Berat ÖZİPEK
İçindeyken kolay fark edilmiyor olabilir, ama tarihi günlerdeyiz. Ya kangren haline gelmiş kronik/yapısal sorunlarımızı çözüp, çocuklarımıza doğru dürüst bir ülke bırakacağız, ya da yenilip onların istikbalini karartacağız. Geri dönüşü olmayan bir yol bu, ama felaket tellallığına gerek yok, çünkü artık bu kabustan uyanmanın “çok alametler[inin de] belirdi[ği]” günlerdeyiz.
Cumhuriyetle yaşıt sorunlarımızı çözmenin ilk kez ulaşılabilir bir hedefi ifade ettiği bir aşama bu. Derin devletin geriletildiği, siyasi, etnik, mezhebi husumet ve kavgaların üstüne iktidar kuran odakların ilk kez ‘defansta’ olduğu ve her kesimden çok sayıda namuslu insanın, ciddi riskler alarak elini taşın altına koyduğu bir dönem. Ve eğer başarırsak, çocuklarımıza insanca yaşayabilecekleri bir ülke armağan edebileceğiz.
Ama hiç şüphesiz, böyle bir aşamada bulunmanın kendisi, başarıyı garantilemiyor; sorunlarımızın kolayca çözülebileceği anlamına gelmiyor. Aksine, eğer bu ülkede adalet ve barışın egemen olmasını isteyen güçler bu kez yenilecek olurlarsa, bunun telafi edilebileceği başka bir dönem veya başka bir şans olmayabilir.
Galiba en çok da Kürt sorunu için bu böyle. Bizim kuşak, Doç. Dr. Hüsnü Kapu’nun tespit ettiği gibi, “bu sorunu çözebilecek son kuşak” olabilir. İşte bu yüzden de bu konuyu bütün boyutlarıyla ele almaya, konuşmaya, tefekkür etmeye ve başta hükümet olmak üzere, bütün siyasi aktörlere yol gösterecek bir çözümün ana çizgilerini birlikte inşa etmeye ihtiyacımız var.
Elbette onlarca yıl süren çatışmaların, acıların ve travmanın damgasını vurduğu bir ülkede hiç de kolay değil bu. Ama zor zamanlarda her zaman birilerinin sağlam durması gerekir. Öfke ve intikam duygularına yenilmeden, kavmiyetçiliğin ve milliyetçiliğin körleştirmesine izin vermeden hareket etmeleri, basiretli olmaları, meşhur metaforu hatırlayacak olursak, “çocuğun anası gibi davranmaları” beklenir onlardan.
İşte Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) “Kürt Sorunu: Çözüm İçin Öneriler” başlıklı çalışması, tam da böyle
bir sorumluluk duygusunun ürünü olarak ortaya çıktı. SDE, geldiğimiz aşamada Kürt sorununu masaya yatırmak amacıyla, 22 Ocak 2011’de Ankara’da bir çalıştay düzenledi. “Mevcut durumu bütün boyutlarıyla analiz etmek, çözümü kolaylaştıran ve zorlaştıran faktörleri tespit etmek ve bunlar ışığında atılması gereken adımları somutlaştırmak” amacıyla gerçekleştirilen çalıştayda, farklı dünya görüşü, etnik kimlik ve siyasi tercihlere sahip entelektüeller ve kanaat önderleri, bir araya geldi.
Aralarında Orhan Miroğlu, Doğu Ergil, Vahap Coşkun, Aydın Bolat, Faik Tarımcıoğlu, Yasin Aktay, Mesut Yeğen, Alper Tan, Emin Aktar, Yusuf Tekin, Aytekin Geleri, Hilal Barın, Fehim Işık, Nevzat Çiçek, Necdet İpekyüz, Ümit Fırat ve Murat Yılmaz gibi isimlerin bulunduğu çalıştay, enstitünün çözüme yönelik perspektif oluşturmasına temel teşkil edecek ufuk açıcı tartışmalara sahne oldu.
Bu çalışmadan hareketle SDE’nin ulaştığı sonuçları ifade eden “Kürt Sorunu: Çözüm İçin Öneriler” başlıklı rapor ise Yasin Aktay, Vahap Coşkun ve benim tarafından kaleme alındı. Amaç, sorunun tarihçesine ilişkin sonu gelmez tartışmalara girmeden, uzun ve edebi ifadelere yer vermeden, gayet açık ve yalın bir dille, çözümün izlemesi gereken yolun ana çizgilerini somutlaştırmaktı ve galiba bu da gerçekleşti.
Gelin şimdi rapora daha yakından bakalım. Raporun ilk bölümünde, öncelikle mevcut durumun fotoğrafı çekiliyor; avantajları ve dezavantajlarıyla içinde bulunduğumuz durum mercek altına alınıyor.
İmkânlar ve avantajlar
Mevcut çatışmasızlık durumubu kapsamda bir avantaj olarak tespit ediyor. Eylemsizlik durumunun sona erdirildiğine ilişkin olarak haberlere rağmen, henüz şiddetin başlamamış olmasının önemine vurgu yapılıyor ve “meselenin aklıselim ile ele alınmasını kolaylaştırması, bir konuşma ve anlama imkanı sağlaması bakımından” çatışmasızlık halinin korunmasının değeri vurgulanıyor.
