Alper GÖRMÜŞ
OdaTV iddianamesiyle ilgili bu son yazıda, onu ciddiyetle (her şeyden önce okuyarak) ele alan ve eleştiren nadir yazarlardan biri olan AGOS Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş’ın saptadığı noktalardan, sorduğu sorulardan yola çıkarak, Ahmet Şık ve Nedim Şener’e yönelik suçlamaların delilleriyle ilgili kanaatlerimi ifade edeceğim...
“Hukuk, etik ve siyaset arasında” başlıklı yazıda Rober Koptaş, Nedim Şener ve Ahmet Şık’a isnat edilen suçları (kendi deyimiyle “iddianame merceği”) ele alıyor, fakat yazısının başlığından da anlaşılabileceği gibi meselenin “siyasi” ve “etik” yanlarının da olduğunu savunuyor. Rober Koptaş bu çerçevede Şener ve Şık’ın cevaplaması gereken bazı sorular olduğunu söylüyor ve bunları dile getiriyor. Fakat ben bu yazılarda “iddianame merceği” çerçevesinde kaldığım için, yazısının sadece o “mercek”le ilgili bölümlerinden yararlanacağım...
Ahmet Şık’a yönelik suçlamanın delilleri
Koptaş yazısında önce Ahmet Şık’a yönelik suçlamaların iddianamedeki delillerini sıralıyor:
a) Soner Yalçın’ın bilgisayarından çıktığı söylenen not,
b) Kitabın bir nüshasının OdaTV bilgisayarlarından çıkması,
c) İkinci şahısların düştüğü notlar...
Koptaş, bu delillerle ilgili olarak kendi cümleleriyle sırasıyla şu görüşleri öne sürüyor:
a)“Tek taraflı bir beyan; dolayısıyla güçlü, anlamlı bir kanıt oluşturmaktan uzak.”
b) “Tek başına ele verici bir kanıt olarak değerlendirmek mümkün değil. Çünkü bu metin Yalçın tarafından başka kişilerden de elde edilmiş olabilir.”
c) “Üzerinde düşünülmesi gereken, Yalçın ve Şık arasında bağlantı kurabilecek, yönlendirmeler konusunda soru işareti uyandıracak en ciddi unsur. Ancak, gazetecilerin, yazarların, metinleri hakkında herkesten görüş alabilecekleri düşünülecek olursa, bu unsurun da bir kanıt olarak değerlendirilmesi sorunlu.”
Koptaş, bunları böylece sıraladıktan sonra mahkeme aşamasında Ahmet Şık ve avukatlarının karşısına çıkacak bir soruyu hatırlatıyor:
“Fakat bu noktada karşımıza tutarlılık ve güvenilirlikle ilgili bir soru çıkıyor. Ahmet Şık ilk ifadesinde bu notların tamamının kendisine ait olduğunu, Express’e verdiği söyleşide ise notların bir haber kaynağına ait olduğunu, ancak basın meslek ilkeleri gereği kaynağını açıklamayacağını söyledi. İfade farklılıklarının bu konuda bir şüphe uyandırması kaçınılmaz.”
Kitaptaki “notlar” meselesi
İlk iki delille ilgili olarak ben de Rober Koptaş gibi düşünüyorum; bunların güçlü deliller haline gelebilmesi için Şık ve Yalçın arasında kitap konusunda bir irtibatın tesbit edilmiş olması gerekirdi. İddianame bu hususta sadece bu irtibatın Nedim Şener üzerinden yürütüldüğünü söyleyebiliyor; ne var ki Şık ve Şener’in kitapla ilgili ortak bir çalışma yürüttüklerine dair delil niteliğinde yine hiçbir şey ortaya koyamıyor.
Üçüncü noktaya gelince...
“İmamın Ordusu”na ilişkin daha önce tamamı basında yer alan polis inceleme tutanağından anlıyoruz ki, bu notların bazıları kesin olarak Sabri Uzun’a aittir. Bunlardan hiçbir tartışmaya açık olmayan birini aktarıyorum:
Not sahibi, kitaptaki, “O dönemde cemaatçi bir yapının içinde örgütlü olmaktan çok sadece inanç sahibi oldukları için soruşturulan bu personeli ‘koruyan’ Sabri Uzun yıllar sonra, ‘Bu adamların ne olduğunu o günlerde görememişim çok pişmanım’” cümlesinin altına şöyle yazmış:
“Bu adamların, o tarihte sadece görevleriyle ilgilendim; hiçbir personelimi inançlarına göre tasnif ederek, cezalandırma yöntemini seçmedim...”
Sabri Uzun’un kaleminden çıktığı kesin olan bu ve benzeri bölümler, notların tamamının onun tarafından yazılmış olma ihtimalini akla getirse de, bu konuda hüküm faslından bir şey söylememize imkân tanımaz. Benim şahsi kanaatim, notların tamamının ona ait olduğu yönünde... Yine, Ahmet Şık’ın ahlaki nedenlerle bunu açıklamadığını ve açıklamayacağını düşünüyorum.
Bu durumda mahkeme, tıpkı savcının yaptığı gibi notların içerik analizinden yola çıkarak bunların “Ergenekon terör örgütü”yle bağlantısının olup olmadığı üzerinde yoğunlaşacak...
Daha önce de söyledim; bu yolla bir dava kurmak kesinlikle mümkün değildir.
Ben ayrıca notların tamamının Sabri Uzun’a ait olması durumunda dahi, bunun Ahmet Şık’la Ergenekon arasında bir bağlantı anlamına gelemeyeceğini söylüyorum. İki nedenle...
