Alper GÖRMÜŞ
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Demokratikleşme Programı’nın yayımladığı “Ergenekon’un Öteki Yüzü: Faili Meçhuller ve Kayıplar” başlıklı raporu ele almaya başlamış, fakat MGK’nın 2004 raporu nedeniyle ikinci yazıyı bugüne ertelemiştim.
Malum, Ergenekon davası “hükümete karşı darbe girişimleri” üzerine odaklanmış, “Fırat’ın ötesindeki” faili meçhul cinayetleri ve kayıpları ıskalamıştı.
Raporu yazan avukat Gülçin Avşar, bir bölümü Ergenekon davasının sanıklarıyla bağlantılı 10 bin civarında “faili meçhul ve kayıp” dosyasının bulunduğunu, buna karşılık şu anda mahkemesi yürüyen vaka sayısının 10 civarında olduğunu söylüyor.
Raporda, başta emekli albay, Ergenekon davasında hüküm giymiş Arif Doğan’dan ele geçirilen JİTEM belgeleri olmak üzere bazı belgelerin “devlet sırrı” oldukları gerekçesiyle açıklanmaması, davaların ilerleyememesinin en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu titizlik, zaman zaman iddia edildiği gibi JİTEM operasyonlarının bir Milli Güvenlik Kurulu kararına dayandırılarak yürütülmüş olmasıyla ilgili olabilir mi?
Ben bunu çok kuvvetli bir ihtimal olarak görüyorum.
Silopi kayıpları da ‘öteki yüz’deymiş...
Gülçin Avşar ve arkadaşlarının Ergenekon dosyaları arasında yürüttükleri kazı çalışması, yukarıda dediğim gibi Ergenekon sanıklarıyla “Fırat’ın ötesi”ndeki cinayetler arasındaki bağları da ortaya seriyor.
Bugün bunlardan birini, ortaya çıktığında çok büyük bir infiale yol açan, bir medya rezaleti boyutu da olan 2001’deki Silopi kayıplarıyla ilgili bir gizli tanıklığı aktaracağım size...
İtiraf edeyim ki, ben Ergenekon dosyalarındaki bu tanıklıktan haberdar değildim. Duruşmalarda okunduğu halde şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamasına bakılırsa, sadece ben değil, hiç kimse haberdar değilmiş... Belki de Gülçin Avşar ve arkadaşlarının emeği olmasaydı hiçbir zaman öğrenemeyecektik.
Bu haber atlama biz gazetecilerin hanesine “eksi” yazılmalı, fakat en çok da benim haneme...
Çünkü 26 Ocak 2001’de Silopi Jandarma Komutanlığı’na çağrılan, o çağrıya uyan ve bir daha da kendilerinden haber alınamayan DEHAP Silopi ilçe yöneticileri Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’la ilgili gelişmeleri ilk günden itibaren izleyip basını, olayı haberleştirmeye çağıran (ve başarısız kalan) birkaç gazeteciden biriydim... Dolayısıyla, bu haberle ilgili biraz sonra aktaracağım tanıklığı ıskalamamalıydım, dolayısıyla en büyük “eksi” bana...
O tanıklığı okuyunca anladım ki, olayla ilgili olarak şimdiye kadar kullandığımız “kayıp” ifadesi eskide kalmış bir ifadedir.
Meğer iki parti yöneticisi, kapısından adım attıkları Jandarma Komutanlığı’ndan aynı gün açık araziye götürülmüşler ve orada katledilmişler... Gizli tanık bunları ayrıntısıyla anlatıyor...
“Kayıp”ların gerçekleştiği günlerde Kürşat Bumin ve Ümit Kıvanç’la birlikte bir internet sitesi üzerinden (Medyakronik) Türk basınını çığlık çığlığa ve haftalar boyunca göreve çağırdığımızı hatırlıyorum: “Belki de henüz öldürülmemişlerdir, lütfen yaz Hürriyet, lütfen yaz Sabah...”
Fakat olmadı... Hürriyet tam bir ay sonra icabet etti davetimize, Sabah ise hiçbir zaman... Radikal bile 13. günde verdi ilk haberi, düşünün artık... (O günlerde Medyakronik’teki çırpınışımızı şu linkten izleyebilirsiniz: http://www.medyakronik.net/arsiv/subat2001_arv.htm
İşte, suçları a) bir partinin yöneticisi olmak ve b) bölgenin jandarma komutanının “partiyi bırakın” talimatına uymamak olan iki talihsiz insanın Ergenekon dosyalarındaki öyküsü...
