Alper GÖRMÜŞ
Serbestiyet’teki 29 Mayıs tarihli yazım, 15 Temmuz günü öğle saatlerinde MİT’e yapılan ihbarın bir darbe ihbarı olduğunun ortaya çıkmasına dairdi... Yazıda, bu yeni bilginin hem 15 Temmuz gününe dair soru işaretlerini artırdığını hem de onların aydınlatılması yolunda önemli bir adım olduğunu belirttikten sonra ilave etmiştim: “Tabii böylece Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın izah etmeleri gereken noktaların altı bir kez daha kalın çizgilerle çizilmiş oldu.”
O yazıdan bir gün sonra, Hulusi Akar’ın TBMM 15 Temmuz Darbesi’ni Araştırma Komisyonu’na gönderdiği yazılı cevaplar gazete haberlerine yansıdı.
Akar’ın cevapları, 15 Temmuz’da MİT’e yapılan ihbarla ilgili olarak akla yeni soru işaretleri getiriyor.
Bu yazıda, Hulusi Akar’ın Komisyon’a gönderdiği metni madde madde izleyerek o güne dair sorular sormaya devam edeceğim.
Akar’ın cevaplarından önce: Özet
Yeni Şafak gazetesinin 20 Mayıs’ta manşetten yayımladığı “İşte o binbaşının ifadesi” başlıklı çarpıcı ve çok önemli habere kadar, 15 Temmuz 2016’nın öğle saatlerinde MİT’e giderek ihbarda bulunan O.K. adlı binbaşının tam olarak neyi ihbar ettiğini bilmiyorduk. Çünkü, 20 Mayıs 2017 itibariyle mevcut bilgilerimiz, O.K.’nın ifadesinin alınmadığı ya da alınamadığı yönündeydi.
Oysa Yeni Şafak’ın yayımladığı Ağustos 2016 tarihli savcılık ifadesinden anlaşılabileceği gibi, O.K., net bir darbe ihbarında bulunmuştu:
“Bana (MİT’te) ne olacağını sordular, ben de büyük bir faaliyet olabileceğini, hatta darbe faaliyeti olabileceğini söyledim. ‘Çok kan akacak’ dediklerine göre, bu faaliyetin iyi niyetli bir faaliyet olmadığını söyledim. Hatta kendilerine YAŞ kararlarında FETÖ’cülere karşı büyük bir temizlik olabileceği sürekli yazılıyor. Bu nedenle YAŞ öncesinde bir darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.”
29 Mayıs’ta, esrarengiz binbaşının ifadesinde yer alan fakat Yeni Şafak’ın haberinde yer almayan bir ibare bu defa Hürriyet gazetesine (29 Mayıs) sızdırıldı. Buna göre, binbaşı O.K., ifadesinde “‘Darbe olabilir’ kelimesini kullandığımı çok iyi hatırlıyorum” demişti.
Bu durumda, yani O.K.’nın ifadesinden sonra kritik sorunun şöyle şekillendiğini yazmıştım:
“Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan o gece bir darbe girişiminde bulunulacağını önceden öğrendilerse, onu önlemek için verdikleri emir ve talimatların içeriği neden bu bilgiyle uyumlu değildi?”
Gelin şimdi de, Hulusi Akar’ın Meclis Komisyonu’na gönderdiği cevapların davet ettiği başka kritik soruların izini sürelim...
Akar ilk ifadesinde o gün Fidan’la görüştüğünü neden belirtmemişti?
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Meclis Komisyonu’na gönderdiği yazılı metinde, O.K.’nın ihbarından sonra MİT ve Genelkurmay arasında sürdürülen iletişimin ardından, bizzat kendisinin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı telefonla arayarak Genelkurmaya davet ettiğini anlatıyor:
“(...) Konunun ehemmiyetine binaen, derhal telefonla MİT Müsteşarını arayarak Genelkurmay Karargâhına davet ettim. Ben, YAŞ çalışması için Genelkurmay Karargâhında bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı ve Gnkur2'inci Bşk ile görüşürken Sayın MİT Müsteşarı Genelkurmay Karargâhına geldiler. MİT Müsteşarı olayı tekrar anlattı...”
