Atilla Aytemur
Seçim yaklaştıkça ittifak veya güç birliği girişimleri de hız kazanıyor.
En son, geçtiğimiz günlerde sosyalist kesimden Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve bu partiden 2014’te kopanların oluşturdukları Türkiye Komünist Hareketi (TKH) ve Devrim Hareketi (DH) isimli partiler seçimleri aşan bir hedefle “Sosyalist Güç Birliği” adıyla bir araya geldiklerini açıkladılar.
Buna ilave olarak, genel başkanlığını eski Doğru Yol kökenli Rıfat Serdaroğlu’nun yaptığı Doğru Parti, Muharrem İnce’nin Memleket Partisi, Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi ve ülkücü gelenekten gelen eski BBP’li Remzi Çayır’ın genel başkanlığını yaptığı Milli Yol Partisi arasında görüşmelerin yapıldığı ve muhtemelen eylül sonunda “Türkiye İttifakı” adıyla sahneye çıkacakları ileri sürülüyor.
İktidarı destekleyen Vatan Partisi’nden, ağırlıkla parti içi demokrasi sorunu nedeniyle kopan, Mehmet Bedri Gültekin’in genel başkanı olduğu Sosyalist Cumhuriyet Partisi’nin de kendi meşrebine uygun bir ittifak arayışında olduğu görülüyor.
Bu yazıda, esas olarak yeni kurulan, Sosyalist Güç Birliği (SGB) hakkında bilgi vermek ve düşüncelerimi yansıtmak istiyorum. Ama önce, sosyalist soldaki hemen bütün gruplar için kerteriz noktası haline gelen HDP’nin merkezinde bulunduğu ittifak, güç birliği veya hareket türü girişimlerin durumuna çok kısa da olsa değinmek istiyorum.
HDP, ittifakını genişletme çabasında
Bildiğiniz gibi HDP, çok bileşenli bir parti. 2013 yılından beri bu yapısını devam ettiriyor. Demokratik Bölgeler Partisi(DBP), Yeşil Sol Gelecek Partisi(YSP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Devrimci Parti (DP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP) ve Sosyalist Dayanışma Platformu (SDP) bileşen partiler olarak biliniyor.
Bunun dışında, farklı etnisite, inanç, kültür grupları ve değişik mücadele alanlarıyla ilgili sivil toplum yapılanmaları da bu partinin yarattığı ortak mücadele mecrasında yer alıyor. Bu kapsamda, Kürt illerinden birçok siyasal platform burada bulunuyor.
Özellikle seçim dönemlerinde kimi sosyalist parti ve yapılarla da ayrıca seçim ittifakları yapıldığı biliniyor. Milletvekili listelerinde yer verilmesi, bu kesimlerin de parlamentoya taşınmasına imkan sağlıyor. Nitekim, son seçimde kimi bağımsız aydınlar, Halkevi temsilcisi ve iki TİP yöneticisi bu yoldan parlamentoya girdiler.
Önümüzdeki dönemde HDP’nin, EMEP, TİP, Halkevleri ve Toplumsal Özgürlük Platformu gibi sol çevrelerle bir araya gelmeye ve onları aşan genişlikte bir ittifak ya da hareket yaratarak seçime girmeye yoğun çaba gösterdiği biliniyor. Partinin kapatılması halinde, yerine ikame edilecek seçenek için durumda bir değişiklik olmayacağına da dikkat çekiliyor. Bu gelişmelerin seyri dikkate alınırsa, son seçimlerde olduğu gibi, gerek batı da gerekse doğuda ağırlığını Kürt seçmenlerin teşkil ettiği bu karma topluluğun AK Parti iktidarını sonlandıracak süreçte en kritik rolü oynama ihtimalinin giderek daha da güç kazandığı görülüyor.
Sosyalist Güç Birliği
Asıl konumuza olan Sosyalist Güç Birliği’ne gelince, şüphesiz bu küme oransal bakımdan büyük bir seçmen topluluğunu etrafında toplamıyor. Ancak kimi aydınlar, sendika ve meslek odalarında mücadele yürüten kimi kesimler ve bazı gençler arasında örgütlenme imkanı var. Ayrıca, bünyesindeki bazı partiler seçime girme hakkını da kazanmış durumda.
Girişimin ilk duyulduğu geçen yıl (2021), TKP ve SOL Parti’ye “Neden HDP ile birlikte davranmıyorsunuz” sorusu sorulduğunda, uzak durma gerekçelerini anlatan cevapları çok dikkat çekmişti. Serbestiyet’te yayınlanan 2 Aralık 2021 tarihli ve “Sosyalistlerin İttifak Halleri” başlıklı yazımda bunlara yer vermiştim.