Birincisi: Sabri Uzun hakkında hiçbir takibat yoktur...
İkincisi: Uzun, bu dava çerçevesinde suçlanmış ve tutuklanmış olsaydı dahi buradan yola çıkarak Ahmet Şık suçlanamazdı. Meğerki Şık, onun söz konusu örgütün bir parçası olarak kendisiyle ilişki kurduğunu bilsin... Bir gazeteci, kitabıyla ilgili eski bir polis müdüründen aldığı bilgileri, o polis müdürünün (varsa) gizli ve yasadışı ilişkilerinin farkında olmadan kullanmışsa, o gazeteci nasıl suçlanabilir?
Nedim Şener ve Haliç’te Yaşayan Simonlar
Robar Koptaş’ın Nedim Şener’e yönelik suçlamalara ilişkin değerlendirmesi de şöyle:
“İddianamenin Nedim Şener’le ilgili kısmı ise, Şener’in, Hanefi Avcı’nın kitabının yazımına katkıda bulunduğu iddiasını taşıyor. İddianın kaynağında yine Soner Yalçın’ın notları var. Nedim Şener’in, kitapla ilgili yazısındaki alıntıların kitaptan değil, metnin daha önceki bir versiyonundan yapılmış olması da bir kanıt olarak sunuluyor. Ayrıca, kitabın içindeki fikirsel tutarsızlıklar da kanıt olarak değerlendirilmiş.
“Bu noktada, kanıtlar, iddialar ve kabul edilebilirlik açısından, durum Ahmet Şık’ınkinden pek farklı değil. Soner Yalçın kaynaklı bulgular başka somut unsurlarla desteklenmiyor. Kitabın bölümlerinin çelişkili olması, Şener’in Avcı’nın kitabını yayımlanmadan görmüş olması ihtimali de bir suç değil; dolayısıyla, kanıt olarak değerlendirilmesi akla ve hukuka uygun görünmüyor.”
Ben, Koptaş’tan biraz farklı olarak, Şener’in, kitabı ancak basıldıktan sonra gördüğü konusundaki çelişkili beyanlarının mahkeme aşamasında onu ve avukatlarını zorlayacağı kanaatindeyim... Neden böyle düşündüğümü göstermek için iddianamenin bu bölümüne biraz daha yakından bakmamız gerekiyor...
Şener’in tutuklanmasından 10 gün sonra (14 Mart 2011) şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan Hanefi Avcı şöyle demiş:
“Beni Nedim 20 Ağustos’ta [2010 –A.G.]telefonla aradı, senin adına bir kitap geldi, bu neyin nesi deyince, ben de kitabı kendimin yazdığını söyledim. Bunu haber yapacaktı, nasıl yapayım diye sordu. (...) Bu konuşma dinleme kayıtlarına düşmüştür, onun çözümü yapılınca anlaşılacaktır. Nedim’in bu olayla alakalı katkısı ve bilgisi yoktur.”
Fakat iddianameden öğreniyoruz ki, kitabın yayımlanmasından 40 gün kadar sonra tutuklanan (29 Eylül 2010) Hanefi Avcı, tutuklanmasından sonra başsavcılığa bir dilekçe vererek kitabın bir word dosyasını, 20 Ağustos 2010’da polisevinde görüştüğü Nedim Şener’e verdiğini beyan etmiştir...
Savcılık, bunun, Şener’in haberindeki ve yazılarındaki alıntılarla kitabın uyuşmadığının daha sonra ortaya çıkması ihtimaline karşı yapılmış bir hamle olduğunu öne sürüyor. (Nitekim kitabın piyasaya çıkmasından sonra Şener’in yazdığı bir haber ve birkaç köşe yazısında kitaptan aldığını söylediği bazı bölümlerin başka bir nüshadan alındığı ortaya çıkmıştı. İddianamede bunlar da hatırlatılıyor.)
Burada dikkat çekici nokta, Avcı’nın word kopyayı Şener’e verdiğini söylediği günle telefon konuşmasının aynı gün gerçekleşmiş olması ve üstelik Milliyet’teki haberin de aynı gün çıkmış olması... Koptaş, “Dokümanı aldığı tarih ile yazısının gazetede çıktığı günün aynı olması, bu bilginin sahihliği konusunda şüphe uyandırıyor” diyor...
Şu soru da önemli: Hangisi önce gerçekleşti? Polisevindeki buluşma mı telefon konuşması mı? Polisevindeki buluşma telefon görüşmesini izliyorsa, bu görüşmeyle Avcı’nın kitabından haberdar olan Şener’in, haberini basılı kitaptan hazırlayıp vakit kaybetmektense, word kopyasını elde etmenin akıllıca olacağını düşünüp polisevine gittiğini ve word kopyayı elden aldığı düşünülebilir... Fakat bu durumda Avcı’nın ona neden kitabın daha önceki bir versiyonunu verdiği sorusu çıkıyor ortaya...
Yok, telefon görüşmesi Şener’in word kopyayı teslim almasından sonra yapılmışsa, o zaman da mahkeme bunun “danışıklı” bir görüşme olduğuna; telefonlarının dinlendiğini düşünen tecrübeli istihbaratçının, bu görüşmeyi Şener’in kitabın yayımlanmasından önce kitaba ilişkin hiçbir bilgisinin olmadığını göstermek üzere kurgulayıp gerçekleştirdiğine hükmedebilir.
Bu meselenin mahkemede uzun tartışmalara yol açacağını düşünüyorum.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025