Gizli tanık İlkadım anlatıyor
“Levent ERSÖZ (2000-2001’de Şırnak Jandarma Alay Komutanı, tuğgeneral, Ergenekon’dan hüküm giydi –A. G.) İsmail CÖMERT’e o dönem DEHAP Silopi İlçe başkan ve başkan yardımcıları olan Serdar TANIŞ ve Ebubekir DENİZ’in takip edilmesini söylemiş. Biz bu adamları yaklaşık on gün boyunca takip ettik. Her iki şahsın da yaptığı her şeyi izliyor ve bazen de kamera ile kayıt altına alıyorduk.
“Biz bu şahısları takip ettiğimiz dönemin sonunda bir gün Levent ERSÖZ Silopi İlçe Jandarmaya geldi. Biz de oraya gittik. Jandarma Komutanı Yüzbaşı Süleyman CAN Levent ERSÖZ’ü kapıda karşıladı ve tekmil verdi. Hep birlikte İlçe Jandarma Komutanlığına girdik.
(...)
“Biz ilçe Jandarmada beklerken Selim GÜL, İsperti Aşiretinden olan ve çevrede Arap Tosun olarak bilinen kişiyi arayarak yanına çağırdı. Selim GÜL Arap Tosun’a, Ebubekir DENİZ ve Serdar TANIŞ ile müsait bir yerde buluşmasını ve ifadeleri olduğunu söyleyerek karakola göndermesini söyledi. Arap Tosun ayrıldıktan 1,5-2 saat sonra Ebubekir DENİZ ve Serdar TANIŞ Silopi İlçe Jandarmaya geldiler. Levent ERSÖZ bu kişileri yanına aldı ve 3-4 dk. baş başa kaldılar. Ancak ne konuştuklarını bilmiyorum. Ebubekir DENİZ ve Serdar TANIŞ Levent ERSÖZ’ün odasından her iki yanlarında yukarıda isimlerini saydığım kişiler kollarına girmiş vaziyette dışarı çıktılar ve sorgu odasına götürdüler. Öğle saatleri olması dolayısıyla yemeğe gittik.
“Şahısların sorgu odasına götürülmelerinin üzerine Süleyman CAN Selim, GÜL’ün yanına gelerek “ben bu yaptığınızı burada kabul etmem. Siz adamlara olmadık işler yapıyorsunuz. Sonra bizim başımız ağrıyor” dedi. Selim GÜL de ‘tamam komutanım’ dedi.
“Bu konuşma sonrası Selim GÜL Levent ERSÖZ’ün yanına çıkmış ve Süleyman CAN’ın karşı çıktığını anlatmış. Sorgu odasında Ali Bş. Çvş, Hüseyin Uzm. Çvş ve Abdullah Uzm. Çvş kaldılar.
“Biz yemekten döndükten sonra Levent ERSÖZ’ün yanına gittik. Biz Levent ERSÖZ’ün yanına gittiğimizde Levent ERSÖZ Süleyman CAN’ın Selim GÜL’e söylediklerinden dolayı elindeki kitapla Yüzbaşı Süleyman CAN’ın kafasına vurarak ‘sana akıllı ol, akıllı ol dedim’ diyordu.
“Biz oradan ayrıldıktan sonra ben dolaşmak için dışarı çıktım ve saat 16.30 sıralarında tekrar İlçe Jandarmaya döndüm. Ben döndüğümde çıkış yapmak için hazırlandıklarını fark ettim. Bu esnada Ebubekir DENİZ ve Serdar TANIŞ ağızları bantlı ve elleri bağlı şekilde Broadway marka aracın bagajına kondular. Bagaja sığmadıkları için kapak zorlukla kapatıldı. Daha sonra üç araçla Levent ERSÖZ, İsmail CÖMERT, Selim GÜL, Abdullah Uzm. Çvş. Ali Kemal, Veli Bş. Çvş. isimli şahıslarla birlikte Hezil çayı ile Cizre suyunun birleştiği yer olan ve üçgen olarak adlandırılan yere gittik. Burası Kuzey Irak, Suriye ve Türkiye sınırlarının birleştiği yerdir.
“Biz oraya yaklaştığımızda Broadway önümüze geçti ve bizden önce üçgene girdi. Orada Ebubekir DENİZ ve Serdar TANIŞ bagajdan çıkartıldılar. Her iki şahıs da bagajdan çıkartıldıklarında çok kötü bir vaziyettelerdi çünkü daracık bir yerde 15-20 km elleri ve ağızları bağlı bir vaziyette getirilmişlerdi. Ben oraya varana kadar şahısların yolda ölebileceklerini bile düşünmüştüm. Daha sonra bu şahıslar Levent ERSÖZ, Serdar TANIŞ’a hitaben ‘ben sana akıllı ol dedim’ dedi ve G3 ile bir el ateş etti. O esnada Levent ERSÖZ’ün ateş ettiği kovan kaybolduğu için bir süre bu kovanı aradık ve bulduk.