Demokratik Açılımise, içerdiği sınırlılıklara rağmen, Kürt sorununda artık “evrensel tecrübeyi göz önüne alan hak temelli bir perspektifin egemen olması” şeklinde tespit ediliyor ve önemine işaret ediliyor.
Referandum sonrası olumlu atmosfer de “toplumun reform iradesini desteklediği ve sorunun çözümü konusunda bir tür vize [verdiği]” şeklinde tanımlanıyor.
Demokratikleşme adımlarının katkısıda “demokratik bir ortamın doğmasına katkısı” bakımından bu kapsamda ele alınıyor.
Sivil toplumun devreye girmesinin, özellikle Güneydoğu’daki sivil toplum örgütlerinin şiddetin dışlanması konusundaki irade beyanlarının önemli bir avantaj olduğunun altı çiziliyor ve “aynı şekilde İslami duyarlılıklarıyla bilinen bazı STK’ların da -anadil kısıtlamalarının kaldırılması dahil- hak ve adalet temelli çözüm konusundaki irade beyanları da güven arttırıcı bir atmosferin oluşumunda katkıda bulunmuştur” tespiti yapılıyor.
Dış konjonktürün elverişliliği başlığı altında ise, “Mağripten başlayan ve önce Mısır, sonra da Libya’da otoriter rejimleri dönüştüren gelişmeler”in, “aşağıdan yukarı bir demokrasi ve özgürlük dalgasının yayılan etkisini” ifade etmesi bakımından sürece olumlu katkı yapacağı tespit ediliyor.
Sınırlılıklar ve dezavantajlar
Çözümü kolaylaştıracak bir siyasi yakınlaşmanın zayıflığı bahsinde, öncelikle siyasi kültürümüzdeki bu soruna işaret ediliyor, CHP’deki yeni politika arayışının ve Öcalan ile görüşme konusunda Kılıçdaroğlu’nun olumlu yaklaşımının, gerilimi kayda değer ölçüde azalttığı tespit ediliyor, ama “muhalefetin hala çözüm konusunda hükümeti daha geri bir noktadan eleştir[diği] de ifade ediliyor.
Yaklaşan seçimler de siyasi kutuplaşmayı artıracak bir etken olarak ifade ediliyor ve bu kapsamda şu yargıya yer veriliyor: “Bütün siyasi partilerde mevcut olan ve milliyetçiliğin oy kazandırdığına -ve Kürt sorunu konusunda çözüme yönelik radikal adım atmanın oy kaybettireceğine- ilişkin yaygın ve temelsiz inanç, bu konuda seçim öncesi ciddi adım atılmasını güçleştirecektir”.
KCK Davası’nın doğurduğu ortam da “sürecin olumlu yönde ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biri” olarak tespit ediliyor.
Raporun ikinci bölümünde, Kürt sorununa her dönem, farklı bir tartışma veya talep damgasını vurduğu tespiti yapılıyor. Bugün ön plana çıkan iki konudan birinin anadilde eğitim, diğerinin ise özerklik ve yerel yönetim tartışmaları olduğu ifade ediliyor. “Her iki meselenin de yapıcı bir tartışmaya konu edilemediği”nden şikayet edilen raporda, “oysa makul ve serinkanlı bir biçimde ele alındığında, her iki konuda da sanıldığı gibi uzlaşmaz çelişkilerin mevcut olmadığı tespiti yapılabilir” hükmüne varılıyor.
Eğitimde anadilin kullanılmasına ilişkin talebin, bugünkü aşamada diğer bütün kültürel taleplerin ötesine geçmiş göründüğüne işaret edilen raporda, anadilde eğitimin, evrensel insan hakları çerçevesinde tartışmasız bir hak olup, demokratik hukuk devletlerinin imzaladığı temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerde de ifadesini bulduğu hatırlatılıyor.
BDP ile DTK’nın dile getirdikleri demokratik özerklik modelleri arasında gerek ölçek, gerek yetki ve gerek hukuki statü bakımından önemli farklılıklar olduğuna işaret edilen raporda “DTK önerisinde ölçek, yetki ve statü konusunda belirsizlikler söz konusu iken, BDP önerisinde bu noktalarda bir berraklık vardır” yargısına yer verilmektedir..
Özerklik ve yerel yönetim tartışmaları bahsinde ise, “BDP’nin talepleri ile AB Sürecinde Yerel Yönetimler Şartı kapsamında hükümetin gerçekleştirmesi gereken düzenlemeler arasında uzlaşmaz bir çelişkinin söz konusu olmadığı” ifade ediliyor ve bu süreçteki en çetin tartışmanın, “öz savunma güçleri” konusunda olduğu belirtiliyor. Bunun BDP dışındaki Kürtler arasında da kaygıya yol açtığı, bölgede siyasi çeşitlilik ve çoğulculuğu bastıracak bir “Kürt Kemalizmi” üreteceğine ilişkin bir kaygı doğurduğu ifade ediliyor.
Ve sonra da çözüm önerilerine geçiliyor...
(haftaya: “Sürecin Yönetimi: Atılması Gereken Adımlara İlişkin Öneriler”)
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025