Alper GÖRMÜŞ
Evet, bir puro bazen sadece bir purodur denmiştir ama bazen de değildir; şimdi ele alacağımız hikâyede olduğu gibi...
Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, ilk bakışta “Ne var bunda, askeri prosedürün sıradan bir işleyişi” dedirten bir gerekçeyle görevinden alındı ve Genelkurmay Başkanlığı emrine verildi.
Gerekçe (ya da itham), Deniz Kuvvetleri bünyesindeki bir alım ihalesine yaptığı müdahalenin yasal olmadığı ve suç teşkil ettiğiydi. Bu nedenle hakkında bir soruşturma açılmıştı ve böyle durumların sıradan ve zorunlu bir uygulamasıyla soruşturma sonuçlandırılıncaya kadar görev yerinin değiştirilmesine karar verilmişti.
Ne var ki bu “sıradan” uygulamayı “bir puro bazen sadece bir purodur”la açıklanamayacak hale getiren ve işin içinde iş arayanlara hak verdirten şeyler vardı. Mesela Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile aralarında gerilim olduğuna dair bir süredir ortalıkta dolaşan söylentiler... Mesela, kendilerine Yaycı’yla benzer suçlamalar yöneltilen ast kademedeki görevlilere amirleri soruşturma izni vermezken, Akar’ın Yaycı’nın dosyasını sivil savcılığa göndermesi...
Cihat Yaycı, tohumları 17-25 Aralık’tan (2013) sonra atılan, 15 Temmuz (2016) darbe girişiminden sonra da kökleşen AK Parti-Ulusalcılar ittifakının asker kanadının sembol isimlerinden biriydi.
Ulusalcı yazarların onun adını, tıpkı kendisi gibi 15 Temmuz’da hükümetin yanında darbeye karşı direnmeyi seçen fakat sonradan kızağa çekilen eski Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı ve eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Metin Temel ile birlikte anmaları boşuna değil: Ulusalcılara göre Cihat Yaycı olayı, ordu içinde öne çıkan ulusalcı komutanları etkisizleştirme hamlesinin yeni bir aşamasını temsil ediyordu.
Fakat Cihat Yaycı hamlesinin Aksakallı ve Temel hamlelerinden çok daha büyük bir tepkiye yol açmasının üzerinde ayrıca durmak gerekir. Bunun nedeninin, her yeni hamlenin, hamleyi yapanın niyetini daha da açığa çıkarması ve bunun den rahatsız olanların rahatsızlığını daha da büyütmesi olduğu öne sürülebilir. Fakat her yeni hamle ille daha büyük bir tepkiye yol açmayabilir; etkisizleştirilen kişinin ağırlığı ve önemi yoksa, ortaya hiç tepki çıkmayabilir bile. Ne var ki Cihat Yaylı “üçlü paket” içinde sadece en son etkisizleştirilen kişi değil, aynı zamanda rütbesi onlardan düşük olsa da ağırlığı ve önemi en fazla olan kişiydi.
İktidarın beka siyasetine omuz veren amiral
Tümamiral Cihat Yaycı’yı kızağa çeken kararnamenin altındaki “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan” imzası, onu öne çıkaran temalar gözönüne alındığında hayli şaşırtıcıydı. Çünkü Yaycı, iktidarın “beka” siyasetinin birkaç temel veçhesinden ikisinin mimarları arasında sayılıyordu ve bu pozisyonuyla yalnız iktidar destekçisi kalem ve söz erbabından değil, doğrudan Erdoğan’dan da övgüler alıyordu.
İktidarın sözünü ettiğim beka siyasetinin iki veçhesinden biri “FETÖ”ye karşı mücadele, ikincisi de Doğu Akdeniz’deki nüfuz mücadelesi...
Cihat Yaycı, 15 Temmuz’un ardından devlet kurumlarında yürütülen açık tasfiye operasyonlarından sonra açılan “kripto FETÖ’cüleri bulma ve tasfiye etme” cephesinin temel cephanesi sayılan “Fetömetre”yi geliştiren kişiydi. Soruşturmalarda yaygınca kullanılan “Fetömetre” ve dolayısıyla Cihat Yaycı, zamanla yurtdışında yaşayan Gülencilerin en önemli hedeflerinden biri haline geldi. Gülencilere göre, Fetömetre, içerdiği hukuk dışı ve keyfi suç ölçütleriyle hiçbir suça bulaşmamış binlerce kişinin cezaevlerine gönderilmesinin yolunu açmıştı.
Cihat Yaycı, iktidarın beka siyasetinin ikinci veçhesini oluşturan Doğu Akdeniz’deki nüfuz mücadelesinin de önemli bir figürüydü. Yaycı, yıllardır Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de etkili olabilmesi için Libya ile bir deniz yetki sınırlandırma anlaşması yapmasını öneriyordu ve hükümet nihayet onun önerisine uyup bu anlaşmayı gerçekleştirmişti. “Mavi Vatan” projesinin de en önemli isimlerinden biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yaycı’ya doğrudan teşekkürü de bu çerçevede gelmişti zaten.
“FETÖ’yle mücadele mi, müzakere mi?”
