel yönetimi turunda, muhalif bir parti lideri gibi değil, eski Başbakan ve bu bölgede çok vakit geçirmiş, herkesi şahsen tanıyan bir dışişleri bakanı gibi dolaştı ve ağırlandı, muhalefeti bir tarafa bırakıp Türkiye’deki çözüm süreci için kamu diplomasisi yaptı.
Kerkük, Süleymaniye, Altınköprü, Musul, Telafer, Erbil…
Yakıcı güneşin altında neredeyse her şehirde ona yakın farklı etkinlikle bu beş günlük hızlandırılmışmış Irak ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi turunu Türkiye’de yapabilecek Davutoğlu’ndan başka birini bulamazsınız.
Sadece bitmeyen enerjisi yüzünden değil, bu bölgedeki itibarı ile de.
Türkiye’deki çoğu parti lideri bu komşu ülke sahiden Irak.
Çoğu buraya adım bile atmamış olabilir. Bırakın buradaki ana aktörleri şahsen tanımayı, şehirlerde kim hakim onu bileni bile bulmak zordur.
Halbuki burası şu anda Türkiye iç siyaseti için kritik önemde. Çözüm sürecinin yeni evresi burada gerçekleşecek.
Üzerine Türkiye’de epeyce milliyetçi hamaset yapılmış Kerkük’e ilk giden Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Davutoğlu olmuştu.
Ondan sonra da bir daha kimse gelmemiş. Bu eski de olsa üst düzey bir Türk yetkilinin ikinci Kerkük ziyareti oldu.
Kerkük’teki Türkçüler, Kerkük’e yolu düşmeyen Türkiye’deki Türkçülükten daha sorumlu bakıyor çözüm sürecine.
Çünkü onların doğrudan hayatını etkileyen bir mesele PKK.
Her köşesinde kurt amblemleri, Türkçülük sloganları olan Irak Türkmen Cephesi’nde karşılaştığınız bozkurt işareti yapan Türkmenler bile PKK’nın kendini feshi ve çözüm süreci için “inşallah olur” diyerek konuşmaya başlıyor.
Türkiye siyasetinde de epey pozisyon almış, bir süredir Türkiye ile arası iyi olmayan Irak Meclisi üyesi Türkmen siyasetçi Erşad Salihi, “Terörsüz Türkiye gibi terörsüz bölge lazım” diye desteğini bildiriyor.
Yeni Türkmen Cephesi lideri Muhammed Seman Ağaoğlu da, PKK’dan bölgedeki Türkmenlerin de çok çektiğini, bu işin artık bitmesi gerektiğini anlatıyor.
Erbil’deki Türkmen Cephesi ofisinde Türkiye’de yanyana gelmeyecek Türkiye, Irak, Kürdistan ve Türkmen bayrakları önünde konuşan Aydın Maruf, Kürdistan bölgesel yönetiminde bakan.
Kürdistan adını, bayrağını görünce, Barzani, Talabani’nin adlarını duyunca tetiklenen Türk ulusalcılarını hızlandırılmış gezilerle buralarda dolaştırıp, Türkmenlerle görüştürmek gerek.
Davutoğlu’nun bir forumda konuşma yapmak üzere geldiği Süleymaniye’ye gitmek ise başlı başına bir açılımdı.
Türkiye’den uçak seferleri beş yıldır güvenlik nedeniyle yapılmıyor. 2017’de iki MİT görevlisinin PKK tarafından kaçırıldığı, PKK’yla arasına mesafe koymadığı için Türkiye’nin ilişkileri dondurduğu bir yer Süleymaniye.
Kubat Talabani ve KYB’li yöneticiler Türkiye’deki bu algıdan rahatsız.
KYB’li bir yönetici durumu şöyle anlatıyor:
“Celal Talabani, Kak Celal olduğu için PKK’dan itibar görüyordu. Ama şimdi bizi dinleyen yok, kimseyle bir ilişkimiz yok, Kandil bize değil, Erbil’e yakın, Irak PKK’yı yasadışı ilan edince PKK’nın tüm kurumlarını kapattık. Ama Türkiye bizim bir hukuku olduğumuzu anlamak istemiyor. Şunu emrediyoruz, yapacaksınız diyor” diye anlatıyor sorunu.
O yüzden eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun ziyareti onlar için de bir açılımın başlangıcı olarak görüldü.
Davutoğlu, resmi programının dışına çıkıp Süleymaniye çarşısında akşam vakti dolaştı, çay ocağında çay içip, çevredekilerle Kürtçe selamlaştı. Bu sırada konuştuğu herkes hemen PKK, çözüm, barış meselesine konuyu getirip desteğini anlattı. Biji Türk, biji Kürt diye sloganlar atıldı.
Kubat Talabani, anlık olarak bu akşam çarşı ziyaretinin fotoğraflarını görünce “Bir şey olacak diye kalbim yerinden çıktı” dedi Davutoğlu’na.
Ama şehrin güvenliğini test eden bu jest için memnuniyetini bildirdi.
Siyasi olarak bir süredir İran’ın etkisinde olan Süleymaniye’nin yüzü İran’a değil, Türkiye’ye dönük. Bütün çarşılarda Türk malları var. Türkiye’den mal gelemeyince İran üzerinden Türk malları daha pahalı olarak buraya akmış.
