Alper GÖRMÜŞ
Hep birlikte izledik: Hürriyet gazetesinin “karargâh rahatsız” aymazlığı iktidar medyası tarafından orantısız bir tepkiyle karşılaştı ve tepkileri, savcılığın haber hakkında soruşturma açması izledi. Doğrusu, bu olayda bir gazeteci olarak benim canımı savcılığın hamlesinden çok bazı gazetecilerin savcıları harekete geçmeye çağırmaları sıktı.
Geçtiğimiz günlerde Fehmi Koru kişisel blogunda, Hürriyet’in aymazlığını kat kat aşan durumlarda bile gazetecilerin bu türden meslek ihlalleriyle sözün gücünü kullanarak mücadele ettikleri eski günlere duyduğu özlemi anlattı.
Koru’nun, Eski günlerde basının bir tepkisiyle olayların seyri değişebiliyordu... Özlemişim... başlıklı yazısı şu satırlarla sona eriyordu:
“Bu yazı neden yazıldı? Şundan: Hürriyet gazetesinde çıkan bir haber ve veriliş tarzı politikacılardan müthiş tepki aldı, ardından iş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma açmasına kadar vardı.
“Benzetildiği ‘Genç subaylar tedirgin’ haberi gerçekten ‘cuntasal’ bir faaliyetin manşetleşmesiydi ve ona bizlerin gazete sayfalarından tepkimiz.. evet bu kadarı.. sonuç almak için yetmişti. Politikacılara ve savcılara gerek kalmadan.. O eski günleri özlemiş olmalıyım.”
En iyi örnek: “Genç subaylar tedirgin”
Koru’nun sözünü ettiği eski günler, 28 Şubat dönemi ile benzer cuntasal faaliyetlerin sürdüğü, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) ilk yıllarını kapsıyor... Koru, özellikle o dönemlerde cuntasal faaliyetlere karşı basındaki direnişin merkezi saydığı Yeni Şafak örneğini hatırlatıyor ve gazetede bir araya gelen çeşitli görüşlerden gazetecilerin, cunta faaliyetlerini destekleyen meslektaşlarına karşı mücadele ederken, onları karakola göndermeyi akıllarından bile geçirmediğini anlatıyor.
O günleri en iyi izleyen gazetecilerden biri olan Fehmi Koru, aradaki farkı gösterebilmek için de yine en isabetli örneği, Cumhuriyet gazetesinin Mustafa Balbay imzasıyla yayımladığı meşhur “Genç subaylar tedirgin” manşetini veriyor.
Ben bu yazıda esas olarak, Koru’nun bir cümleyle geçtiği şeyi ayrıntılandırmak; askerleri kışkırtma sadedinde, bugünün “Karargâh rahatsız” manşetinin eline su bile dökemeyeceği “Genç subaylar tedirgin” manşetine karşı o dönemin sadece “söz”le mücadeleyi tercih eden gazeteciliğini ele almak istiyorum.
Ayrıntılara geçince göreceksiniz: Mesele karakolluk olmayınca sadece Yeni Şafak ve oradaki gazeteciler değil, başka bazı gazeteler ve gazeteciler de tavır almıştı Cumhuriyet’in haberine... Fehmi Koru’nun dediği gibi, bu kadarı sonuç almak için yetmişti, politikacılara ve savcılara gerek kalmamıştı.
Oysa Cumhuriyet ve Balbay karakolluk olsaydı, hiç şüphesiz o feci manşet hak ettiği gibi eleştirilemeyecek, hadise “basın özgürlüğüne müdahale” boyutuna bürünecekti.
Eleştirinin ‘ayıplı’ bir şeye dönüşmesi
Son birkaç yıldır, bilhassa da olağanüstü hal döneminde Hürriyet’in başına gelenler türünden ne kadar çok şey yaşadık. Şahsen ben, eleştirel yaklaştığım ne kadar çok olayda kendimi tutmak, söyleyeceklerimi yutmak zorunda kaldım. Nedeni basit: Eleştiriyi hak eden fakat sadece “söz”den ibaret olduğu için yine sadece “söz”le karşılanması gereken durumlarda işin içine “medya-sosyal medya linci” ve “karakol” girince eleştiri “ayıplı” bir şeye dönüşüyor ve insanın eli hak edeni eleştirmeye varmıyor. Mesela “akademisyenler bildirgesi”nde öyle oldu, mesela modacı Barbaros Şansal’ın tutuklanmasında öyle oldu... Nihayet Hürriyet’in “Karargâh rahatsız” aymazlığının karakolda bitmesinde yine öyle oldu...
Akademisyenler bildirgesinde, iddia edildiği gibi “terör örgütü propagandası” sayılabilecek tek bir satır bile yoktu, suçlama tümüyle haksızdı, fakat bildirge akılla değil inanç ve öfkeyle kaleme alındığı için analiz boyutundan yoksundu, tek yanlı ve sübjektifti ve o nedenle ikna edici de olamadı. Bugün, bizzat Halkın Demokrasi Partisi (HDP) yetkilileri o günleri ve “hendek savaşları”nı ele alırken devlet politikalarının yanı sıra PKK’yı da eleştiriyorlar.