Cihat Yaycı’nın başına gelenlerin, onun “Fetömetre” nedeniyle Gülencilerin hedefi haline gelmesini izlemiş olmasından, Cemaat’le hükümetin yeniden yakınlaşmaya başladığı gibi bir sonuç çıkar mı?
Ulusalcı çevrelere hâkim olay yaklaşım aynen böyle. Cumhuriyet gazetesi, dün (18 Mayıs) iki emekli amirale dayandırdığı haberinde benzer bir yaklaşımı benimsemiş görünüyordu: “Amirallerden Cihat Yaycı yorumu: FETÖ ile mücadele, müzakereye mi dönüşüyor?”
Haber de bu yorumlu başlığı taşıyacak biçimde kaleme alınmıştı. Gazete, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki en büyük kazanımı olan Libya Anlaşması ve FETÖ’ye karşı mücadelenin en kritik aracı olan Fetömetre’nin mucidi Tümamiral Cihat Yaycı’nın gece yarısı kararı ile pasif göreve atanmasını, Emekli Amiraller Semih Çetin ve Mustafa Özbey”e sormuş, şu cevapları almıştı:
Emekli amiral Semih Çetin: “Bir de FETÖ’yle mücadele diyorduk… Bu mücadele zaten yarım yamalak sürüyordu; siyasilere dokunmayan o mücadele de artık halkın gözünde inandırıcılığını tamamen yitirdi. Şimdi de yarım kalmış bir mücadelenin müzakereye dönüşüne mi tanıklık edeceğiz bilemiyorum...”
Emekli amiral Mustafa Özbey: "Yaklaşık bir buçuk ay önce sosyal medyada, FETÖ ile ilişkili hesaplarda, Yaycı’nın ipi çekilecek, Yaycı açığa alınacak şeklinde bazı yorumlar çıktı. Bu da demek oluyor ki, Sayın Cumhurbaşkanının önündeki, Cihat Yaycı ile ilgili kararname, içeride birileri tarafından izlenmiş ve onlar da Yaycı açığa alınacak diye zil takıp oynamaya başlamışlar, durum bu.”
Ulusalcı yazarlar, emekli amirallerden çok daha keskin ifadeler kullanıyorlar. Bunlara göre, “FETÖ tasfiye edilmiyor, tasfiye ediyor”du.
En keskin değerlendirme bir Cumhuriyet yazarından geldi: “Son olaylar, (Amiral Cihat Yaycı'nın ‘ipinin çekilmesi’ örneğinde olduğu gibi) AKP-FETO ittifakının zerre kadar zayıflamadığını, dipdiri-taptaze-capcanlı devam ettiğinin kanıtıdır. Kimse bize La Fontaine'den masallar anlatmasın. Yemedik, yemiyoruz, yemeyeceğiz.” (Zafer Arapkirli).
Fantezileri bir yana bırakırsak geriye ne kalır?
İktidarı, bu ve benzeri kızağa çekmelerden caydırmak için psikolojik bir saldırı silahı olarak devreye sokulduğu anlaşılan “FETÖ-AK Parti ittifakı” gibi fantezi yüklü değerlendirmeleri bir yana bırakırsak geriye ne kalır?
Bence geriye kalan şudur: Erdoğan ve AK Parti, 15 Temmuz’dan beri “FETÖ’ye karşı ittifak” içinde olduğu asker-sivil ulusalcı güçlere hiçbir zaman tam olarak güvenmedi, siyasi işbirliğinin yerini er geç eski tarzda ideolojik çatışmanın alacağını aklından hiç çıkarmadı ve o güçlere karşı her zaman teyakkuz içinde oldu.
Yaşanan son gelişme bu teyakkuz halinin dışavurumlarından biri... Muhtemelen önümüzdeki ağustos şûrasında başka dışavurumlara da şahit olacağız.
Son bir not: Ulusalcı kanat içinde yer alan Aydınlık gazetesi bu son olayda da öbür ulusalcı çevrelerden ayrıştı ve cumhurbaşkanının tasarrufunu eleştirmekten kaçındı. Aydınlık’a göre, "FETÖ istedi diye komutanlar alınıyor, son yıllarda şahlanan Türk Donanması'nın beli kırılıyor" kampanyası yanlıştı. Yaycı’nın kızağa çekilmesi haberinin bu sözlerle aktarıldığı gün gazetenin manşet cümlesi “Denizde kurmay kadro sağlam” şeklinde tasarlanmıştı.
Emekli albay, ulusalcı yazar Mustafa Önsel Twitter mesajında bu manşeti şöyle eleştirdi:
“Yaycı’nın tasfiyesinden sonraki başlık! Tam 3 yıldır ağır biçimde sürdürülen tasfiyelerde benzer başlıklar değişmedi Aydınlık'ta. Bir tür cemaat mantığı. Şıhın vardır bir bildiği yaklaşımı. Türk Ordusu böyle hırpalanırken hiç bir şey olmamış tavrı... Tek kelimeyle YAZIK ki YAZIK!”
Mevcut verilerle durumu şöyle özetleyebiliriz: AK Parti-Ulusalcılık ittifakı çatırdarken bir yandan da ulusalcı cephe kendi içinde bölünüyor gibi...
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025