Talabani, 2017’deki referandumdan sonra bölgedeki havalimanlarında uçuşlar durdurulunca, ablukayı Şırnak Havalimanı’nı kullanarak deldiklerini anlatıyor.
Hatta Süleymaniye-Şırnak arasına Referandum Yolu adını vermişler. Şırnak’tan Paris’e uçup, Macron’la görüşmüş.
Türkiye, burada bizim gördüğümüzden daha büyük ve itibarlı bir ülke.
Mesela Mesut Barzani’nin çocukları Türkçe konuşuyorlar. Türkçe’yi Türk filmlerinden ve dizilerinden öğrenmişler.
Koruma ekibindeki pek çok kişi için de durum böyle, Türkçe biliyorlar, “nereden öğrendin” sorusunun cevabı da “Kendi kendime, Şaban filmlerinden” oluyor.
Erbil çarşısında Davutoğlu, meşhur kaleye sırtını verip bir çay ocağında otururken bir anda etrafında yüzlerce kişi toplanıp, fotoğraf çektirmeye başladı.
Hatta ilgi o kadar büyüktü ki Davutoğlu bir ara “partinin şubesini burada açalım” diye espri yaptı.
Davutoğlu’nun yanına yaklaşan herkes bildiği birkaç cümle Türkçe ile barış ve çözüm için dileklerde bulundu.
Önce Kürdistan bölgesel yönetimi devlet başkanı Neçirvan Barzani, ardından Mesut Barzani ile görüşen Davutoğlu’na burada Başbakan gibi protokol uygulandı, öyle itibar gördü.
Mesut Barzani ile görüşmesi, ailelerin katıldığı özel bir yemekle dört saat sürdü.
Hem Neçirvan hem de Mesut Barzani Davutoğlu’na en çok Bahçeli’yi sormuşlar. En merak ettikleri Bahçeli’nin açılımı.
Hatta Mesut Barzani, “Bahçeli’nin sağlığı için dua ediyoruz” demiş.
Davutoğlu, Kasım ayındaki Duhok ziyaretinden sonra Bahçeli’ye mektup yazıp, buralara gelmesini önermiş.
Türkiye, fazlasıyla kendi içine kapandı uzun süredir, çevresinden de yeniden korkar hale geldi.
Bu özgüven eksikliğini 80’lerine dayanmış Kürdistan İslam Partisi’nin lideri Selahaddin Bahaddin veciz biçimde eleştirdi:
“Siz koca imparatorluğu yönetmişsiniz, buradaki iki şehirden mi çekiniyorsunuz”.
Kürdistan adı hala tüyleri diken diken etse de 90’ların en kalın kırmızı çizgisi olan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile bu korku eşiği aşıldı.
Ama en uzun sınır komşumuz Suriye’deki Kürtlerle sürüyor.
Halbuki Haseke, Kamışlı, Kobani nüfuslarının toplamı 1,5 milyon bile olmayan, Şırnak’ın ilçelerine benzeyen kasabalar.
Ahmet Türk, 45 milyon Kürdün yüzü Türkiye’ye bakıyor derken haklıydı.
Eğer, PKK ve silah aradan çekilirse, Türkiye Kürt komşuları ile sınırların hükümsüz kaldığı bir sosyal, ekonomik ve kültürel birlikteliğe doğru gidebilir. Bu hem Türkiye’ye hem de Irak’a ve Suriye’ye iyi gelir.
PKK meselesi bu doğal akışta artık herkes için zamanı gelmiş, kurtulunması gereken bir kambur.
Ama burada bunun sulh içinde, Kürtlerin hakkı hukuku gözetilerek yapılması isteniyor.
Davutoğlu, sık sık silah bırakma sürecinin hızlanması vurgusu yaptı:
“Araya gülyabeniler girmeden bu silah bırakma seromonisi yapılmalı. O yapıldıktan sonra süreç hızlanır. PKK bir daha silaha dönüp, kendine militan da bulamaz.”
Özellikle İran ve İsrail!’in süreci bozacak hamlelerinden endişe ediliyor.
PKK’sız bir Türkiye, PKK’sız bir Irak demek. O yüzden bu bölgedeki aktörler sürecin merkezinde duruyorlar.
Anlaşılan Ankara ile özellikle Erbil arasında çözüm süreci merkezli görüşme trafiği yoğun. Talabanilerle de görüşülüyor.
Talabani cephesi de her türlü yardıma açık.
Hatta bir KYB yetkilisi “peki Kandil ne olacak” sorusuna şöyle espriyle cevap veriyor:
“Kayak pisti olur. Biraz riskli bir kayak pisti olur tabii, pistten çıkan mayına basabilir”
Uzun yıllar dağlara ve silaha sığınan Irak’taki Kürtler, artık böyle anılmak istemiyor. Barzaniler ve Talabaniler bu devrin Kürtler için kapandığını söylüyor.
Türkiye’de Diyarbakır dışındaki Kürt şehirlerin hepsinden gelişmiş bir şehre dönen Erbil’e bakınca bunun somut sonucunu görüyorsunuz.
Bu devir PKK için de aslında bu yüzden kapanıyor.
Direnen sadece zamana karşı mücadele eder…
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025