Celal BAŞLANGIÇ
Yedi çıplak erkek, yıkık bir duvarın dibine dizilmiş.
Çömeldikleri için ilk bakışta anadan üryan izlenimi veriyorlar.
Oysa bir donları kalmış üzerlerinde.
Hepsinin de çıplak ayakları çamurlu. Belli ki o halde yürütülmüşler.
Bazılarının kolunda saatleri duruyor.
Hani o da olmasa, bunca yıkıntının arasında geçmiş çağlardan kalma bir savaşın filmini seyrettiğini sanır insan.

Başka kareler de vardı sosyal medyaya düşen.
Harabeye dönmüş bir sokaktaki binaların tuğla duvarları önünde doncak ayakta duruyor çıplak erkeklerden biri; biraz mahçup, biraz şaşkın.
Bir başka karede, yarı çıplak yere oturmuş adamın başına; kasklı, tam teçhizatlı askerler toplanmış.
Bu da diğer fotoğrafın aksine geçmiş çağlardan kalma tarihi bir savaş filmini değil de, dünyayı istila eden uzaylıların bir dünyalıyı esir alma sahnesini izlediğimiz bilimkurgu bir filmi çağrıştırıyor.
Bu fotoğraflar sosyal medyaya "Diyarbakır Sur'dan görüntüler" diye düşünce kimi inanmadı, kimi "ne malum" diye reddetti. Bunlar daha çok sosyal medyadaki "Akkoyun devletinin sadık bendeleri"ydi.
"İnsan" olarak sosyal medyayı kullananlarda ise büyük bir tepkiye yol açmıştı bu görüntüler.
İster istemez ablukaya aldıkları, yakıp yıktıkları, top ve tank ateşine tuttukları kentlerin duvarlarına "Esadullah Timi" imzalı yazılar geldi akla:
"Türksen Öğün, Değilsen İtaat et!"
Bir de Yüksekova'dan gelen bir görüntünün yeni versiyonu gibiydi. Hani bir inşaatta Özel Harekat Timi komutanı işçileri ellerini arkadan kelepçeleyip yüzükoyun yatırmış bağırıyordu ya:
"Türk'ün gücünü göreceksiniz... N'aptı lan bu devlet size!"
Belli ki bugünlerde Kürt kentlerinde çok şiddetli biçimde yayılan vahşetin yeni bir görüntüsüyle yüz yüzeydik..
Karşılıklı atışmalar, çatışmalar sürerken, ilk işaret fişeği "Akkoyun medyası"ndan geldi.
Haberin başlığı, "çırılçıplak" görünen insanlık suçunu işleyenleri gizlemeye dönüktü:
"Sur'da Çıplak Teröristleri Gören Askerler Şaştı Kaldı"
Haberin flaş cümlesi de "biz yapmadık miki yaptı" kıvamındaydı:
"Operasyonların son aşamaya geldiği Diyarbakır'ın Sur ilçesinde çatışma bölgesindeki teröristler çıplak durumda koşarak güvenlik güçlerine teslim oldular."
Hatta haberin içine duruma uygun diyaloglar da yerleştirilmişti:
"- Neden çıplak çıktınız?
Silahsız ve güvenilir olduğumuzu anlayın diye..."
1990'lı yılların "iliştirilmiş tv programcısı" Ertürk Yöndem'in 2010 model kopyası olmaya aday eski bir "bordo bereli" bile "güvenlik uzmanı" olarak "biz yapmadık miki yaptı" yalanının değirmenine twit twit su taşıdı:
"Bugün Sur'da yalnızca iç çamaşırla görüntülenen PKK'lı teröristlerin fotoğrafları hakkında bir kaç şey söyleyeceğim...."
"Şahıslar güvenlik görevlileri tarafından üstleri çıkarılmamış. O şekilde evden çıkarak gelmişler." "Gelenler tecrübeli kırsalcı. Diğerlerine yaptırmadıkları uygulamayı kendileri yapmışlar." Yapmalarının bir sebebi var ama burada yazmayacağım."
Bir gün boyunca sessiz kalan Diyarbakır Valiliği hiç değilse "Akkoyun medyası" ve "Akkoyun uzmanları" gibi kıvırmadı da gerçek ortaya çıktı. Evet, o fotoğraflar Sur'da çekilmişti ve ortada ne "çırılçıplak koşarak gelip teslim olan vardı, ne de şaşıran askerler".
Yandaşların reddettiğini Diyarbakır Valiliği "biz soyduk" diye kabul ediyordu:
"Oluşturulan güvenlik koridorundan 1 çocuk, 2 bayan ve 11 erkek olmak üzere toplam 14 kişi güvenli bölgeye alınmıştır. Söz konusu tahliyelerin sonucunda sosyal medya ile yazılı ve görsel basında tahliye olan kişilere ait bir takım fotoğraflar yayınlanmıştır. Teslim olan kişilerin üzerlerinin çıkarılması uygulaması, canlı bomba, bombalı tuzak, intihar eylemi vb. olumsuz durumlara karşı güvenlik güçlerimiz tarafından alınmış olan tedbir amaçlı bir uygulama olup, söz konusu çalışma bütün dünyada aynı şekilde gerçekleştirilmektedir. Ancak, teslim olan bir kısım şahıslara ait fotoğrafların izinsiz olarak çekildiği ve paylaşıldığı görülmüştür. Bu durum ile ilgili olarak valiliğimizce bir komisyon oluşturularak hemen soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Aman efendim niye zahmet ettiniz; hem de iki kere!
Birincisi, valilik "izinsiz fotoğraf çekip paylaşanları" soruşturmak için komisyon kurmuş.