Barbaros Şansal hadisesi: Yılbaşı gecesi Kıbrıs’tan Türkiye’ye gönderdiği “kutlama” metninin dili korkunçtu; nefret duygusunun eşlik ettiği bir siyasi pozisyonun insanı nerelere sürükleyebileceğini, twitter’a koyduğu o videodan daha iyi hiçbir şey gösteremezdi... Bunları söylemek isterdim, fakat uğradığı linci ve ardından gelen tutukluluk kararını görünce söyleyemedim, yutmak zorunda kaldım.
Oysa neticede “söz”den ibaret bu olaylar karakolda bitmeseydi ve sahiplerini istediğimiz gibi eleştirebilseydik, bundan elde edeceğimiz toplumsal yarar çok daha yüksek olurdu. Şimdiyse akıllarda sadece ifade özgürlüğünün iktidar ve ona yakın medya tarafından sertçe bastırıldığına dair bir resim var.
“Genç subaylar tedirgin”de ne olmuştu?
Yukarıda da dediğim gibi Fehmi Koru haklı: Sorunlu bir “söz”ü hak ettiği gibi sadece “söz”le karşılamanın çok daha etkili sonuçlar doğuracağını anlamak için 2003’teki Genç subaylar tedirgin manşetinden daha iyisi bulunamaz... Bakalım manşet yayımlandıktan sonra neler olmuş?
O manşete karşı dönemin Yeni Şafak’ında Kürşat Bumin’le birlikte haırladığımız Kronik Medya’daki eleştirileri ve genel olarak Yeni Şafak’ın yürüttüğü mücadeleyi geçiyorum... Fakat tekrar edeyim: Eleştirilerimiz ne kadar sert olsa da o günlerde hiçbirimizin aklına, Cumhuriyet’i ve Mustafa Balbay’ı sacvılara jurnallemek gelmemişti...
Yine, Cumhuriyet’in manşetini problemli bulup tavır alan başka gazeteler de sadece eleştiriyle yetinmişti. En farklı tavır alan gazeteler Vatan ve Radikal olmuştu. İkisi de bu iddiaya haber muamelesi yapmayı reddetmişti:
Vatan: “Vatan, doğrulatamadığı, ancak son zamanlarda sık sık yapıldığı gibi Ankara kulislerinde şahin kadrolar tarafından bazı kulaklara fısıldanan bu konuyu ülkenin gündemine taşımayı uygun bulmadı."
Radikal genel yayın yönetmeni İsmet Berkan: “Asker-sivil ilişkilerinin bu ülkede nasıl yürüdüğünü az çok bilenlerdenim. Ben, hiçbir Genelkurmay Başkanı'nın bir başbakana gidip 'Genç subaylar tedirgin' diyeceğine inanmam. O Başbakan İsmet Paşa bile olsa, bir Genelkurmay Başkanı hiçbir şart altında bu sözü sarf etmez, edemez. İşte bu yüzden biz Radikal'de bu haberin yalanlanmasını ya da doğrulanmasını bekledik. Her ikisi de olmayınca, kendi kaynaklarımızdan kontrol edemediğimiz bir haberi yayımlamayı da doğru bulmadık."
Merkez medyada manşete karşı sert eleştiriler kaleme alan köşe yazıları da eksik değildi... Bütün bunların sonucunda, Genç subaylar tedirgin manşeti kısa bir süre içinde sahibini utandıran bir gazetecilik zilleti olarak anılmaya başladı.
“Karakol” Başbakan’ın da aklına gelmemişti
Cumhuriyet’in manşetini karakola göndermek o günlerde sadece gazetecilerin değil, o manşetin doğrudan hedefi olan Başbakan’ın da aklına gelmemişti. Başbakan Erdoğan da sadece manşeti eleştirmekle yetinmiş, bunun çok kötü bir gazetecilik olduğunu söylemişti... Bunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hürriyet’in “7 eleştiriye 7 cevap” manşetindeki eleştirilerden biriyle ilgili olarak Genelkurmay Başkanı’nın ve kuvvet komutanlarının dava açması gerektiğini söylemesiyle kıyaslayın. (Geçtiğimiz ay Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Kardak kayalıklarına feribotla yaklaşmış, bu da muhalefet çevreleri tarafından “turistik gezi” olarak nitelenmişti.)
İşte sızlandığım şey tam da bu: Diyelim siz hem “turistik gezi” nitelemesini ifade özgürlüğü kapsamında bir hak, bir politik eleştiri olarak görüyorsunuz, hem de bu eleştiriye karşı söyleyecek sözünüz var. Şimdi, ülkenin cumhurbaşkanı bu “söz”ün karakolluk bir suç olduğunu söylediğinde duygunuz nasıl şekillenir? Söyleyeceklerinizi yutmak gelmez mi içinizden?
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025