Oysa Hulusi Akar, darbe girişiminden üç gün sonra, 18 Temmuz’da savcılığa tanık olarak verdiği ifadesinde, O.K.’nın ihbarından sonra Hakan Fidan’ın Genelkurmay binasına gelip kendisiyle görüştüğü bilgisine yer vermiyordu. Akar’ın 18 Temmuz’daki anlatımına göre, 15 Temmuz günü odasında çalışırken Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler yanına gelip MİT’e ulaşan istihbaratı aktarmış, ayrıca bu konuyu görüşmek üzere MİT’ten bir heyetin Genelkurmay’a doğru yola çıktığı bilgisini vermişti.
Akar, 18 Temmuz’daki ifadesinin bu bölümüne, "Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile acilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık” cümlesiyle başlıyor, alınan tedbirleri sıraladıktan sonra, “Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti" diyordu.
Yani Akar, ne “yolda” olan MİT heyetiyle görüşmeden ne de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la yüzyüze görüşmeden söz ediyordu 18 Temmuz’daki ilk ifadesinde...
İki ifade arasındaki bu farklılık akla şu soruyu getiriyor: O geceye, o geceden sadece üç gün sonra tanıklık ederken bu kadar önemli bir noktanın (Hakan Fidan’ın Genelkurmay’a davet edilmesi ve onunla yüzyüze görüşülmesi) unutulmuş olabileceği düşünülebilir mi? Elbette düşünülemez. Peki, bu durumda bu tuhaflığı nasıl açıklayacağız? Mantık sınırları içinde kalacaksak, bu soruya, Hulusi Akar’ın 15 Temmuz akşamında Hakan Fidan’la başbaşa görüştüğü bilgisini, 18 Temmuz’daki ifadesinde savcılardan esirgediğinden başka bir cevap verilebilir mi?
Soruya verilebilecek bu yegâne mantıklı cevap, bir başka akıl yürütmeyi daha davet ediyor: Akar bu bilgiyi savcılardan bilerek esirgediyse, bunu Hakan Fidan’la ortaklaşa alınmış bir karara binaen yapmış olmalıdır; aksi takdirde bu ifade Hakan Fidan’ın yalanlamasına açık olurdu ve bu da Akar açısından büyük bir risk oluştururdu.
Şâyet durum böyleyse, neden böyle bir şeye gerek duydular? Neden 15 Temmuz akşamı, darbenin fitili henüz fiilen ateşlenmeden yüz yüze görüştüklerini savcıların ve kamuoyunun bilmesini istemediler?
O.K.’nın ihbarı MİT’in sansürüne mi uğradı?
Akar, Komisyon’a gönderdiği cevap metninde, “MİT'ten gelen istihbaratta darbe söz konusu olmayıp MİT Müsteşarına karşı yapılacağı iddia edilen bir operasyon ile ilgiliydi” diyor.
Bu durumda MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, Binbaşı O.K.’nın bir darbe ihbarında bulunduğu bilgisini Hulusi Akar’dan gizlemiş olması ihtimali akla geliyor... Bunu izale edecek tek bir şey var: Binbaşı O.K. her ne kadar ifadesinde darbe ihbarında bulunduğunu söylemiş olsa da, 15 Temmuz’da MİT’e gittiğinde aslında “darbe” ihtimalinden söz etmemişti; yani ya o gün ne söylediğini yanlış hatırlıyordu ya da düpedüz yalan söylüyordu.
Nitekim Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz, Akar’ın cevaplarının Meclis Komisyonu’na ulaşmasından bir gün önce (29 Mayıs) bir MİT yetkilisinin kendisini arayarak, O.K.’nın 15 Temmuz’daki ihbarının sadece MİT’le ve MİT müsteşarıyla ilgili olduğunu söylediğini yazdı.
O.K. ifadesinde gerçeği dile getirmişse...
Şâyet gerçek, MİT yetkilisinin Mehmet Yılmaz’a ifade ettiği gibiyse, o zaman Fidan’ın 15 Temmuz’daki görüşmelerinde Akar’a kendilerine gelen istihbaratın darbeyle ilgili olmadığını söylemesi makul görünüyor.