O dönem, zayıf da olsa bu grupla birlikte hareket etme ihtimali bulunan EMEP’in Sosyalist Güç Birliği’nde yer almadığı görülüyor. EMEP, özellikle Tunceli gibi bazı kentlerde HDP geleneğinden partilerle çoğu zaman rekabet yaşasa da, SOL Parti’nin ve TKP’nin üzerinde durduğu ideolojik ve politik zemini paylaşmasının zor olacağı kestiriliyordu.
O yazımda, TKP ve SOL Parti temsilcilerinin, Millet İttifakı’nın “güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş” programını “Burjuva, gerici, sermaye yanlısı restorasyon” olarak değerlendirdiklerini aktarmıştım. Bu partiler, “Sermaye karşıtı, anti-emperyalist ve laik bir seçenek” arayışında olduklarını söylüyorlardı. TKP, bunun “HDP’siz olabileceğini” ileri sürüyordu. SOL Parti ise “Millet İttifakı’yla uyumlu davranacağı öngörülen “HDP ve TİP’in de içinde bir ittifak oluşumunda yer almayı reddediyor” ve milletvekili adaylığı üzerine konuşmayı “solu dizayn etme isteğinin işareti” olarak gördüğünü belirtiyordu. Sosyalist-devrimci gelenek ve birikimin, hem mevcut iktidara son verecek, hem de yeni kurulacak düzenin sağ-muhafazakâr bir restorasyon süreci olmasına karşı mücadele yürütecek güçte olduğunu ileri sürüyordu. Hedeflerinin tam bağımsız, laik ve anti-emperyalist bir ülke inşa etmek olduğunu vurguluyordu. (https://serbestiyet.com/yazarlar/sosyalistlerin-ittifak-halleri-76886/)
Beş maddede ne var?
O çalışmaların devamında, Ankara’da Makine Mühendisleri Odası salonunda, 20 Ağustos 2022 günü bir araya gelen 4 parti, bazı aydınların da katılımıyla beş maddelik açıklamayla Sosyalist Güç Birliği’nin kurulduğunu ilan ettiler. Bu maddeleri özetle ve mealen aşağıya alıyorum:
Bu maddelerin ilkinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ucube “ olarak tanımladıkları ve emperyalizmin hizmetinde gördükleri tek adam rejiminin kaldırılması ve emekçi halkın siyasete katılımını sağlayacak kapsamlı bir yapının kurulması isteniyor.
İkincisi kapitalizmin sömürü, eşitsizlik ve adaletsizliğini doğuran sistemi hedef alınıyor. Bu sistemin kriz, yoksulluk ve ülkeyi çöküşe sürüklediğine dikkat çekiliyor. Özelleştirmelere son verilmesi istenip, şimdiye kadar yapılanların da kamulaştırılması talep ediliyor. Tüm insani ihtiyaçların, eşit ve ücretsiz kamu hizmeti olarak verilmesi vurgulanıyor. Ekonomide planlamanın rolüne dikkat çekilip, ülke topraklarında emperyalist yağmaya son verilmesi ifade ediliyor.
Üçüncü madde bağımsızlık konusuna ayrılmış. Nato’dan çıkılması ve yabancı üslerin kapatılması isteniyor.
Dördüncüde, gericiliğe karşı laiklik hedefiyle bir araya geldiklerinin altı çiziliyor. Tarikat ve cemaatlerin kamudaki kadrolaşmasının tasfiye edilmesi, okul ve yurtlarının kapatılması ve eğitimde birlik ilkesinin gerçekleşmesi öne çıkarılıyor.
Son maddede ise yurttaşlığın tesisine dikkat çekiliyor. Etnik, dinsel, mezhepsel ve toplumsal cinsiyetten kaynaklanan farklılıklar nedeniyle ayrımcılığın ve karşıtlığın kalkması isteniyor. Eşit ve kardeşçe yaşanan özgür bir cumhuriyetin ortak özlem olduğu vurgulanıp, herkes ortak mücadeleye çağrılıyor.
Özetle, HDP ile ittifak istenmiyor
Maddeler söz konusu partilerin diğerlerinden ayrı, dörtlü yürüyüşlerinin gerekçelerini tam olarak anlatmasa da, geçen yıl kamuoyuna duyurulan görüşlerle büyük bir paralellik içinde. Parti temsilcilerinin medyaya yaptıkları ilave değerlendirmeler, durumun biraz daha aydınlanmasına imkan veriyor.