“Daha sonra Ali Kemal ve Veli keleşlerle bu iki şahsı taradılar. Biz oradan ayrılırken Selim GÜL ve Ali Kemal orada kaldılar. Bana göre bu iki kişi oradaki cesetleri yok etmek için kaldılar.”
Kürt sorunundaki Türk sorunu...
Müsaadenizle, bu kıssadan ve benzeri binlerce kıssadan bir hisse çıkartarak bitirmek istiyorum...
Biliyorsunuz, bir Kürt meselemiz olduğunu nihayet kabul ettikten hemen sonra bu kabulün yanıbaşına bir de rezerv ekledik: “Ama” dedik, “Kürt meselesinin çözümünü tartışırken Türklerin hassasiyetlerini de unutmamalıyız...”
Doğru, var böyle bir hassasiyet ve bu çözüm yolunda bir sorun teşkil ediyor...
Fakat bu hassasiyet nasıl oluştu? Bilgiyle mi oluştu, bilgisizlikle mi oluştu?
Her fırsatta yineliyorum: Şurası çok açık, “Kürt sorunundaki Türk sorunu” özünde bir bilgisizlik; bilgisizliğe bağlı bir duyarsızlık; duyarsızlığa bağlı bir kibir sorunudur.
Bugün toplumda milyonlarca insan “Kürt sorunu”nun PKK’nın eylemleriyle birlikte 1983’te başladığına; o tarihten itibaren de PKK’lıların sırf “kötülük” olsun diye dağa çıkıp insan öldürmeye karar verdiklerine inanıyor. Ne ondan önce “ora”larda neler olduğunu biliyor, ne Diyarbakır Cezaevi’ni biliyor, ne 1990’lardaki faili meçhuller dönemini biliyor, ne de Silopi kayıplarını (cinayetlerini) biliyor.
İşte bunlar bilinmediği için, Kürt sorunundaki Türk sorunu, Türklerin, ortada ciddi hiçbir neden yokken Kürt gençlerinin “kana susadıkları için” dağa gittiklerine inanmaları sorunu olarak ortaya çıkıyor.
Kürt sorunundaki Türk sorununu aşabilmek için Türklere “ora”da ne olduğunu anlatacak bir medyaya ihtiyacımız var.
İşte fırsat: 10 binde 10 olsa da, şu anda yürümekte olan faili meçhul ve kayıp davalarında böyle yüzlerce hikâye var ve onların hepsi medya tarafından anlatılmayı bekliyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Erdoğan, temel saflaşmanın eksenini 10 yıl sonra bir kez daha değiştirmeye çalışıyor: ‘Millîlik’ yerine ‘Kürtlü millîlik’
21.07.2025 - Erdoğan’ın imkânsız hayali: Suriye’de Rojava’yı Türkiye’de CHP’yi kendi kaderine terk etmeye razı bir Kürt hareketi
14.07.2025 - Doğru, ülke güvenliği demokrasisiz de sağlanabilir fakat bunu durmaksızın tekrarlamakta bir sorun var
23.06.2025 - Sırada Türkiye mi var?
19.06.2025 - ‘Siyasi çözüm’ Gülen cemaatinin tabanındaki ‘aidiyet suçluları’nın psikolojik travmalarına merhem olabilir mi?
17.06.2025 - “DEM, demokrasiye ihanet ediyor” korosuna karşı cesur, âdil, ahlaklı bir cevap; Özgür Özel’den…
8.06.2025 - Demokratikleşme olmadan barış mümkündür fakat bunu durmaksızın tekrar etmekte bir problem var
1.06.2025 - Vicdan duygusunun sızamadığı bir sevme biçimi olarak ultra milliyetçilik
11.05.2025 - Kürt sorunu, PKK sorunu, PKK’lılar sorunu
8.05.2025 - İrfanından nasiplenebilecek miyiz?
4.05.2025
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Nükleer başlıklı yorumcu
Ekonomik kriz 2007 den beri var Ekonomik kriz Türkiye de de mevcut zaten çıkarmalarına gerek yok var olan bişey çıkarılmaz. sadece hükümet krizi iyi yönetiyor o kadar Şu anki genelkurmay başkanına evet güvenimiz yok bu tesbitinize katılıyorum sayın emre uslu.
Fatih Köstem
Emre Bey siz eğer Ergenekon ve Balyozdaki sahte delillerden bahsetmezseniz, o davalardaki haksızlıkları görmezden gelmeye devam ederseniz, sanık sıfatıyla yer alan almayan herkesi sanki darbeci, egenekoncu, pkk ile işbirlikçi diye etiketlemeye devam ederseniz Türkiye tarihinde ve bizlerin zihin ve vicdanlarında "Dönem yazarı" olarak mahkum olacaksınız uyarayım...