Sadece izinsiz fotoğraf çekip paylaşanları soruşturacaksınız da; kucaktaki bebekleri vuran keskin nişancılarla, bodrumlarda insanları yakarak öldürenlerle, silahsız sivilleri kurşuna dizenlerle ilgili iddiaları soruşturmak için bir komisyon kurmayacaksınız demek!
Yoksa sivilleri öldürmek serbestti de sadece fotoğraf çekip paylaşmak mı yasaktı!
İkinci zahmetiniz de insanları neden soyduğunuzu açıklarken "bütün dünyadan örnek vermeniz" konsunda olmuş.
O kadar dünyaya açılmanıza gerek yoktu, bu ülkenin yakın tarihine baksanız yeterdi zaten.
Öyle 1920'lere, 30'lara gitmeyelim. Mayıs 1970'te Doğu Devrimci Kültür Ocakları'nın dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a verdiği rapordan bir bölüme bakalım:
"Köyün etrafı motorlu askerî araçlarla sarılmakta; helikopterlerle köyün üzerinde uçuşlar yapılmakta; köylüler, hiçbir şey sorulmadan dövülerek evlerinden alınmakta; köyün belirli alanlarına kadın erkek ayrı ayrı olmak üzere toplatılmaktadır. Burada köylülerden silah istenmekte fakat silah olmadığını söyleyen köylüler falakaya yatırılmakta, yerlerde süründürülüp kovalanmakta, birbirlerine bindirilmek suretiyle piramitler kurdurulmakta; bunlarla yetinilmeyerek çırılçıplak soyundurulmakta, kadınların mahrem yerlerine el atılıp iğrenç muameleler yapılmaktadır. Bu işkencelerde ölenlerin sayısı fazladır. Çırılçıplak soyundurulan kadın ve erkekler, üzerlerine su dökülerek, saatlerce kamçılanarak sehpalardan başaşağı astırılmaktadır. Bu işkenceler sonucunda intihara teşebbüs eden köylüler olmuştur. Yer yer çıplak edilen erkeklerin cinsel organına ip bağlanarak kadınların eline verilerek, bu şekilde bütün köy gezdirilmektedir. Yine çıplak edilen kadınların köy içinde bütün gün boyu dolaştırıldıklarına sık sık rastlanmaktadır."
Yani 1970'li yıllarda sosyal medya olup da bu görüntüler facebook'a, twitter'e düşseydi Diyarbakır Valiliği buna da mı "canlı bomba, bombalı tuzak, intihar eylemi gibi olumsuz durumlara karşı güvenlik güçlerimiz tarafından alınmış olan tedbir amaçlı bir uygulama olup, söz konusu çalışma bütün dünyada aynı şekilde gerçekleştirilmektedir" diyecekti?
Türkiye'nin bütün karakollarında, emniyet müdürlüklerinde, askeri garnizonlarında gözaltına alınıp çırılçıplak işkence gören Kürtleri, Türkleri, muhalifleri, sosyalistleri geçiyorum.
Hatta bu olay çerçevesinde 12 Eylül sonrası Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde bütün mahkumların çırılçıplak soyulup Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran'ın köpeği Co'nun üzerlerine saldırtılmasını da saymıyorum.
Ama 1980'lerin sonlarında, 1990'larda köyündeki ağaca çırılçıplak asılan Kürt yurtseverlerinin... Erkeklerinin çırılçıplak soyulduğu, kadınların köyün çıplak erkeklerini sırtlarında taşıdığı hikayeler bu coğrafyada belki de şu anda bile kuşaktan kuşağa anlatılıyor.
Burada da çok uzağa gitmeyelim, 1980'lerden 90'a bölgede göre yapan Özel Harekat'çı Ayhan Çarkın'ın "vicdan yıkaması"na bakalım:
"Ben 1986’da Güneydoğu’ya ilk gönderilen 320 kişilik Özel Harekât grubu içindeydim. 1990’a kadar bölgede kaldım. Hepimiz kana bulaşmıştık. Öyle korkunç şeyler yapıldı ki o halka. Gittiğimizde baktık adamın biri gelmiş, çoluğun çocuğun içinde adamın birini çırılçıplak soymuş. Milleti köy ortasında toplamış dayak atıyor. Bir Kürt’ü PKK’lı diye çırılçıplak soyan bir zihniyet nedir?"
Bu da mı valiliğe göre o yıllarda "olumsuz durumlara karşı güvenlik güçlerimiz tarafından alınmış tedbir amaçlı uygulama"ydı!
Gelelim işin aslına; bırakın insanları çırılçıplak soyup kimliğini, kişiliğini aşağılamayı "güvenlik konsepti" içine sokmayı.
Yani Kürtler çırılçıplak soyulmadan bu ülkede "kamu düzeni" sağlanamıyor mu?
Bu "Kürtler kardeşimiz ama PKK terörist" lafı da kabak tadı vermeye başladı.
1925'lerde, 1938'lerde de mi PKK vardı?
Cumhurbaşkanı Sunay'ın resmi yanıt vermek zorunda kaldığı 1970 tarihli DDKO raporunda yer alan Kürt köylülerinin çırılçıplak soyulmasının anlatıldığı süreçte PKK mi vardı?
Bu zamana kadar yaşanan süreçten anlıyoruz ki, son 32 yılda Kürtlere yapılan zulmün bahanesi PKK de, son 90 yılda yaşanan vahşetin sebebi ne? Açıkça söyleyelim; Kürt olmaları...
Ancak artık bu ülkede devlet olan bütün anlayışların kafasını duvara vura vura öğrenmesi gereken bir gerçek var; Kürdü çırılçıplak soysan bile; Türk de yapamazsın, itaat de ettiremezsin!
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021