Fakat binbaşının ifadesinin aylar boyunca gizli kalmasını, MİT’in bu amaç doğrultusunda gayret sarf ettiği iddialarını, binbaşının ifadesini alan savcıların tenzil-i rütbeyle görev yerlerinin değiştirilmesini, nihayet ifadenin devlet içindeki bazı güçler tarafından iki aşamada basına sızdırılmasını göz önünde bulundurduğumuzda, O.K.’nın 15 Temmuz’da bir darbe ihbarında bulunmuş olması ihtimali çok daha güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor...
Gerçeği bu ihtimalin temsil ettiği varsayımından yola çıktığımızda ise tablo şöyle şekilleniyor:
MİT Müsteşarı Hakan Fidan 15 Temmuz akşamı saat 18:00 civarında Genelkurmay binasına girdiğinde bir darbe girişiminin başlamasının an meselesi olduğunu biliyordu ve bunu böylece Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a da aktardı...
Buradan itibaren ise bir dizi tekinsiz ihtimalle yüzyüze kalıyoruz...
Geçen yazımda Korgeneral Zekai Aksakallı ve Orgeneral Ümit Dündar’ın ifadelerinden de aktardığım gibi, darbe ihbarı almış bir Genelkurmay birkaç emirle darbecileri kışlalarda kilitleyebilir ve darbeyi başlamadan önleyebilirdi.
Fakat biliyoruz ki bu yapılmadı (unutmayın, ihbarın darbe ihbarı olduğu ve MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanı’nın bunu bildikleri varsayımından hareket ediyoruz)... Ya ne yapıldı? “Daha büyük bir planın parçası olabileceği” değerlendirilen, fakat “darbe” olarak değerlendirilmeyen ihbarla ilgili olarak 17:00 – 18:00 civarında bazı emirler verildi ve uygulamaya konuldu.
Bu durumda şeytanın “sor” dediği soru şöyle şekilleniyor: İhbarcı binbaşının ihbarından sonra alınan tedbirler neden Birinci Ordu Komutanı Ümit Dündar ve Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın söylediği gibi darbecilerin kullanmayı planladığı potansiyel gücün tamamının kışlalarda “kilitlenmesine” mâtuf olarak değil de, bir bölümünün kışlalardan çıkabilmesine imkân tanıyacak bir düzeyde şekillendi?
O.K.’nın ifadesini o günlerde bilseydik?
15 Temmuz günü öğle saatlerinde MİT’e giden binbaşının bir darbe ihbarında bulunduğu, mesela darbeden birkaç gün sonra biliniyor olsaydı, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan şu iki soruya yoğun bir biçimde maruz kalacaklardı:
Birincisi: Bu ikili o gece bir darbe girişiminde bulunulacağını önceden öğrendilerse, darbeyi önlemek için verdikleri emir ve talimatların içeriği neden bu bilgiyle uyumlu değildi?
İkincisi: Bir darbe ihbarı nasıl olur da ülkenin başbakanına ve cumhurbaşkanına iletilmezdi? (Böyle bir bilgi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletilseydi, Erdoğan’ın emirleri darbenin “başlamadan bitirilmesini” sağlayacak yönde olmaz mıydı?.. İki üst düzey kamu görevlisi, “başlamadan bitirilmiş” bir darbenin ardından suçluları açığa çıkarmak için girişilecek bir kısmı beyhude bürokratik çabayı göze almak yerine, darbecilerin harekete geçip iyot gibi açığa çıkmalarının daha iyi olacağını düşünmüş olabilirler mi?)
Sonuç olarak: Binbaşı O.K.’nın ifadesinin ortaya çıkmaması için, çıktıktan sonra da içeriğinin “darbeyle ilgili olmadığını” göstermek için sergilenen bütün bu gayretler... Keza Genelkurmay Başkanı Akar’ın darbeden üç gün sonra verdiği ifadede o gece Fidan’la yüz yüze görüştüğünü “unutması”na dair bütün o muğlaklıklar, MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı’nın 15 Temmuz’da kendilerine bir darbe ihbarı yapıldığının bilinmemesini daha uygun bulmalarıyla ilgili olabilir mi?
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025