SOL Parti Temsilcisi İsmail Hakkı Tombul, toplantıdan bir gün sonra Rudaw’da yayınlanan ifadesinde “20 yıldır AKP eliyle Türkiye’de ciddi bir tahribat yaratıldı. 6’lı Masa’nın politikaları da bu tahribatı giderecek gibi görünmüyor. Emekçilerin sorunlarını çözecek, laiklik, kamuculuk ve anti-emperyalizm temelinde halk muhalefeti ihtiyacı var…HDP’nin etrafında bir ittifak bloğu zaten var. Türkiye’de sosyalistlerin de varlığını gösterecek ve sosyalist fikirlerin yeniden ikna edici bir biçimde topluma sunacak örgütlü güç yaratmaya ihtiyaç var ” dedi.
TKP Temsilcisi Kemal Okuyan da, aynı internet gazetesine “Bu alternatif, CHP ve HDP’nin oluşturacağı ittifakların dışında, bunlardan bağımsız, emekçi halkın laik, anti-emperyalist çizgisini temsil ediyor” şeklinde bir değerlendirmede bulunuyor. “Biz seçimleri merkeze koymuyoruz. Seçimler dendiğinde CHP ve HDP endeksli ittifaklar gündeme geliyor. Bu alternatif, CHP ve HDP’nin oluşturacağı ittifakların dışında, bunlardan bağımsız, emekçi halkın laik, anti-emperyalist çizgisini temsil ediyor…Seçimi de kapsayan bir güç birliği bu ama sadece seçimi kapsamıyor” şeklinde açıklama yaptı.
Türkiye Komünist Hareketi( TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek’de Rudaw’ın sorularına ” Bu ittifak ülkenin bu hale gelmesinde emeği olanlara ve Cumhur İttifakı’na karşıdır. Zaten, AKP iktidarından kurtulmayı da içeren bir ittifak. Bu ittifak HDP’nin merkezinde olacağı demokrasi ittifakına karşı da kurulmadı. Bizim ittifakımız halktaki bu eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, yoksulluğa karşı eşitlik taleplerini solla buluşturmak için atılmış bir adımdır, çünkü bu solla gerçekleşir” cevap verdi.
Devrim Hareketi temsilcisi Ercan Bölükbaşı ise aynı internet gazetesine “…Toplumda bir tepki ve AKP saflarında çözülme var…Bu çözülmeye yanıt üretmek yerine, AKP’nin patron yanlısı ve gerici politikalarını kalıcılaştırmayı hedefleyen bir düzen muhalefeti yer alıyor…Erdoğan’ın sarayı ile 2002 AKP’si arasında bir tercih yapmak zorun da olmadığımızı düşünüyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Söz konusu temsilcileri başka bazı medya organlarında benzeri görüşleri yer aldı.
Niyet “Bağımsız sosyalist odak” olmak
Sosyalist Güç Birliği (SGB), deklarasyon ve temsilcilerin bu açıklamaları dikkate alındığında, seçim sürecinde anlamlı bir varoluş sergileme imkanına sahip olmadıklarını düşünerek, seçim sonrası için örgütlü bir sosyalist muhalefet odağı olma hazırlığını tercih ettikleri anlaşılıyor.
Ayrıca, SGB bünyesindeki bazı partilerin, ulusalcılığa hayli yaklaşmış gibi görünen mevcut ideolojik ve politik yapılanmaları, merkezinde HDP’nin olduğu geniş yelpazeli bir ittifak ya da hareketle birlikte siyaset yapmalarını büyük ölçüde güçleştiriyor. Toplumsal algılarında farklı değerlendirmeler oluşmaması için de, “sınıf, emek, bağımsızlık, laiklik, sosyalist bağımsız odak olma” gibi kavramların “garantili şemsiyesi” altında, HDP ve onun oluşturacağı ittifaktan uzak duruyorlar.
Bununla beraber, Millet İttifakı’nın üzerinde anlaştığı ve HDP’nin de makul bularak desteklediği bir cumhurbaşkanı adayı söz konusu olduğu takdirde (ki bu aday esasen CHP’nin belirlediği bir aday olacaktır), kendi tercihlerinin aynı doğrultuda olabileceğine dair güç birliğinin kimi partileri güçlü işaretler de veriyorlar.
Sonuç olarak, Sosyalist Güç Birliği’nin kuruluşunu, Türkiye’deki muhalefet güçlerinin toparlanmasında bir başka boyut olarak değerlendiriyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022